30 Mart Dünya Sıfır Atık Günü’ydü. Gündem yoğunluğunda tüm insanlığı ilgilendiren ve geleceğimizi ilgilendiren bu konuya değinemedim. Şimdi size biraz uzun olacak ama bu konudan söz etmek istiyorum.
İngiltere’de Victoria Döneminin (Kraliçe Victoria’nın 20 Haziran 1837 ile 22 Ocak 1901’deki ölümüne dek sürecek saltanatını içeren dönem)1860‘lı yıllarda kentsel alanlarda biriken çöplerin sağlık riski oluşturmaya başlamasıyla (sanitasyon kaygıları), atık yönetiminin sistematik hale gelmeye başladığı bir dönemi temsil ettiği dile getirilir.
Peter Lund Simmonds (1814-1897), Viktorya dönemi İngiltere‘sinde yaşamış önemli yazar, gazeteci, editör ve atık yönetimi/ekonomik botanik konularında uzmanlaşmış bir yayımcıdır. 1862’de yazdığı, Atık Ürünler ve İşlenmemiş Maddeler: veya İhmal Edilen Alanlarda Girişimcilik İpuçları (Waste Products and Undeveloped Substances: Or, Hints for Enterprise in Neglected Fields) isimli kitabında şunlar karşımıza çıkar.
“Çöp tenekesine atılan elbiselerden kâğıt, kemiklerden el yapımı bıçak, hayvansal yağlardan sabun, yapıştırıcı ve jelatin üretilmesi ile ilgili konular.”
Burada Simmonds‘in yaklaşımı, bir paradigmayı yıkıp, atığı bir “sorun” olmaktan çıkarıp bir “kaynak” olarak görmeyi (endüstriyel ekoloji) öğretir.
Bu noktadan hareketle, atık sorunu ve atıkların yönetilmesi ile ilgili kaygılar 1860’larda gündem gelmeye başlar. Günümüzde ise bu gelişmelerin sıfır atık yaklaşımı olarak nitelenen atık yönetim sistemine doğru evrilmeye başladığını söylesek yanlış olmaz.
George Washington Carver, yer fıstığı, tatlı patates ve soya fasulyesi üzerine yaptığı çalışmalarla ABD’nin güneyindeki tarım ekonomisini dönüştüren, kölelikten gelen siyahi bir botanikçi, eğitimci ve mucittir. 1893 yılında yayınlanan makalesinde, doğanın artık/atık materyaller için herhangi bir güç harcamadığını, fakat yaratılan her şeyin büyük bir bütünün vazgeçilmez bir faktörü olduğunu yazar. Ve doğada hiçbir atık materyalin bulunmadığını, yapraktan gübreye kadar pek çok atığın hammadde olarak tekrardan nasıl kullanılabileceğine ilişkin bilgiler paylaşır.
SIFIR ATIK VE GÜNÜMÜZ
Kavram olarak sıfır atık ilk kez 1970’lerde Amerikalı kimyager Paul Palmer tarafından kullanılır. Palmer, Silikon Vadisindeki işletmelerin yeniden kullanılabilecek temiz ve değerli kimyasalları attıklarını fark ettiğinde, bu maddelerin ticaretini yapan Sıfır Atık Sistemleri Anonim Şirketini 1973’te kurar. Böylece kavram herkes tarafından duyulmaya başlar.
Sıfır atık, temelinde 5 R ilkeleri olan bir felsefe üzerine oturtulmuştur. Bunlar Refuse (Reddet), Reduce (Azalt), Reuse (Yeniden Kullan), Recycle (Geri Dönüştür) ve Rot (Kompost/Çürüt) prensiplerine dayanır.
Burada temel hedef geri dönüşüm değil, daha çok atık oluşumunun en başında engellenmesi veya azaltılması üzerine kurgulanır. Bu hedef doğal kaynakların korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi, enerji tasarrufu sağlanması ve ekonomik kazanç (maliyetlerin azaltılması) sıfır atığın temel amaçlarını kapsar.
Ve de bu konu evlerden sanayi tesislerine, okullardan kamu kurumlarına kadar her ölçekte uygulanabilir.
Bu kavramın neden ortaya çıktığına baktığımızda “Atık bertaraf sistemlerine ilişkin kaygıların artması, Küresel ısınma ve doğal kaynakların tükenmesi gibi global ölçekli çevre sorunlarının ekolojik kaygıları arttırması, Teknoloji alanındaki ilerlemelerin atık yönetiminde yeni fırsatlar yaratması” karşımıza çıkar.
Kavram şöyle ifade edilebilir:
“Sıfır atık; israfın önlenmesi, kaynakların verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması, atıkların kaynağında ayrıştırılarak geri dönüştürülmesi ve döngüsel bir ekonomiye geçişi hedefleyen kapsamlı bir çevre yönetim felsefesidir.”
SIFIR ATIK GÜNÜ
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 14 Aralık 2022‘de yetmiş yedinci oturumunda, 30 Mart’ı her yıl kutlanacak Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan eden bir karar kabul etti. Türkiye önderliğinde, diğer 105 ülkeyle birlikte, BM Çevre Meclisi‘nin ” Plastik kirliliğine son: uluslararası düzeyde yasal olarak bağlayıcı bir araca doğru “ kararı gibi kirliliğe odaklanan diğer üst düzey kararların ardından bu kararı sundu.
Emine Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından davet edilerek sıfır atık konulu özel oturumlara katıldı ve BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu başkanlığını üstlendi.
Bu kampanya kapsamında, üye devletler, Birleşmiş Milletler sistemi kuruluşları, sivil toplum, özel sektör, akademi, kadınlar, gençler ve diğer paydaşlar, ulusal, alt ulusal, bölgesel ve yerel sıfır atık girişimleri ve bunların sürdürülebilir kalkınmaya katkıları konusunda farkındalığı artırmayı amaçlayan faaliyetlere katılmaya davet edildi.
BM BU KONUDA NE DİYOR?
Bu yılki Uluslararası Sıfır Atık Günü’nde odak noktası gıda. Sloganı da sıfır atık tabağınızda başlar, diyebiliriz. Ne yediğimiz, neyi israf ettiğimiz ve daha döngüsel bir geleceğe nasıl geçebileceğimiz, ana temaları oluşturuyor.
BM bu konuda şunlara değiniyor:
Dünya, inanılmaz boyutlarda gıda israfı yapıyor. Her yıl yaklaşık 1 milyar ton yenilebilir gıdayı çöpe atıyoruz; bu, tüketicilerin kullanımına sunulan tüm gıdanın neredeyse beşte birine denk geliyor. Bu durum hem insanları hem de çevreyi etkiliyor.
Gıda israfının yaklaşık yüzde 60’ı ev düzeyinde gerçekleşiyor. Geri kalanı ise çoğunlukla gıda hizmeti ve perakende sektöründen kaynaklanıyor ve bu durum üretim, dağıtım ve tüketim de dahil olmak üzere verimsiz gıda sistemlerinin bir sonucu. Bu sorunun üstesinden gelmek, bu sistemlerin yeniden tasarlanmasını, verimlilik, dayanıklılık ve sürdürülebilirliğe dayalı daha sürdürülebilir, döngüsel bir yaklaşıma geçişi gerektiriyor.
Bu geçişin başarılı olması için hepimizin üzerine düşen bir rol var.
HÜKÜMETLER ŞUNLARI YAPABİLİR
İklim ve biyoçeşitlilik planları ile döngüsel ekonomi, atık, gıda sistemleri, tarım ve kentsel kalkınmaya ilişkin ulusal politikalar aracılığıyla gıda israfının önlenmesini ilerletmek ve ölçüm ve izlemeyi teşvik etmek.
Kamu-özel sektör ortaklıklarını güçlendirmek.
Gıda İsrafı Çözümü’ne katılarak liderlik gösterin ve harekete geçmek.
İŞLETMELER ŞUNLARI YAPABİLİR
Ölçülebilir gıda israfı azaltma hedefleri belirlemek ve bunları mevcut sürdürülebilirlik taahhütlerinize entegre etmek.
Döngüsel gıda sistemlerine geçiş için yenilik yapmak ve tedarik zincirlerinde verimliliği arttırmak.
Gıda İsrafı Atılımı’na katılarak çözümlerini yaygınlaştırmak ve ilerlemeyi paylaşmak.
TÜKETİCİLER ŞUNLARI YAPABİLİR
İsrafı azaltmak ve kaynakları korumak için yiyecekleri bilinçli bir şekilde planlayarak satın almak, saklamak ve hazırlamak.
Gıda geri kazanımı, yeniden dağıtımı ve kompostlama girişimlerini desteklemek. Günlük yaşamda eyleme geçerek gıda israfını toplumsal olarak kabul edilemez hale getirmeye yardımcı olmak.
TÜRKİYE, SIFIR ATIK VE EMİNE ERDOĞAN
Ülkemizde “Sıfır Atık” projesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde 27 Eylül 2017’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinesinde başlatıldı.
Bu yeni yıl ile birlikte yürütülen Sıfır Atık Hareketi 8. yaşını doldurdu ve 9. yaşına girdi. Türkiye, Sıfır Atık Hareketi ile 2017 yılından bu yana çevreden enerjiye, sera gazı salımından atık depolama alanına kadar pek çok alanda tasarruf sağlayıp hem ekonomiye hem de geleceğe yatırım yaptı.
Bugüne kadar 217 bin bina ve yerleşkede Sıfır Atık Yönetim Sistemi’ne geçildi. 2017’de yüzde 13 olan geri kazanım oranını her yıl arttırarak 2024 yılında yüzde 36,08’e; 2025 yılında ise yüzde 37,53’e yükseltildi. Türkiye, 2035 yılında geri kazanım oranını yüzde 60’a, 2053 yılında da yüzde 70’e çıkarmayı hedefliyor. Ayrıca, Sıfır Atık Hareketi kapsamında farkındalık oluşturmak için 28 milyon kişiye eğitim verildi.
Sıfır Atık ile 2017’den 2025 yılı sonuna kadar 36,1 milyon ton kağıt-karton, 10,2 milyon ton plastik, 3,5 milyon ton cam, 9,6 milyon ton metal, 30,6 milyon ton organik ve diğer geri kazanılabilir atıklar olmak üzere toplamda 90 milyon ton geri kazanılabilir atık, Bakanlıktan lisans almış işletmelerce işlenerek ülke ekonomisine 365 milyar TL katkı sağlandı.
Toplanan atıklardan 54 milyon hanenin 1 yıllık elektrik ihtiyacına eşdeğer 270 milyar kWh enerji tasarrufu, İstanbul’un 2 yıllık su tüketimine eşdeğer 2 trilyon litre su tasarrufu, Türkiye’deki tüm araçların 1 yıllık yakıt tüketiminden daha fazlasına eşdeğer 60 milyar litre petrol tasarrufu ve yaklaşık 55 bin futbol sahası büyüklüğünde bir alan (390 milyon m³) atık depolama yeri tasarrufu sağlandı.
Sıfır Atık Hareketi ile Türkiye’deki ormanların yüzde 7’sine denk gelen 613 milyon ağacın kesilmesi önlendi ve yaklaşık 36 milyon aracın yıllık karbon salımına eşdeğer 180 milyon ton sera gazı salımının önüne geçildi.
BM SIFIR ATIK DANIŞMA KURULU
2022 eylül ayında New York’ta gerçekleşen 77. BM Genel Kurulu görüşmeleri esnasında sıfır atık hareketinin hamisi Emine Erdoğan ile BM Genel Sekreteri Antonio Guterres bir araya geldi. İçerisinde “Sıfır atık yaklaşımını dünya çapında teşvik etme, iyi uygulamaları paylaşma, sorumlu üretim ve tüketimi teşvik etmek için sıfır atık projelerinin, girişimlerinin ve programlarının destekleneceğine” yönelik vaadin yer aldığı bir “Küresel Sıfır Atık İyi Niyeti Beyanı” imzaladılar.
Takip eden süreçte, sıfır atık hareketinin küresel sorun iklim değişikliği ile mücadeleye sunduğu katkı ortada. Ayrıca 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşmada da yardımcı bir araç. BM Genel Kurulunda 30 Mart tarihi “Uluslararası Sıfır Atık Günü” olarak kabul edildi.
Kararda ayrıca; yerel ve ulusal sıfır atık girişimlerinin teşviki ve başarı hikâyelerinin UNEP/BM Habitat gibi platformlar aracılığı ile paylaşılarak yaygınlaşmasını destekleyici, görev süresi 3 yıl olacak bir Danışma Kurulunun oluşturulmasına yer verildi.
2023 kurulan BM Sıfır Atık Danışma Kurulu’nun başkanlığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan tarafından yürütülüyor. Danışma Kurulu’nun diğer üyeleri ise şu şekilde;
“Politikadan sorumlu olarak BM Genel Sekreter Yardımcısı Guy Bernard Ryder, Avukat ve Surinam Devlet Başkanı’nın Eşi Melissa Santokhi-Seenacherry, Afrikalı çocukların ve gençlerin sağlık sorunlarıyla başa çıkmalarıyla bilinen Sierra Leone Devlet Başkanı’nın Eşi Fatima Maada Bio, Başkan Yardımcısı olarak atanan yeniden kullanılabilir paketleme sistemlerini dünya çapında yaygınlaştırmak için çalışmalar yapan ve Algramo firmasının İcra Kurulu Başkanı ve Kurucusu José Manuel Moller, Yeniden kullanılabilir paketleme sistemlerini dünya çapında yaygınlaştırmak için çalışmalar yapan José Manuel Moller (Şili), Sosyal ve ekonomik gelişme çalışmaları dolayısıyla 2006 yılında Nobel Barış Ödülü almış olan Prof. Muhammad Yunus (Bangladeş), Uluslararası Katı Atık Derneği’nin (ISWA) Başkanı Carlos Silva Filho (Brezilya), CEMPRE (Döngüsel Ekonomi) İcra Direktörü Laura Reyes (Kolombiya), Atık Dönüştürücüleri İcra Kurulu Başkanı Lara van Druten (Hollanda), Delaware Üniversitesi’nde Enerji ve Çevre Profesörü Profesör Saleem Ali (ABD), Eau Globe şirketinin Kurucusu Hakima el Haité (Fas), Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Derneği Genel Sekreteri Gino Van Begin (Belçika), Sürdürülebilir kalkınmaya kendini adamış 140’tan fazla kentsel paydaşın oluşturduğu bir dernek olan CityNet’in Genel Sekreteri Profesör Vijay Jagannathan (Hindistan).”
SON SÖZ
İnsanımızın çoğu çevresinde olup biten her şeye dünya görüşü çerçevesinden bakıyor. Bu bakış içinde önce yapılanı değil de yapanı kategorize edip, yapılanın ne olduğu ile çok ilgilenmiyor. Bu sadece dünya görüşü ile ilgili de değil; ne söylendiği veya yapıldığına değil kimin söylediği ve yaptığına bakıyoruz. Bu bir bağlamda bir körlük yaratıyor.
Evet, özetle sıfır atık ve sonuçta sürdürülebilir bir dünya noktasında emek veren, katkı koyan herkese teşekkür ediyorum.
Unutmayın geleceğe bir miras bırakmıyorsunuz, bir emaneti devrediyorsunuz.
Emanete ihanet etmeyelim!


