2017 yılında Bursa Sağlık ve Eğitim Gönüllüleri Derneği – BUSADER, Zerrin Özgüle başkanlığında kurulur. Daha sonra 2022 yılının sonunda 3 kentte, 6 derneğin birleşmesiyle Zerrin Özgüle başkanlığında Birleşik Uluslararası Sağlık ve Eğitim Gönüllüleri Dernekleri Federasyonu (BUSADER Federasyonu) doğar.
BUSADER Federasyonu ile aynı ismi taşıması nedeniyle ilk kurulan BUSADER’in adı Bursa BUSADER olarak değiştirilir. Zerrin Hanımdan sonra bu görevi Tülin Günbatımı üstlenir. Ardından Elif Evke ve sonrasında da Uzm. Dr. Fatma Akalp bu gönüllü görevi üstlenir. Bilindiği gibi Bursa’da Bursa BUSADER dışında başkanlığını Aydın Aydın’ın yaptığı Genç BUSADER, başkanlığını Sinem Uğurgün’ün yaptığı Sanart BUSADER bulunmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde Bursa Eğitim ve Sağlık Gönüllüleri Derneği (Bursa BUSADER) tarafından Doç. Dr. Özgür Bolat’ın katılımıyla ‘Başarının ve Mutluluğun Prensipleri’ isimli seminer gerçekleştirildi.
BAŞKAN DR. FATMA AKALP NE DEDİ?
Nalan Fidan’ın sunumu ile başlayan etkinlikte Bursa BUSADER Başkanı Op. Dr. Fatma Akalp açılış konuşmasında, şunları söyledi:
“Biz inanıyoruz ki iyilik paylaştıkça büyür. Bu yüzden bizler için her katkı, sadece bir destek değil; bir hayatın yönünü değiştirecek güçlü bir adımdır. Şuna yürekten inanıyoruz: Bir çocuğa sunulan imkan sadece onun hayatını değil, toplumumuzu olumlu yönde etkiler.
Bu akşamki etkinlik sayesinde evlatlarımız hayati önem arz eden sağlık cihazlarına kavuşabilecek. Bu nedenle bu akşam sadece dinleyici olarak değil, çok büyük bir iyiliğin paydaşları olarak bulunuyorsunuz. Katılımınız, desteğiniz ve duyarlılığınız için her birinize yürekten teşekkür ediyorum. Bu akşamki sunumda, gerçek başarının ulaşılan sonuçlardan çok mutlu yaşanabilen hayatlarla ölçüldüğünü göreceğiz. Dilerim bu notları hayatımıza da uyarlayabiliriz.”
ÖZGÜR BOLAT’TAN HAYATİ NOTLAR
Özgeçmişi katılımcılarla paylaşıldıktan sonra Doç. Dr. Özgür Bolat sahneye çıktı. Doç. Dr. Özgür Bolat, özetle şu başlıklara dikkat çekti:
“Çocukların hisleri ve sahte kimlik gelişiminin önüne geçebilmek çok önemli. Çocuklar, annesi ve babasının sevgisini almak için çabalamamalı. Bu bilinçle hareket ettiği takdirde çocuğun inşa edilmiş bir özgüvenle birazdan bahsedeceğimiz sorunların üstesinden gelmesi çok daha kolay olacak.
En büyük tehlike çocukların karşılaştırılmasıdır. Hem yetersiz hem de koşulsuz sevgi inancının önüne bu şekilde geçiliyor. Burada Doğan Cüceloğlu’ndan ‘anne ve babanız sizi karşılaştırdığında siz de diğer çocukların anne babalarıyla karşılaştırın’ alıntısını yapmak isterim. Çocuğun yaşadığı ruh halini ancak bu şekilde tahlil edebilirsiniz.
Zorla yemek yedirme. Sen kendi bedenini bilmezsin ben bilirim mesajı. Bu çocuğun iradesini kırar ve çocuk iradesiz kalıp kendisini savunamaz. Anne babaların burada yaptığı en büyük hata ‘dışarıya baş kaldıran ama bana itaat eden çocuk’ talebi. Bu çocuklar ilerleyen süreçlerde özgüvensizliğini kapatmak için aşırı özgüvenli bir portre sunmaya çalışıyor. Çocuklar kendi bedenlerini bilir. 6 haftalık bebeklerle yapılan çalışmada bile bu bebeklerin sütün kalori miktarına göre emme süresini değiştirdiğini ortaya koyuyor.
Bir diğer önemli konu duygu sömürüsü. Çocuğun kendi duygusunun önemsizliği ve duygu sorumluluğu yaratmak. Çocuğa öncelikle diğer insanların duygularından sorumlu olmadığı ve kendi duygusunu yönetebilecek bir birey olduğu öğretilmeli. Yapılan araştırmalarda narsisizmde dünyada 6.sıradayız. Hiyerarşik ve kolektivist toplumlarda bu sıkça görülür. Ama bunun temel sebebi narsisizmin doğuşunda etkili olan özgüvensiz çocuklardır. Zeki, yetenekli, güzel vs. gibi sıfatlandırmalar çocuğu psikolojik açıdan yetersiz hissetmeye meyilli hale getiriyor çünkü çocuk gurur duyulmak değil, sevilmek ister. Korku ise çocuğun iradesini kırar. Ve bu çocuk hayatta hiçbir şey yapamayacağını düşünür. Ödül sistemi de motivasyon bağlamında büyük düşüşün temel taşıdır. Ve burada en kritik nokta çocuğun anne babasıyla ilişkisi ne kadar azsa teknoloji bağımlılığı o kadar artar.
Sonuç değil süreç odaklı düşünce sistemi. Dış kaynak için başarı amaçken İç kaynak için başarı araçtır.”
Soru cevap bölümüyle tamamlanan toplantının sonunda Doç. Dr. Özgür Bolat okurları için kitaplarını imzaladı.
SON SÖZ
Mansur Olsun’un “Ulusların yükselişi ve düşüşü” isimli kitabında dediği gibi bazı STK’lar pastadan kendileri için daha büyük pay almaya çalışırken; bazı STK’lar da Bursa BUSADER gibi o pastayı büyütmek, gönüllülüğü ve iyiliği topluma yayma çabasındadır.
Pastayı büyütmek, gönüllülüğü ve iyiliği topluma yayma çabasında olan her STK’ya ve gönüllüye saygıyla derken; Uzm. Dr. Fatma Akalp özelinde Bursa BUSADER’e ve onlara destek veren katılımcılara teşekkür ediyorum.


