Ankara Sanayi Odası’nın Türkiye’de ilk kez hazırladığı ve geçen yıl ilki açıklanan İllerin Teknolojik Gelişmişlik Endeksi Raporu’nun bu yılki verileri Ocak ayında yayınlandı. Prof. Dr. Necmi Gürsakal hocamın tabloyu paylaşımının ardından raporu inceleme fırsatım oldu.

ASO-İLTEK 2025 raporuna göre teknolojik gelişmişlikte Ankara birinci, İstanbul ise ikinci sıradaki yerini korurken, bu iki şehir diğer illerle aralarında farkı açarak kendi ligini oluşturdu.

81 ilin 5 farklı alt endeks ve 37 değişkene göre değerlendirildiği ASO-İLTEK 2025 sonuçlarına göre Ankara ve İstanbul’u sırasıyla Eskişehir, Kocaeli, İzmir, Kayseri, Bursa ve Sakarya takip etti.

Geç de olsa katkısı olur diye ASO-İLTEK 2025 Raporu’nun Yönetici Özeti’ni sizlerle paylaşmak istiyorum:

Ankara Sanayi Odası tarafından ikincisi hazırlanan İllerin Teknolojik Gelişmişlik Endeksi (ASO-İLTEK), Türkiye’nin il düzeyinde teknolojik gelişim seviyesini bütüncül ve veri temelli bir yaklaşımla ortaya koymayı amaçlamaktadır. ASO-İLTEK, illeri sayısal olarak ölçmenin ötesinde; teknolojik yetkinliklerin mekânsal dağılımını görünür kılmayı, güçlü ve gelişime açık alanları tespit etmeyi ve politika yapım süreçlerine stratejik bir referans çerçevesi sunmayı hedeflemektedir. Geçtiğimiz yıldan farklı olarak kapsamlı bir tematik analizin de ASO-İLTEK 2025 içeriğine eklenmesi ve güncel tartışmalara katkı sağlaması amaçlanmıştır. Bu yılın tematik odak alanı olarak savunma sanayii teknolojileri belirlenmiştir. Bu tercih, savunma sanayiinin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretiminde üstlendiği kritik rolü ve bu alandaki birikimin sivil ekonomiye yayılma potansiyelini daha derinlemesine analiz etme ihtiyacından kaynaklanmaktadır.

Küresel Görünüm: Yeniden Dengelenme Süreci ve Dönüşümler

Küresel ekonomi, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve yapay zekâ devriminin yanı sıra derinleşen jeopolitik kırılmaların gölgesinde zorlu bir yeniden dengelenme döneminden geçmektedir. Bölgeselleşmeyle birlikte başlayan jeoekonomik parçalanma ve artan korumacılık eğilimleri, üretim yapılarından, ticaret politikaları ve yatırım kararlarına kadar her alanı dönüştürmekte; teknolojik yetkinlik, ulusal güvenliğin ve ekonomik bağımsızlığın yegâne teminatı haline gelmektedir. Diğer yandan, dijital ve yeşil dönüşüm, üretim teknolojileri, enerji sistemleri ve iş gücü piyasasında köklü değişimleri başlatan temel itici güç olmaktadır. 5G ve bilgi-işlem kapasitesindeki artış yapay zekânın yaygın kullanımını mümkün kılarken; yenilenebilir enerji maliyetlerindeki güçlü düşüş elektrikli araçlar ve
enerji depolama çözümlerini rekabetçi hâle getirmiştir. Ayrıca dijital beceriler ve yapay zekâ yetkinliklerindeki eşitsizlikler, özellikle gelişmekte olan ülkeler için dönüşüm hızının sınırlayıcı faktörü olmuştur. Bu bağlamda, dijital ve yeşil dönüşüm, teknolojik ilerlemenin ötesinde, küresel rekabetin ve ekonomik güvenliğin temel belirleyicilerinden biri hâline gelmiştir.
Kritik teknolojilerde yakınsama; yapay zekâ, biyoteknoloji, gelişmiş malzemeler, mekânsal zekâ ve yeni enerji teknolojilerinin birbirini besleyen bir ekosistem hâlinde ilerlemesini sağlamaktadır. Bu yakınsama, üretim ve rekabet yapısını kökten dönüştürürken, ölçek ekonomisi ve standardizasyonu önceleyen stratejilerin önemini artırmaktadır.
“Ankara, teknoloji üretiminin, İstanbul ise küresel ticarileşmenin merkezi olarak Türkiye’nin yüksek teknoloji kapasitesinin omurgasını oluşturmaktadır.”

Yeni Sanayi Politikaları Düzleminde Türkiye’ye Bakış

Mevcut küresel eğilimlerin bir sonucu olarak sanayi politikaları, küresel ölçekte yeniden merkezi bir konum kazanmış olup önceki dönem yaklaşımından kapsam, ölçek ve işlev açısından belirgin biçimde ayrışmıştır. Özellikle Pandemi sonrasında hız kazanan jeo-ekonomik parçalanma, kritik teknolojilerde yaşanan hızlı fiyat düşüşleri, artan tedarik zinciri kırılganlıkları ve yeşil dönüşümün yüksek finansman gereksinimleri, müdahaleci
sanayi politikalarını bir tercih değil zorunluluk hâline getirmiştir.
Bu yeni dönemde sanayi politikası; yalnızca belirli sektörlerde rekabet gücünü artırmayı amaçlayan dar bir araç olmaktan ziyade, stratejik özerklik, teknoloji egemenliği, tedarik zinciri güvenliği, ikiz dönüşüm için gerekli altyapıların eş zamanlı olarak geliştirilmesini hedefleyen çok boyutlu bir politika çerçevesine dönüşmüştür. Bu doğrultuda küresel aktörler -ABD, AB ve Çin- farklı politika araçlarıyla stratejik teknoloji ve sektörlerde üretim kapasitesi ve yetkinliğini artırmayı ve tedarik güvenliğini güçlendirmeyi hedeflemektedir.
Bu genel tablo içinde Türkiye, Küresel İnovasyon Endeks’inde 139 ülke arasında 43. sırada yer almakta ve her ne kadar önceki yıllara göre birkaç sıra gerilemiş olsa da üst-orta gelirli ekonomiler arasında Çin ve Malezya’nın ardından en yenilikçi üçüncü ülke konumunu korumaktadır. Türkiye özellikle yaratıcı çıktılar ve ticarileşebilir yenilik üretiminde güçlü performans sergilerken, yapay zekâ ekosisteminde öncü ülkeler ile belirgin bir kapasite farkı bulunmaktadır. OECD verilerine göre yapay zekâ becerilerinin yüksek gelirli ülkelerde yoğunlaştığı gerçeği, Türkiye’nin hem nitelikli YZ yetenek açığı hem de yetenek göçü ile
karşı karşıya kalan ülkeler arasında yalnız olmadığını ortaya koymaktadır. Bu çerçevede Türkiye’nin önümüzdeki dönemde inovasyon performansını kalıcı rekabet avantajına dönüştürebilmesi için YZ yetkinliklerini, veri ve Ar-Ge altyapısını ve insan kaynağını güçlendirmesi stratejik önem taşımaktadır.
Türkiye tüm bu dönüşüm sürecinde, özellikle inovasyon çıktıları ve savunma sanayii odaklı yetkinlikleriyle dikkat çeken bir aktör konumundadır. Ancak dijital altyapı, veri merkezi kapasitesi ve yüksek teknoloji yoğun üretim gibi alanlardaki yapısal eksiklikler, Türkiye’nin gelişmiş ekonomilere hızlı yakınsamasını zorlaştırmaktadır. Yakınsama sürecinin hızı ve derinliğini artırmada, Türkiye’nin teknoloji kapasitesi ve yetkinliğini güçlendiren yüksek kaldıraçlı politika, uygulama ve analizlere her zamankinden daha fazla ihtiyacı bulunmaktadır. Ankara Sanayi Odası İllerin Teknolojik Gelişmişlik Endeksi (ASO-İLTEK 2025), işte bu kritik dönemde Türkiye’nin teknoloji haritasını 81 il düzeyinde analiz ederek hem mevcut kapasiteyi hem de gelecekteki riskleri veri temelli bir yaklaşımla ortaya koymaktadır.

ASO-İLTEK 2025 Sonuçları: Derinleşen Ayrışma ve Üç Katmanlı Teknoloji Coğrafyası

ASO-İLTEK 2025 sonuçları, Türkiye’nin teknolojik gelişmişliğinin ülke coğrafyasına asimetrik dağılımının derinleştiğini ve iller arası farkın, özellikle dijital altyapı ve nitelikli insan kaynağı ekseninde görünür biçimde açıldığını belgelemektedir. Endeks bulguları, Türkiye teknoloji ekosisteminin üç temel katmanda konsolide olduğunu ortaya koymaktadır. Çarpıcı sonuçlardan birisi, ASO-İLTEK’in üst sıralarında Ankara ve İstanbul’un diğer tüm illerden belirgin şekilde koparak kendi liglerini oluşturmasıdır. Ankara, araştırma ve yenilikçilik kapasitesindeki tartışmasız liderliğiyle Türkiye’nin teknoloji üretim üssü konumun  korurken; İstanbul, dijital altyapı ve ticarileşme gücüyle küresel bağlantı merkezi rolünü üstlenmektedir. Bu iki merkez, Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatının %80’inden fazlasını
tek başına gerçekleştirerek, ulusal kapasitenin omurgasını oluşturmaktadır.

Sanayi Devlerinde Orta Teknoloji Yorgunluğu ve Yükselen Anadolu

Raporun en dikkat çekici ve politika yapıcılar için erken uyarı niteliğindeki bulgusu, takipçi konumundaki sanayi devlerinde yaşanan irtifa kaybıdır. 2024 yılında en üst (AA) kategoride yer alan Eskişehir ve Kocaeli, güçlü üretim altyapılarına rağmen dijitalleşme ve araştırma kapasitesinde lider ikiliyle arayı açarak bir alt kademeye (BA) gerilemiştir. Bu durum, geleneksel sanayi üretiminin artık tek başına teknolojik liderliği korumaya yetmediğini; dijital dönüşüm ve nitelikli insan kaynağına yatırım yapmayan sanayi merkezlerinin rekabetçiliklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Buna karşılık Kayseri, patent, faydalı model ve tasarım tescillerindeki üstün performansıyla Teknoloji Çıktıları alt-endeksinde İstanbul ve Ankara’yı geride bırakarak birinci sıraya yükselmiştir.

Bu gelişim, üretim gücünü inovasyonla birleştirme yolunda Anadolu’nun en çarpıcı başarı hikayesi olmuştur. Diğer yandan, en alt teknoloji kategorisindeki (FF) il sayısının 16’dan 18’e yükselmesi, teknolojik dönüşümün tabana yayılmasında yaşanan yapısal zorlukların sürdüğüne ve bölgesel eşitsizliğin bir risk faktörü olarak varlığını koruduğuna işaret etmektedir.

Savunma Teknolojilerinin Kaldıraç Etkisi ve Sivil Ekonomiye Yayılımı

ASO-İLTEK 2025 raporunun odak teması olan savunma teknolojileri, Türkiye’nin stratejik bağımsızlık hedeflerinin ekonomik dönüşümde nasıl güçlü bir kaldıraca dönüştüğünü kanıtlamaktadır. Türkiye ortalamasında kilogram başına ihracat değeri 1,57 dolar seviyesindeyken, savunma ve havacılık sanayiinde bu değerin 65 doları aşması, sektörün yarattığı katma değerin boyutunu gözler önüne sermektedir. Diğer taraftan, savunma sanayii, artık sadece bir güvenlik sağlayıcı değil; yapay zekâ, otonom sistemler ve ileri malzeme teknolojilerinin geliştirildiği, Ankara merkezli derin bir teknoloji kuluçka merkezidir. Bu alanda kazanılan mükemmeliyet seviyesinin otomotiv, sağlık ve enerji gibi sivil endüstrilere transferi, Türkiye’nin orta gelir tuzağını aşmasında en kritik mekanizmalardan biri olacaktır. Pandemi döneminde yerli solunum cihazı üretiminde veya batarya teknolojilerinin sivil araçlara entegrasyonunda görülen başarılar, bu yayılım etkisinin somut kanıtlarıdır.

Dijital Altyapının Belirleyiciliği ve Nitelikli İnsan Kaynağı Sorunu

ASO-İLTEK 2025 endeksinde ağırlığı artan Dijital Altyapı bileşeni, iller arası gelişmişlik farklarının temel belirleyicisi haline gelmiştir. İstanbul dışındaki illerde, özellikle sanayi yoğunluğu yüksek olan ikinci katmandaki illerde fiber optik yaygınlığının ve geniş bant erişim kalitesinin istenen seviyede olmaması, ekonominin büyüme kapasitesini sınırlamaktadır.
Benzer şekilde, yapay zekâ ve ileri teknoloji alanlarında yaşanan beyin göçü, Türkiye’nin inovasyon kapasitesini tehdit eden en büyük risklerden biri olarak öne çıkmaktadır. Rapor bulguları, Muğla ve Antalya gibi illerin yüksek yaşam kalitesi ve iş gücü çekiciliği sunmasına rağmen teknoloji üretiminde zayıf kaldığını; buna karşılık teknoloji üretim merkezlerinin de yaşam kalitesi parametrelerinde iyileştirmeye ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.

Gelecek Vizyonu ve Stratejik Yol Haritası

ASO-İLTEK 2025, Türkiye’nin teknoloji politikasını yeniden düşünmeye, sanayi politikalarını mekânsal olarak ayrıştırmaya ve veriye dayalı karar alma kültürünü güçlendirmeye yönelik önerirler sunmaktadır. Çalışmanın bulguları, Türkiye’nin teknoloji alanında sıçrama gerçekleştirebilmesi için bölgesel odaklı ve derin teknoloji temelli yeni bir sanayi stratejisine ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Bu stratejinin dört ana sütunu şunlardır:

Bölgesel Müdahale ve Dijital Seferberlik:

Sanayi devleri Eskişehir ve Kocaeli’nin irtifa kaybını durdurmak, Bursa ve İzmir gibi ikinci katmandaki illeri üst lige taşımak için genel teşvikler yerine, bölge bazlı akıllı müdahale araçları devreye alınmalıdır. Bu kapsamda, İstanbul dışındaki sanayi havzalarında fiber optik yaygınlığını artıracak ve 5G geçişini hızlandıracak bir dijital altyapı seferberliği başlatılmalıdır. Kayseri ve Bursa gibi üretim gücünü henüz tam anlamıyla markalaşmaya dönüştürememiş iller için ise ihracatın kilogram değerini artıracak Sanayide Dijital ve Yeşil Dönüşüm Odaklı
Bölgesel Kalkınma Programları uygulanmalıdır.

Savunma Sanayiinden Sivil Ekonomiye Teknoloji Transferi:

Savunma sanayiinde elde edilen mükemmeliyet seviyesinin sivil endüstriye aktarımı kurumsal bir yapıya kavuşturulmalıdır. Askeri amaçlı geliştirilen yapay zekâ, otonom sistemler ve ileri malzeme teknolojilerinin otomotiv, sağlık ve enerji gibi sivil sektörlere entegrasyonunu sağlamak üzere “İkili Kullanımlı Teknoloji Merkezleri” kurulmalıdır.
Ankara’daki savunma odaklı birikim, Biyovent ve ASPİLSAN örneklerinde olduğu gibi, sivil sektörlerin yüksek katma değerli üretimine doğrudan kanalize edilmelidir.

Yetenek Yönetimi ve Tersine Beyin Göçü:

Nitelikli insan kaynağını elde tutmak ve küresel yetenekleri cezbetmek için “Yetenek Mıknatısı Şehirler” yaklaşımı benimsenmelidir. Teknoloji üretim merkezlerinde (Ankara, İstanbul, İzmir) araştırmacılara ve girişimcilere özel barınma, vergi ve sosyal imkânlar sunan Teknoloji Serbest Bölgeleri hayata geçirilmelidir. Ayrıca, beyin göçünü tersine çevirmek ve geleceğin inovasyon liderlerini yetiştirmek amacıyla, küresel örneklerden (ABD’nin Kessel Run ve Hacking for Defense; Çin’in Sivil-Askeri Füzyon stratejisi; İsrail’in Talpiot programı gibi) ilham alan elit yetenek programları başlatılmalıdır.

Dijital Egemenlik ve Derin Teknoloji Hamlesi:

Türkiye, yazılım ve oyun sektöründeki başarısını stratejik derinlikli teknoloji alanlarına taşımalıdır. Veri güvenliği ve teknolojik egemenlik için ulusal büyük dil modellerinin geliştirilmesi ve kamuda kullanımı teşvik edilmelidir. Eş zamanlı olarak, yapay zekâ yönetişimi için bir “Ulusal YZ Direktörlüğü” kurulmalı ve biyoteknoloji, kuantum gibi yüksek riskli alanlar için kamu-özel sektör ortaklı girişim sermayesi fonları oluşturulmalıdır.
ASO-İLTEK 2025, Türkiye’nin teknolojik dönüşümde kritik bir eşikte olduğunu göstermektedir. Bir yanda küresel standartlarda üretim yapan savunma sanayii ve canlı girişimcilik ekosistemi, diğer yanda dijitalleşme ve verimlilikte zorlanan geleneksel sanayi bölgeleri bulunmaktadır. Doğru stratejik adımlarla Ankara ve İstanbul’da biriken kapasitenin Anadolu’nun üretim gücüyle bütünleşmesi, Türkiye’yi küresel teknoloji liginde hak ettiği konuma taşıyacaktır.

SON SÖZ
Ben bu değerli çalışma için Ankara Sanayi Odası‘na teşekkür ediyorum. Herkesin bildiği gibi ölçemediğinizi yönetemezsiniz, kontrol edemezsiniz.
Dileğim Bursa‘yı daha yukarılarda görmek.
Bunun için çaba gösteren, kamu, özel sektör ve STK’lara teşekkür ediyorum.