TÜSİAD’dan sonra kurulan ve Anadolu’nun ilk SİAD’ı olan BUSİAD bünyesindeki Ekonomi Platformu tarafından dört ayda bir düzenlenen “BUSİAD Ekonomik Gösterge ve Eğilim Anketi” ile “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sonuçları, BUSİAD Evi‘nde gerçekleştirilen bir toplantı ile açıklandı.
Toplantı BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Komitesi Sorumlusu Ali Kerem Alptemoçin’in yaptığı konuşma ile başladı. Alptemoçin özetle şunları söyledi:
“Belirsizliğin kısa süreli ve geçici olduğu beklentisi büyük ölçüde sona erdi. Görünen o ki; Jeopolitik gerginlikler devam edecek. Ülkelerin artan borç yükleri, güvenlik kaygıları ve savunma harcamaları, küresel ekonominin önemli unsurlarından biri olmaya devam edecek. Enflasyonun, faizlerin, enerji ve hammadde maliyetlerinin kısa sürede eski normaline dönmesi kolay olmayacak. Dünya ekonomisinin, yeniden güçlü ve kesintisiz bir büyüme patikasına girmesi zaman alacak. Ülkemiz açısından da yüzde 5 ve üzerindeki sürdürülebilir büyüme oranlarına ulaşmak kolay olmayacak. Çin ile rekabet sorununa kısa vadede bir çözüm bulunamayacak. İklim değişikliğinin zorlayıcı etkilerini, şirket ekonomileri ve faaliyetlerimiz üzerinde daha fazla hissedeceğiz.

Yani, önümüzde artık daha belirgin bir tablo var. Sanki, yoğun sis inmiş bir vadide, araç kullanmak zorunda kalmışız gibi bir durumla karşı karşıyayız. Sis yoğun. Yol uzun. Fakat kenara çekip sisin dağılmasını beklemek gibi bir seçeneğimiz de yok. Yapmamız gereken, yoğun sis altında araç kullanma becerilerimizi geliştirmek. Kısa farları yakıp, hızımızı koşullara göre ayarlamak, görüş mesafemizi korumak, yolu dikkatle takip etmek ve ilerlemeye devam etmek.
İş dünyası olarak biz de zor bir dönemden geçiyoruz. Pek çok şey kontrolümüz dışında gelişiyor. Ama dayanıklı olmak zorundayız. Çevik olmak zorundayız. Ancak yetmez. Kaynaklarımızı doğru kullanmak, değişen koşullara hızlı uyum sağlamak ve doğru zamanda doğru hamleyi yapabilmek için iyi hazırlanmış, uygulanabilir bir stratejimizin de olması gerekiyor.
Anketin bize söylediği sadece bir sonuca dikkat çekmek istiyorum. Önümüzdeki dönemde yatırım yapmayı planlayan şirketlerimizin çoğunluğu, yapacakları yatırımı öncelikle, verimliliklerini artırmak için yapacaklarını belirtmişler. Çünkü içinde bulunduğumuz şartlar, aynı zamanda, elimizdeki kaynakları daha verimli kullanma becerilerimizi geliştirmek için fırsatlar da sunmaktadır. Tıpkı yoğun siste araç kullanırken daha dikkatli ve kontrollü olmayı öğrendiğimiz gibi.”

Kerem Alptemoçin’in konuşmasının ardından BUSİAD Ekonomik Gösterge ve Eğilim Anketi Prof. Dr. Metin Özdemir tarafından sunuldu.
Daha sonra da Makro Ekonomik Gelişmeler ve Beklentiler konusunda Doç. Dr. Derya Hekim değerlendirmelerde bulundu. Ve Özdemir ile Hekim katılımcıların sorularını yanıtladı.

TUNCER HATUNOĞLU NE DEDİ?
Toplantının sonunda BUSİAD’ın mesajı BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu tarafından açıklandı. Hatunoğlu konuşmasında özetle şunları dile getirdi:
“Şu anda buradaki katılımcıların yaklaşık yüzde 40’ı BUSİAD üyesi olmayan iş dünyası temsilcilerinden oluşuyor. Bu bizim için son derece önemli bir gelişme. Amacımız, yalnızca BUSİAD üyelerinin değil, Bursa iş dünyasının genelinin ekonomik eğilimlerini ortaya koyabilmek. Bu katılımı önümüzdeki dönemlerde daha da yaygınlaştırarak anketimizi Bursa ekonomisinin nabzını tutan güçlü bir gösterge hâline getirmek istiyoruz.
Anket sonuçları Bursa iş dünyasının zorlu ekonomik koşullarla karşı karşıya olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Üretim, ciro ve kârlılık üzerindeki baskılar devam ediyor. Yüksek finansman maliyetleri, iç talepteki zayıflık ve artan üretim giderleri işletmelerin hareket alanını daraltıyor. Özellikle ihracatçı firmaların uluslararası pazarlarda rekabet güçlerini korumakta giderek daha fazla zorlanıyor.
Üretim maliyetlerimiz ile döviz kuru arasındaki dengesizlik, sanayimizin rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. İşçilik, enerji, hammadde ve diğer üretim maliyetleri artarken döviz kurunun bu artışların gerisinde kalması, özellikle ihracatçılarımız açısından ciddi bir sorun oluşturuyor. Firmalarımız bir taraftan uluslararası pazarlarda fiyatlarını korumaya çalışırken diğer taraftan artan maliyetlerini karşılamakta zorlanıyor. Bunun sonucu yalnızca kârlılığın azalması değil; pazar kaybı, yatırım kararlarının ertelenmesi ve uzun vadede üretim kapasitemizin zayıflaması riskidir. Elbette döviz kurunun tek başına bütün sorunlarımızı çözeceğini düşünmüyoruz.
Ekonomik istikrarın, enflasyonla mücadelenin ve öngörülebilirliğin öneminin farkındayız. Ancak beklentimiz, üretimin ve ihracatın sürdürülebilirliğini gözeten, sanayimizin uluslararası rekabet gücünü koruyan, öngörülebilir bir ekonomik ortamın oluşturulmasıdır. Finansmana erişimin kolaylaştırılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve üretim üzerindeki maliyet baskılarının azaltılması da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Çünkü güçlü bir ekonomi, ancak güçlü ve rekabetçi bir üretim yapısıyla sürdürülebilir.

Ekonomik güçlüklerin yanında geleceğe yönelik olumlu gelişmeler de bulunuyor. Anket sonuçlarının işletmelerin zorlu koşullara rağmen dijital ve yeşil dönüşüm alanlarında adımlar atmaya devam ettiğini gösteriyor. Yapay zekâ, veri analitiği, iş zekâsı, enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılması gibi konuların firmaların gündeminde olmasını önemli buluyorum. Dünyada rekabet koşullarının hızla değiştiğine tanık oluyoruz.
Artık yalnızca daha fazla üretmek yeterli değil. Daha verimli, daha teknolojik, daha sürdürülebilir ve daha yüksek katma değerli üretmek zorundayız.
Eskiden rekabet gücümüzü büyük ölçüde üretim kapasitemiz, maliyet avantajlarımız ve teslimat kabiliyetimiz belirliyordu. Bugün bunlara veri kullanma yetkinliği, dijitalleşme, yapay zekâ, enerji verimliliği, karbon ayak izi ve yenilikçilik gibi yeni kriterler ekleniyor.
Bursa sanayisinin bu dönüşümü gerçekleştirecek bilgi birikimine, girişimcilik kültürüne ve üretim deneyimine sahip olduğuna inanıyorum. Ancak sahip olduğumuz bu güçlü birikimi yeni dönemin ihtiyaçlarına göre geliştirmemiz gerekiyor. Bir yandan ekonomik koşulların iyileştirilmesini beklerken diğer yandan kendi işletmelerimizin dönüşümünü hızlandırmalıyız. Çünkü ekonomik koşullar düzeldiğinde rekabet gücümüzü kendiliğinden geri kazanmış olmayacağız.
Ortak akıl ve iş birliği önemlidir. Biz yalnızca ekonominin nabzını tutmak istemiyoruz. Sorunları ortaya koyan, çözüm önerileri geliştiren ve bu çözümlerin hayata geçirilmesine katkı sağlayan bir kurum olmak istiyoruz. Ekonomik koşulların iyileşmesini talep etmek hakkımız ve sorumluluğumuzdur. Ancak kendi rekabet gücümüzü geliştirmek de bizim sorumluluğumuzdur. Bu nedenle ortak sorunlarımıza ortak akılla çözüm üretmek, rekabet öncesi iş birliklerini geliştirmek ve Bursa sanayisinin dönüşümünü hızlandırmak zorundayız. BUSİAD olarak iş birliklerini geliştirmeye, Bursa’nın geleceği için sorumluluk üstlenmeye ve çözümün bir parçası olmaya devam edeceğiz.”

Evet, Bursa iş dünyası yaşadıklarını, önündeki engel ve zorlukları, bunlara rağmen yapmaya çalıştıklarını açık biçimde ortaya koydu.
Dileğim BUSİAD’ın verdiği mesajların ilgililere ve alanın yetkililerine ulaştırılması. Burada Bursa milletvekillerine özellikle iktidar milletvekillerine önemli bir görev düşüyor. İlgili raporları “Bunlar Bursa ekonomisinin sorunları, bunlara çözüm bulalım” diyerek ekonomi ve maliye yetkililerine ulaştırmak.
Bursa’ya değer katan, Bursa için fikir üreten, Bursa ve ülkemiz için istihdam yaratan, ihracat yapan ve böyle bir iklimde her şeye rağmen yatırım yapma çabası içinde olan herkese saygılarımla diyorum.
Ankara duy sesimizi!