1977 yılında genç bir muhabirken tanıdığım Cavit Çağlar ile hiç kahve içmek nasip olmamıştı. Çünkü böyle bir şansınız olmazdı. Oturduğunuzda gelen görevliye Çağlar hemen bize “Çay getirin” derdi. Ben de bugün itiraf ediyorum, buna çok bozulurdum. “Neden ne içersin?” sorusunu sormaz diye.
Bunun nedenini yıllar sonra önce Hulusi Turgut’un kaleme aldığı “Cavit Çağlar-Fırtınalı bir Yaşam öyküsü” kitabından, ardından da Eski Devlet Bakanı Cavit Çağlar’ın Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin (BUSİAD) Yaza Merhaba etkinliğinde yaptığı konuşmadan öğrendim.
Meğerse bir gün rahmetli dayısı Şükrü Şankaya büyüğümüz o gün çok kahve içmesinin ardından bir rahatsızlık geçirmiş ve hastaneye kaldırılmış. Çağlar, o günden beri kahve içmezmiş.

Rus uçağını düşürdüğümüzden sonra ortaya çıkan Türk-Rus krizinin çözümü noktasında bilindiği gibi Cavit Çağlar bu soruna müdahale etmiş ve sorunu çözmüştü. Hatta Putin tarafından Devlet Nişanı ile ödüllendirilmişti. Bu süreç içinde Hulusi Akar, Cavit Çağlar ve Recep Tayyip Erdoğan, Huber Köşkü’nde bir araya gelmiş ve izlenmesi gereken stratejiyi Çağlar, Erdoğan ve Akar ile paylaşmıştı. O toplantıda Recep Tayyip Erdoğan, Çağlar’a “Biz kahve içiyoruz. Sen de içer misin?” diye sormuş ve Çağlar ısrarlara rağmen çay içmişti.
Evet, bunları hem Çağlar’ın kitabından hem de BUSİAD’daki anlatımından öğrendik. Bu kadar kahve muhabbetinin üzerine BUSİAD Başkanı Buğra Küçükkayalar, Çağlar’a konuşmasının ardından bir kahve takımı hediye edince, Çağlar “Bunları Nursel Hanıma” götüreceğim dedi ve gülüşmelere neden oldu.
ÇAĞLAR’DAN ATATÜRK VURGUSU
Bu arada Cavit Çağlar, BUSİADEVİ Bahçesi’nde konuşmasının başında ve sonunda Atatürk vurgusu yaptı. Cavit Çağlar, kitabın bir dönemi de anlattığını ifade ederken, “Bu dönemde Atatürk vardır. Atatürk cumhuriyeti kurmasaydı bizler sadece birer kul olarak kalacaktık. Vatandaşlığın kıymetini gördük. Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet olmasaydı ben de sizler de buraya gelemezdiniz” dedi.

CAVİT ÇAĞLAR VE BUSİADEVİ
Cavit Çağlar, 40 yılı aşkın bir süredir BUSİAD’ın üyesi. Ayrıca konuşma yaptığı BUSİADEVİ ve Çağlar arasında da bir ilişki var. 1992 yılında Çağlar bakan iken, dönemin DYP’li belediye başkanı Teoman Özalp tarafından BUSİAD’a verilen BUSİADEVİ, 3 yıl süren zorlu yapım çalışmaları sonrasında 1995’te açılır. Bu açılış töreninde Cavit Çağlar da milletvekili sıfatıyla bir konuşma yapar. Kısa bir süre sonra da yeniden bakan olur.
Ayrıca Cavit Çağlar, 1995 yılından itibaren bir yıl öncesinin başarılı iş adamlarına kurucu başkan Doğan Ersöz’ün vefatının ardından verilmeye başlanan yılın iş adamı ödülünü alan ilk Bursalı sanayici ve iş insanı olur. İlk üç ödül sırasıyla Rahmi Koç, Hasan Arat ve Sakıp Sabancı’ya verilir. Sonrasında ilk Bursalı sanayici olarak Çağlar’a.

Evet, o akşam Cavit Çağlar için özel bir akşamdır. Çağlar, açılışında 29 yıl önce konuşma yaptığı ve daha sonrasında 27 yıl önce Bursa’dan ilk yılın işadamı ödülünü aldığı dernektedir.
Ve nasıl bir tesadüftür, onu bilemem ama Cavit Çağlar protokol masasında Ali İhsan Yeşilova ve Erdem Saker ile birlikte oturur. Masadakilere anımsatayım Cavit Çağlar 1997 Doğan Ersöz Yılın İşadamı Ödülü’nü alırken, aynı yıl Çevre Ödülü Erdem Saker’e ve Kalite Ödülü de Can Alüminyum A.Ş. adına Ali İhsan Yeşilova’ya verilmişti.
SON SÖZ
Cavit Çağlar’ın kitabının çıkmasının ve kitap ile ilgili televizyon ekranlarında söyleşilerinin başlamasının ardından iş ve sanayi dünyasındaki nerede ise tüm dostlar şu soruyu soruyordu:
“Cavit Çağlar neyi kovalıyor? Cavit Çağlar nereye koşuyor?”
Bu sorunun yanıtı basit…
Cavit Çağlar sanayici olarak, işadamı olarak, spor kulübü başkanı olarak, medya sahibi olarak, siyasetçi olarak, bakan olarak, uluslararası ilişkilerde ülkesine katkı koyarak, koşacağı yerlere fazlasıyla koştu. Yaşanabilecek üst düzeyde her türlü duygu ve onurlandırılmayı yaşadı.
Yaşantısı boyunca yaşanabilecek en kötü şeyleri de yaşadı.

O zaman ne yapmak istiyor?
Basit. O 80 yıllık yaşantısındaki yaşadıklarını, deneyimlerini, kendine göre iyi ve kötü olanı ve bunların hepsinin ötesinde onun pozisyonunu yaşamış hiçbir siyasetçinin yapmadığını yaparak devlet görevlerindeki iç ve dış ilişkilerde rol aldığı olayları birinci ağızdan paylaşarak tarihe not düştü.
Ülkemiz Birleşmiş Milletler İnsanı Gelişim Raporu‘nda kitap okuma sıralamasında 86. sırada. Bu, Japonya’da toplumun yüzde 14′ü, Amerika’da yüzde 12′si, İngiltere ve Fransa’da yüzde 21′i düzenli kitap okurken, Türkiye’de yalnızca on binde bir kişinin kitap okuduğu bir ülkede çok önemlidir. Çok da değerlidir.
Günlük tutma alışkanlığı adeta olmayan bir toplumuz. Bu nedenle gerçeğini merak etmeden, okumadan bize sunulan ve anlatılan her şeye inanmaya meyilliyizdir.
Bu ülkeyi düşman işgalinden kurtarıp, Cumhuriyetimizi kuran Atatürk’ün bıraktığı Nutuk’u kaçımız okumuştur. Özünde o bir canlı tarih anlatımı ve özeleştiridir. Kaçımız Nutuk’u örnek alıp, kendi yaşam hikayesini kayıt altına almıştır.
Cavit Çağlar bunu yapmıştır.
Buradan bizi Çağlar ile buluşturan BUSİAD’a, Başkanı Buğra Küçükkayalar ve yönetimine teşekkür ederken, Cavit Ağabey’e uzun ve sağlıklı yıllar diliyorum.
Belki bir gün bana kahve ısmarlar.

