Prof. Dr. Suna Taneli’yi kaybettik. Eşi ve meslektaşı Prof. Dr. Bilgen Taneli ile birlikte 1976 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin (O zamanki adıyla Bursa Üniversitesi) Psikiyatri kliniklerini kurmak üzere eğitimini tamamladığı Würzburg Üniversitesi Psikiyatri Kliniği’nden Bursa’ya geldiler.
Prof. Dr. Suna Taneli 1962 yılında Ege Üniversitesi Psikiyatri Kliniği’nde uzmanlık eğitimine başladı. (Bir yıl sonra eşi olacak Prof. Dr. Bilgen Taneli’de aynı yıl aynı bölüme başladı. Suna Hoca, Ege Üniversitesi Psikiyatri Kliniği’nde uzmanlığını tamamlayarak, 1967 yılı başında bir yıl önce eşinin geldiği Almanya’daki Würzburg’a geldi. Her ikisinin de Ruh ve Sinir Hastalıkları uzmanlık eğitimleri 1967 yılında tamamlandı. Ardından Prof. Dr. Suna Taneli 1968 yılı bahar aylarında Göttingen Üniversitesi’nde Çocuk Psikiyatrisi Uzmanlık Eğitimi’ne başladı.
1976’da Bursa Üniversitesi’ne bölümü kurmak için eşiyle birlikte geldikten sonra Prof. Dr. Suna Taneli 2006 yılında emekli oldu. Emekliliği sonrasında İstanbul Ticaret Üniversitesi Bursa Şubesi’nde  öğretim üyeliğine devam etti. Ayrıca 2x(S&B) Kıdemli Vatandaş seçildi.
Suna Taneli, yaşamının son 50 yılını Bursa’da geçirdi ve gerek çalıştığı sürece gerekse emekliliği sonrasında hep bir toplum gönüllüsü gibi içinde yaşadığı topluma katma değer katmak amacıyla yaşadı.

Çok uzun yıllar önce kendisi ile ilk tanışıklığımda ondan öğrendiğim bir bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum.
Yaklaşık 35-40 yıl önceydi. O dönemler yoğun olarak her alanda doyumsuzca okuyorduk. Bu arada Freud’a takılmıştık. Nerede ise tüm kitaplarını (ülkemizde yayınlanan) okumaya başladık. Özetle o zamanın gençliği içinde her alanda bir şeyler söyleme ihtiyacımız, entelektüel birikimimizi gösterme ihtiyacımız vardı. Psikoloji okuduğum dönemlerdi. O sıralar bir de 17 İntihar Olayı isimli bir kitap okumuştum. İşte o kitabı okuduktan sonra Bursa’da üst üstte birkaç intihar olayı yaşanmıştı.
Yanlış anımsamıyorsam spor bilimleri alanında doktoramı bitirmek üzere olduğum bir dönemdi. Araştırmamı da o dönem Uludağ Üniversitesi Endokronoloji bölümünde Prof. Dr. Şazi İmamoğlu hocanın kontrolunda sürdürüyordum. (Danışman hocam rahmetli Prof. Dr. Üstün Korugan ona göndermişti beni). Ben de o intihar olayları konusunda bir yazı yazmak istedim. O dönemler bilimle uğraşmaya çalışan bir insan olarak başvuracağım yer, kuşkusuz Uludağ Üniversitesi’ydi.
Psikiyatri dendiğinde o dönemler Bursa’da, akademik dünyada 2 isim akla gelirdi. Prof. Dr. Suna Taneli ve Prof. Dr. Bilgen Taneli.
Ben de biraz uğraş vererek Suna Hoca’ya ulaştım. Kendimi tanıttım. Konuyu aktardım. Ve o bana şunu söyledi:
“İntihar olayları ile ilgili yazacağınız, her satır, yeni bir intihar olayının tetikleyicisi olur. Ben sizin yerinizde olsam bu konuda hiç yazmam.”
O günden beri intihar konusu ile ilgili bir şey yazmamaya özen gösterdim.
Suna Hocam ve Bilgen Hocam ile son yıllarda arada bir de olsa telefonda görüşüyorduk. Ben buradan Taneli Ailesi’ne başsağlığı dilerken, Bilgen Hocam ve Yeşim Hanım ile kardeşlerine sabır ve güç diliyorum.
Hocam ışıklar seninle olsun.
PS: Suna Hoca yarın(ptesi) öğlen Fatih Sultan Mehmet Camii’nde kılınacak cenaze namazı ardından Bademli Köyü mezarlığına defnedilecek.