Yaşamın hızlı akışı içinde savrulup gidiyoruz. Onu da yapalım bunu da yapalım derken bakıyoruz yaşam akıp, gitmiş. Yaşımıza göre de zamanın izafi algılanışı hep aleyhimize işliyor.
49 yıllık çalışma hayatım içinde çeşitli olaylara tanıklık ettim ve çeşitli girişimlerin de içinde oldum. Bu noktada beni heyecanlandıran girişimlerden biri de konut kooperatiflerinin pandemi gibi yayıldığı dönemlerde Bursa’da kurulan Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin bazı çevrelerce öncelikle bu biçimde algılanmasıydı. Bu çok garip de değildi çünkü genelde kooperatif mantığı üyelerine katma değer sağlayan bir oluşumdu. Halbuki onun için yola çıkmış ve Atatürk’ün çizdiği çağdaşlaşma yoluna gönül vermiş 23 insan kendilerine değil topluma katma değer yaratma peşinde koşuyordu. Yani belki de ülkemizin ilk eğitim kooperatifi olurken, sosyal kooperatifçiliğe de bir model oluşturuyordu.
Bendeniz bu oluşuma kurulduğu ilk aylarda galiba 105’inci üye olarak katıldım. Bir baktım ki aradan tam 29 yıl geçmiş.
ÇAĞDAŞ EĞİTİM KOOPERATİFİ
Bursa tarihi içinde birçok ilke imza atmış bir kenttir. Bu imzalardan biri de eğitim alanındadır. Türkiye’nin ilk eğitim kooperatifi Çağdaş Eğitim Kooperatifi, 25 Temmuz 1995‘te kentimizde kurulmuştu.
Çoğumuzun ortak olduğu bu yapı, kâr payı dağıtmayan, gelirlerini eğitim için harcayan, ülkemizdeki eğitim kooperatifçiliğinin ilk örneği olması yanı sıra sosyal kooperatifçiliğin de öncülerindendir.
1995 yılında 23 kurucu ile çıkılan yolculuk, günümüzde 1800’ü aşan bir üye sayısına ulaştı.

“Anaokulundan üniversiteye” sloganıyla yolculuğa çıkan ÇEK, bu hayalinin büyük bölümünü, ÇEK Beşevler 3 Mart Anaokulu, ÇEK 3 Mart Azizoğlu İlkokul ve Ortaokulu, ÇEK 3 Mart Halil Güleç Fen Lisesi ve Ulviye-Ziya Özer Anadolu Lisesi, Görükle‘deki ÇEK 3 Mart Kız ve Erkek Yükseköğrenim Yurdu ve de lisesi olmayan dağ köylerindeki kız çocuklarını ücretsiz olarak barındırıp, okuttuğu ÇEK 3 Mart Osman-Güler Köseoğlu Ortaöğrenim Kız Öğrenci Yurdu ile hayata geçirdi.
Ayrıca bünyesinde oluşturduğu ÇEK Sanat ile de çeşitli sanatsal etkinliklere imza attı.
“Anaokulundan Üniversiteye” sloganının son ayağı olan üniversite ile ilgili olarak da 2021 yılında bir vakıf kuruldu. Bursa Çağdaş Eğitim ve Kültür Vakfı (ÇEKVAK) kuruluş gerekçesini şöyle anlatıyor:
“En değerli varlığımız olan insan kaynaklarımızın eğitimini sağlamak, eğitim konusunda kamu yararına çalışmalar yapmak,
T.C. Anayasası’nda ve Milli Eğitim Temel Kanununda belirtilen koşullarda Atatürk İlke ve Devrimlerini benimseyen, laik ve demokratik nesillerin yetiştirilmesine katkıda bulunmak, çağdaş, bilim, kültür ve sanat alanında ülkenin gelişimine, kültürel mirasımızın korunmasına katkıda ve faaliyette bulunmak amacıyla, 27 Nisan 2021 tarihinde kurulmuştur.”
ÇEK KURUCULARI
ÇEK’in 25 Temmuz 1995’te kuruculuğunu üstlenen isimler şunlardı:
“Rüştü Dilmen(Turizmci), Mesut Toraman(Mühendis), Mümin Ceyhan(Mühendis), Ali Şık(Eğitimci), Metin Eşmen(Mühendis), Nejat Vardar(dEczacı), Dr.Murat Kaçar(Hekim), Zerrin Soysal(Eczacı), Selim Öktem(Mühendis), Bora Özkula(Sanatçı), Atıf Sözügeçer, Korhan Durusoy(Mimar), Gülsevel Gönenç(Bankacı) , Prof.Dr.Ulviye Özer(Öğr.Üyesi), Halil Yazıcı(Eğitimci), Dr. Çetin Tor, Fevzi Topçuoğlu(Eğitimci), Üstün Tunalıgil(İşadamı), Buket Uygur(Eczacı), Hasan Kurar(Sanayici), Vehbi Varlık(Sanayici), Halil Ergün(Sanatçı), Memiş Yılmam(Tek.Öğr.)”
Bugüne kadar ÇEK Yönetim Kurulu Başkanlığını, Fevzi Topçuoğlu, Korhan Durusoy, Prof. Dr. Ayhan Kızıl, Nejat Vardar, Mümin Ceyhan, Prof. Dr. Ulviye Özer, Ali Arabacı, Buğra Küçükkayalar, Prof. Dr. Müfit Parlak yürüttü. Halen Nihan Alpay yürütüyor.

SON SÖZ
ÇEK büyük bir imece organizasyonu. Kuşkusuz her organizasyonda olduğu gibi tüm üyelerin katma değer yaratma noktasında katkıları olduğunu söylemek doğru olmaz. Ama gerek maddi, gerek zamansal, gerek zihinsel, gerekse ilişkisel anlamda ÇEK’e katkı koyanlarımız azımsanmayacak kadar.
Bana sen ne yaptın derseniz? (İnsanın kendi yaptıklarını dile getirmesi hoş değil ama gene de yazdım. Belki bazı dostlara anımsatma olur.)

Ben köşemde etkinliklerini duyurmanın dışında ÇEK’in 20 yıllık tarihini anlatan kitabı gönüllü olarak yazdım. ÇEK Dergisi e-dergi olmazdan önce 7 yıl boyunca 3 ayda bir dergiyi basımı dahil ÇEK’e bir kuruş harcatmadan (eşimle birlikte) yayınladık. ÇEK ile iş insanı/turizmci Halil Güleç’i buluşturup, ÇEK 3 Mart Halil Güleç Fen Lisesi’nin hayata geçirilmesine vesile oldum. Eşimde (Prof. Dr. Füsun Kuter) 3 ayrı başkan döneminde yönetim kurullarında sorumluluk aldı.
Evet, bizim yapacaklarımız bu kadardı.
Bu köşeden ÇEK‘i kuranlara, ÇEK‘e üye olanlara, ÇEK‘e katkı koyanlara, ÇEK gönüllülerine, ÇEK‘in değerli eğitim ve yönetim kadrosuna, bugüne kadar ÇEK‘e destek veren meslektaşlarıma bu köşeden teşekkür ediyorum.
İyi ki ÇEK var, iyi ki ÇEK‘i destekliyoruz.


