Skip to main content

Dünden tam 50 yıl önce. Tarih 5 Aralık 1975. Mavi Köşe’de bir gazete bayiinin önü. Saat sabahın 06’sı. Bayii yeni gelmiş, daha gazeteler açılmamış. Hepsi bir denk biçiminde duruyor. Kapıda 18 yaşlarında bir genç bekliyor. Adam “erkencisin evlat” diyor.
Gazeteler açılıyor ve delikanlı 2 adet Haber Gazetesi alıyor. -O zaman Haber Gazetesi Turhan ve Kazım Tayan kardeşlerin Eski Tahıl hanında çıkardıkları 4 sayfalık bir günlük gazete.- Delikanlı heyecanla gazeteyi açıyor, spor sayfasında küçük bir maç haberi ve yıldız tablosu. Üzerinde Murat Kuter yazıyor. Delikanlıda heyecan dorukta, hızlı adımlarla eve dönüyor. Anne ve babasına gösteriyor.
Evet, dün bundan tam 50 yıl önce başlayan çalışma hayatı, gazeteci olarak Haber Gazetesi sonrası Doğru Hakimiyet ve 1976 haziran ayında da uzun sürecek Bursa Hakimiyet’le (arada Olay Gazetesi, Haber Gazetesi) geçiyor.
Bursa Hakimiyet’te iken hayatını etkileyecek bir söylemle karşılaşıyor. O dönem hem çalışıyor hem okuyor ama 3 yıllık Bursa Erkek Lisesi, lise bölümü bir türlü bitmiyor, beklemeli.
Gazetedeki büyüklerinden, ustalarından İsmail Öztat ağabeyi “Sen bu işe başladın ya artık okulu falan bitiremezsin. Geçmiş olsun”. diyor. Bu arada fotoğraf çekmesini, film yıkamasını ve karta basmasını oradaki ustalarından rahmetli Aziz Bükey, Erdal Özdür ve İsmail Öztat ağabeylerinden öğreniyor.

Yazdıkları haberler sürekli müdürleri rahmetli Enver Ayhan, rahmetli Aykan Uzoğuz ve rahmetli Ferudun Evrenosoğlu tarafından çiziliyor ve yeniden yazıyor.
Muhabirlik yıllarında TOFAŞ ile tanışıyor. TOFAŞ Spor Kulübü’nün maçlarını izlerken orada kondisyoner Çetin Karadenizli ile dost oluyor. Onun çalışmaları ilgisini çekiyor. Öğrenmeye ve o dönem sınırlı olan bu alanın kitaplarını okuyor. Sonunda Çetin Karadenizli “Sen niye spor akademisine gitmiyorsun?” diyor. O zaman İsmail Öztat’ın hiç unutmadığı sözleri aklına geliyor.
Ve bu iki motivasyonla 3 yıllık Bursa Erkek Lisesi lise kısmını 7 yılda tamamlıyor. Ve Anadoluhisarı Spor Akademisi’ne giriyor. Yıllar geçiyor.
Akademide iken rahmetli Ercüment Şeftalioğlu’nun çalıştırdığı Oyak Renault futbol takımının kondisyonerliğini yapıyor. O yılki çalışmalarının bedeli olarak Oyak Renault Spor Kulübü futbol sorumlusu İbrahim Demirtuna ona bir kaşmir kazak hediye ediyor. Spordan kazandığı ilk şey bu oluyor.
Akademi yıllarında Türkiye coğrafyasındaki hangi bölgeden hangi sporu yapmaya yatkın insan fiziği varı belirlemek için Türk Spor Vakfı’nın yürüttüğü projenin (antropometrik ve motor yetenek ölçümleriyle) araştırmacılarından oluyor. Sonrasında boks, bisiklet ve voleybol milli takımları ile çalışıyor.

Medya S anısı

Bu sırada Kükürtlü Caddesi üzerinde dönemin popüler fitness merkezlerinden birini açıyor. Kuter Spor Merkezi. Aynı dönemlerde Ekrem Barışık’ın büyükşehir belediye başkanlığı döneminde Bursa Belediyespor’un teknik koordinatörlüğünü yaparken, TOFAŞ basketbol takımının kondisyonerliğini yapmaya başlıyor. Bir yandan gazetecilik hep devam. Kimi zaman profesyonelce kimi zaman amatörce.
Bu arada TMOK (Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi) Üyesi oluyor ve komite bünyesinde çeşitli komisyonlarda görev yapıyor.
O sırada da Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri üzerine master ve doktora yapıyor.
Zaman akıp geçerken TOFAŞ Spor Kulübü’nde yönetici oluyor. Gazete ve TOFAŞ’tan izin alarak eşi Prof. Dr. Füsun Kuter ile bir iletişim şirketi kuruyor. Kuter Yayıncılık ve Tanıtım Hizmetleri.

Yaklaşık 10 yıl BUSİAD danışmanlığı sonrasında 10 yıl üyeliği, MAKSİFED (MARSİFED) danışmanlığı, MADSİAD Danışmanlığı, MARSH danışmanlığı gibi çeşitli kurumlara iletişim ve Bursa ilişkileri konusunda danışmanlık hizmeti veriyor. 2015-2024 yılları arası TOFAŞ CEO’sunun ve TOFAŞ’ın Bursa İlişkiler Danışmanlığını yapıyor.
2002 yılında Yalın Enstitü’nün kuruluşunun ardından enstitüye katılıyor. Onun zirvelerine katkı koyuyor.
Zaman içinde Bursa ve Bursa iş dünyası ile ilgili 30’u aşkın kitap yazıyor. Yaklaşık 10 yıl İstanbul Aydın Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi kadrosunda yer alıyor.

SON SÖZ
Evet, çalışma hayatında dün itibarıyla 50. yılımı doldurdum. Bu süreçte hep birkaç işim oldu. Hiç tek işim olmadı. Ama beni herkes gazeteci olarak tanıdı.
Hayatımda kendimi hep 3 üniversite mezunu olarak gördüm. Eğitimini gördüğüm alan dışında TOFAŞ ve Bursa Hakimiyet’in kuruluş yılları sonrası o eski yapısı hep bir üniversite gibiydi.
Kendi yaşımda çok az arkadaşım oldu. Hep benden büyüklerle bir şeyler öğrenmek amacıyla beraber oldum. Yemeği, içmeyi, hitap etmeyi, yazmayı onlardan ve ailemden öğrendim. Öğrenemediğim tek şey etkin dinlemek oldu.
Özetle 50 yıllık çalışma hayatım çok renkliydi. Ve bu farklı işlerle aynı anda uğraşmak bana bazı alanlara farklı alanlarda transfer yapabilme yeteneğini getirdi.
Acısı ve tatlısıyla bu 50 yıllık çalışma hayatımda birlikte çalıştığımız herkese, bana yol göstericilik yapanlara, aileme ve özellikle de eşim Prof. Dr. Füsun Kuter’e çok teşekkür ediyorum. İstemeden üzdüğüm veya kırdığım insanlara da affola diyorum.
İyi ki varsınız.