Pierre de Coubertin veya Baron de Coubertin olarak da bilinen, Fransız eğitimci ve tarihçidir. MÖ 776 ile MÖ 396 yılları arasında düzenlenen antik olimpiyat oyunlarının tekrar düzenlenmesi amacı ile kurulan komitenin ilk kuruluşu 1894 yılının haziran ayı ortasında, Sorbonne ‘da düzenlenen bir kongrede gerçekleşir. 37 spor kuruluşunu temsilen 78 kişi ve 9 ülkeden 20 delegenin de yer aldığı 2000’i aşkın bir davetli topluluğunu “International Athletic Congress/Uluslararası Spor Kongresi” adlı toplantının gündeminde amatörlük kavramının anlamı, uygulaması ve Olimpiyatlar konuları vardır. “Olympism” diye adlandırılan ikinci komitenin başında, Yunanlı Demitrios Vikelas ve üyeler arasında da Amerikalı Dr. William M. Sloane vardır. Coubertin, Kongre‘den bir hafta önce Revue de Paris dergisinde yayınladığı bir makalede canlandırmasını istediği olimpiyatların temel ilkelerini sıralar. Oyunların kongreden iki yıl sonra Atina‘da başlaması ve Olimpizmin temel ilkeleri kongrede karara bağlanır.
1894’de Uluslararası Olimpiyat Komitesi kurulduğunda ilk başkanı Demitrios Vikelas’dır. 10 Nisan 1896 – 28 Mayıs 1925 tarihleri arasında da Pierre de Coubertin başkanlık yapar.
1883’te, yirmi yaşındayken ilk kez İngiltere’yi ziyaret eder ve Thomas Arnold’un Rugby Okulu‘nda kurduğu beden eğitimi programını inceler. Coubertin, Rugby Okulu‘nda geçen Thomas Hughes’un Tom Brown’un Okul Günleri (1857’de yayınlandı) romanına hayrandır. Hem Rugby Okulu’na hem de romana, atletizmin eğitimdeki rolünü takdir etmesine yardımcı oldukları için atıfta bulunur ve spor alanında adil oyun ve ahlak hakkında bilgi edinen öğrencilerin bu dersleri yetişkin yaşamlarının çeşitli yönlerinde uygulayabileceklerini söyler. Arnold‘ın yöntemlerinin 19. yüzyılda İngiliz gücünün genişlemesine yol açtığını belirtir ve bunların Fransız kurumlarında kullanılmasını savunur. Beden eğitiminin Fransız okullarının müfredatına dahil edilmesi, Coubertin‘in sürekli bir arayışı ve tutkusu haline gelir.

BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR
Ülkemizde herkesin bildiği ve uzman olduğuna inandığı 3 konu vardır. Eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik düzeyi ne olursa olsun ülkemizde herkes ekonomiyi ve nasıl yönetilmesi gerektiğini; sporu ve kimin oynatılması gerektiğini, siyaseti ve siyasetçinin ne yapması gerektiğini bilir(!). Daha doğrusu bildiğini sanır.
Hal böyle olunca ne siyasal bilgiler fakültelerine ne spor bilimleri fakültelerine ne de ekonomi fakültelerine gerek yoktur(!).
Halbuki çocuğun fiziksel gelişiminde, kişisel gelişiminde ve çocuğun hayata başladığı iş dünyasında karşılaşacağı tüm problemlerin çözümünde beden eğitimi ve sporun önemli bir yeri varır. Ülkemizde beden eğitimi öğretmenleri genel olarak okul yönetimlerince “okulun bekçisi/polisi” gibi görülür.
Ama realitede bir genç iş dünyasına başladığında eğer belirli bir beden eğitimi ve spor formasyonuna sahipse diğer arkadaşlarından bir adım öndedir. Endüstri tarihi yaklaşık 250 yıllık bir bölümü içerir. Halbuki 40 bin yıldır konuşma yeteneğine sahip insan özellikle avcı toplayıcı toplumdan, tarım toplumunda yerleşik düzene geçtiğinden beri var olan iki şey vardır. Savaşlar ve spor yarışmaları. Dolayısıyla ordu ve spor endüstri dünyasının kullandığı çeşitli argümanların temel kaynağıdır.
Zaman yönetimi, stresle mücadele, motivasyon, takım çalışması ve kariyer planlamasının kökleri ordu ve sporda yatar.
Bir çocuk hangi somatotipe (fiziksel yapıya) sahip olursa olsun mutlaka onun da yapacağı bir fiziksel aktivite vardır. O da bir biçimde bir takımın parçası olabilir. Kişinin ve kişisel gelişimin temeli başkası ile yarışmak değil, kendisi ile yarışmak kendi özelliklerini geliştirmektir.

ÇEK 3 MART SPOR SALONU AÇILIŞI
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcısı Okan Şahin, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Uludağ Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, çeşitli sivil toplum kuruluşları temsilcileri, basın mensupları ve ÇEK Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla 3 Mart Eğitim Kurumları Yerleşkesinde düzenlenen törende spor salonunun açılışı gerçekleştirildi.
Açılışın sonuna doğru Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de etkinliğe katıldı.

ÇEK BAŞKANI NİHAN ALPAY NE DEDİ?
ÇEK Yönetim Kurulu Başkanı Nihan Alpay, yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
“Eğitimde fırsat eşitliği ilkesini gözeten çalışmalarımızla çocukların ve gençlerin akademik başarısının yanı sıra sosyal, kültürel ve sportif gelişimini destekleyen projeleri hayata geçiriyoruz. İmece ruhu, bağışçıların desteği ve çalışanların özverisiyle bu hayal gerçeğe dönüştü. Bu tesis sadece bir spor salonu değil. Çocukların özgüven kazanacağı, disiplin geliştireceği ve takım ruhunu öğreneceği bir eğitim birimidir. Ayrıca sporun bir yaşam biçimine dönüşmesini hedefliyoruz. Öğrencilerimizin ulusal ve uluslararası başarılarına katkı sağlamak istiyoruz.”

KONUŞMALARDAN NOTLAR
Nilüfer Belediyesi Başkanı Şadi Özdemir, tesisin kısa sürede hizmete girmiş olmasını ortakların dayanışmasına bağlayarak, “Bu değerli tesisin gençler başta olmak üzere herkes için hayırlı olmasını dilerim” dedi. CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ise insana yapılan yatırımın en değerli yatırım olduğuna işaret ederek, bu tesisin eğitimde fırsat eşitliğine önemli katkı sağlayacağını belirtti ve emeği geçenlere teşekkür etti.
Etkinlikte bağış yapanlara plaketler sunuldu ve açılış kurdelesi kesildi. Tören sonrası konuklar spor salonunu ziyaret ederek 3 Mart Azizoğlu Ortaokulu Basketbol Takımı gösterilerini, jimnastik gösterilerini ve Lise Basketbol Takımı antrenmanını izledi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de törende söz alarak bu projenin toplumsal değerini övdü ve memnuniyetini dile getirdi.

SON SÖZ
Beden eğitimi ve spor önemlidir. Çocuğa ve gence çok önemli özellikler kazandırır. Bu özellikleri içselleştiren kişiler yaşamları boyunca başarıya ulaşmada önemli bir avantaja sahiptir.
Eşim Prof. Dr. Füsun Kuter yıllar boyunca ÇEK yönetiminde yer aldı. Bir dönem başkan yardımcılığı da yaptı. Ali Arabacı, Buğra Küçükkayalar ve Prof. Dr. Müfit Parlak yönetimlerinde bulundu. Yaklaşık 10 yıl boyunca, aynı zamanda ülkemizin ilk kadın spor bilimleri profesörü olan eşim spor salonu için uğraştı. Ama o fikir ondan sonraki dönemde Nihan Alpay zamanında hayata geçirildi.
Ben öncelikle ÇEK yönetimini, ÇEK profesyonellerini ve ÇEK gönüllüleri ile ÇEK’ destek veren tüm kurum ve kişileri kutluyorum.
ÇEK eğitim kurumları elbette ki yasalar gereği özel okul statüsünde kurulmuş kurumlar. Ama onları diğer özel okullardan ayıran temel özellikleri okulun bir sahibinin olmaması, okulun kooperatif yapısı altında ortaklarının olması ve kazanılan tüm gelirin tüzükleri gereği ortaklara dağıtılmaması, eğitim hizmetleri için kullanılması.
ÇEK iyi ki varsın!
***
Bu yazıyı gazeteci olarak tanıdığınız kimliğimle değil, 45 yılı aşkın bir süredir spor bilim dünyasının ve sporun içinde olan, milli takımlarla çalışma onuru yaşamış, 40 yılı aşkın bir süredir Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi içinde olan, onun komisyonlarında çalışma mutluluğu yaşamış, spor bilimleri alanında doktora yapmış, bir çok ulusal projenin içinde yer almış, bir akademisyen olarak yazıyorum. Sporsuz kalmayın!