İnsan uygarlığını tehdit eden en büyük tehlike küresel ısınma. Bilindiği gibi dünyaya çarpan güneş ışınlarının geri dönüşünde bir kısmını tutarak özünde dünyanın canlı yaşamına olanak sağlayan sera gazlarının oranı artınca, yaşamı tehdit eden boyutlara varıldı
Sanayi Devrimi sonrasında (1770-1850) önce Avrupa’da, yaklaşık yüzyıl sonra da dünyanın diğer bölgelerinde üretimin temel kaynağı fosil yakıtlardı. Bu fosil yakıtlara (kömür, petrol, doğalgaz vs.) talep hızla artınca, bu da beraberinde bugünkü tehditi doğurdu..
Sanayi Devrimi ve buhar gücünün icat edilmesinden (1781) önce insanlık hemen bütün tüm gereksinimlerini doğal olanakları kullanmak suretiyle gerçekleştiriyordu. Sanayi Devrimi sonrası ana kaynaklar fosil yakıtlar oldu. Sanayi Devrimi sonrası fosil yakıtların aşırı kullanımı ve ormanların yok edilmesi gibi etmenler yaklaşık bir düzine farklı elementten oluşan sera gazlarının artış dengesini bozdu.
Süreçte ortaya çıkan küresel ısınma, sera gazı, ozon tabakalarının delinmesi ve finalindeki iklim değişikliğine karşı BM bünyesinde çeşitli çalışmalar ile başlatıldı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları, Birleşmiş Milletler iklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) çerçevesinde düzenlenen yıllık konferanslardır. İklim Değişikliğiyle mücadelede kaydedilen ilerlemeyi değerlendirmek üzere UNFCCC taraflarının resmi toplantı olarak COP yani Taraflar Konferansı düzenlenir. Taraflar Konferansının birincisi (COP 1)1995 yılında Berlin‘de yapıldı. Konferansın en önemli kararı ” Berlin Yaptırımı” olarak bilinen taahhütlerdi. Sonrasındaki yıllarda da devam etti.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne taraf olan 196 ülke ve Avrupa Birliği, her yıl İklim Zirvesi’nde bir araya geliyor. İklim mücadelesini güçlendirmek için müzakereler yürütüyor. Sözleşmenin yürürlüğe girdiği 1994 yılından beri her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen Sözleşme’nin en üst düzey karar alma organı olan İklim Zirvesi’dir. Burada üyeler, küresel sıcaklık artışını 1,5℃ ile sınırlayacak politikaları tartışıyor ve somut adımların atılmasına yönelik işbirlikleri geliştiriyor. Sözleşmeye 2004 yılında taraf olan Türkiye müzakerelerde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca temsil ediliyor.
Son olarak da Brezilya’da Amazon ormanları yanında Belen kentinde COP’30(Taraflar Konferansı / COP) düzenlendi. COP’30 6-21 Kasım tarihleri arasında yapılıyor. Konferans kapsamında devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getiren Belem İklim Zirvesi ise bu yıl önceki yıllardan farklı olarak kentteki konaklama ve lojistik baskısını azaltmak amacıyla, 6-7 Kasım’da gerçekleştirildi. 60’tan fazla ülkenin devlet ve hükümet başkanları ile temsilcilerinin yer aldığı zirveye, Türkiye’yi temsilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz katıldı.
35 ülke, uluslararası kuruluş ve girişimin desteğiyle, Yeşil Sanayileşme için Belem Bildirgesi 14 Kasım Cuma günü COP30’daki liderler toplantısında tanıtıldı.
Belge, küresel manzarayı yeniden şekillendirmeyi, teknolojik inovasyonu teşvik etmeyi ve sürdürülebilir bir ekonomik büyüme modeli oluşturmayı amaçlayan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefleri ana hatlarıyla belirtiyor.
Bu hedeflere ulaşmak için ülkeler, enerji dönüşümünü hızlandıran, endüstriyi modernize eden ve yeşil ekonomi kapsamında gelişmekte olan ülkeler için fırsatları genişleten ortak çabalar ve koordineli eylemler taahhüt ediyor.
Brezilya Devlet Başkan Yardımcısı Geraldo Alckmin, bildirge ile ilgili şunları söyledi:
“İklim hedefleri gerçek ekonomik dönüşümle uyumlu olmalı. Yeşil endüstri, sektörleri ilerletmek ve geleceğe yönelik işler yaratmakla ilgilidir; bu da tüm ülkelerin, özellikle de Küresel Güney ülkelerinin, bu yeni sürdürülebilir refah dönemine öncülük edebilmesini ve bundan faydalanabilmesini sağlar. İklim hedeflerinin kalkınmayla uyumlu hale getirilmesi gerekir.”
COP30 CEO’su Ana Toni de bu mesajı yineledi:
“Yeşil sanayileşme artık geri döndürülemez bir gündem ve tüm ülkelerin mümkün olan en iyi şekilde ilerlemesini sağlamak için birlikte çalışmamız gerekiyor. Konunun müzakereden somut eyleme hızla geçmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Diğer ülkeleri de yanımıza alabilir, ek endüstrileri dahil edebilir ve her bir durumda çerçeveyi anlamak için hükümetler ve yasa koyucularla birlikte çalışabiliriz.”
Birleşmiş Milletler Sanayi Kalkınma Örgütü (UNIDO) Genel Direktörü Gerd Müller, anın tarihi niteliğini vurguladı ve şöyle dedi:
“İklim hedeflerini sanayi için somut eylemlerle birleştiriyor, inovasyonu, yatırımı ve katılımı harekete geçiriyoruz. UNIDO, yalnızca endüstriyel karbonsuzlaştırmayı değil, aynı zamanda kalkınmayı, istihdam yaratmayı ve teknolojik ilerlemeyi de sağlamak için ortaklarıyla birlikte bu çabayı desteklemekten gurur duyuyor,”
Belém Deklarasyonu, sanayi sektörünü dönüştürmeye odaklanan çeşitli Taraflar Konferansı (COP) girişimleri arasında uyum ve koordinasyonu teşvik etmek ve böylece gündemdeki çalışmaları uyumlu hale getirip hızlandırmak için gerekli adımları özetlemektedir. Taahhüt ayrıca, küresel ölçekte sürdürülebilir politikaların uygulanması için finansal ve teknik destek arayarak yeşil sanayileşmeye yönelik diğer temel çabaları da kabul etmektedir. Belge, bu çabalara katılmak isteyen ülke ve kuruluşlara açıktır.
“BELEM AÇLIK, YOKSULLUK VE İNSAN ODAKLI İKLİM EYLEMİ BİLDİRGESİ”
ÖNSÖZ
1. 7 Kasım’da, Brezilya’nın Belem şehrinde, üye ülkelerin Liderleri ve Delegasyon Başkanları, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 30. Taraflar Konferansı’nın başlangıcında bir araya gelerek, tüm geçmiş ve gelecekteki azaltma ve uyum çabalarına rağmen iklim değişikliğinin tüm insanlığı etkilediğini ve etkilemeye devam edeceğini, ancak bu etkilerin halihazırda ve gelecekte de son derece eşitsiz olduğunu kabul ettiler.
2. İklim değişikliği, çevresel bozulma ve biyolojik çeşitlilik kaybı, açlığı, yoksulluğu ve gıda güvensizliğini daha da kötüleştiriyor, suya erişimi tehlikeye atıyor, sağlığı kötüleştiriyor ve ölüm oranlarını artırıyor, eşitsizlikleri derinleştiriyor ve geçim kaynaklarını tehdit ediyor; bu durum, halihazırda yoksul ve savunmasız durumda olanlar üzerinde orantısız etkiler yaratıyor.
3. İklim etkilerinin eşitsiz dağılımını ele almak, iklim eylemine yaklaşımımızda köklü bir değişiklik gerektiriyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin, özellikle iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine en savunmasız olanlar olmak üzere, gelişmekte olan ülkelerin özel ihtiyaçlarını ve özel koşullarını tam olarak dikkate alma ilkesi doğrultusunda, iklim değişikliğinin eşitsiz etkilerini iklim eylemlerimizin temel ilkelerinden biri olarak yerleştirmeyi taahhüt ediyoruz.
4. İklim değişikliğinin eşitsiz etkilerini ele almak ve güçlü, insan odaklı bir iklim müdahalesini teşvik etmek için çalışmanın, adil geçişlere ve diğer insan haklarının yanı sıra yeterli gıdaya erişim hakkı ile sosyal güvenlik hakkının ilerici bir şekilde gerçekleştirilmesine katkıda bulunacağını teyit ediyoruz. Bu, sosyal diyalogu ve iklim değişikliğinden ve iklimle ilgili politikalardan en çok etkilenenlerin katılımını, dahil olmasını ve güçlendirilmesini gerektirecektir.
5. Sosyal, ekonomik ve çevresel hedefleri uyumlu hale getirmenin önemini bir kez daha vurguluyoruz. Paris Anlaşması ve ilk Küresel Durum Değerlendirmesi’nin sonuçlarının yanı sıra, Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, İkinci Dünya Sosyal Kalkınma Zirvesi Sonuç Belgesi ve Sürdürülebilir Kalkınma için Entegre Finansman yoluyla yoksulluk ve açlığın ortadan kaldırılmasının önemini vurgulayan Dördüncü Uluslararası Kalkınma Finansmanı Konferansı’nda kabul edilen Sevilla Uzlaşması’na (Compromiso de Sevilla) dayanıyoruz. Ayrıca, mevcut Bildirge’nin hedefleri ile Sürdürülebilir Tarım, Dayanıklı Gıda Sistemleri ve İklim Eylemi BAE Bildirgesi ve İklim Dayanıklılığı için İnsani Kalkınmaya İlişkin Bakü Rehber İlkeleri arasındaki önemli bağlantıları ve sinerjileri vurguluyoruz.
TAAHHÜTLERİMİZ
I. Sosyal Korumayı Dayanıklılığın Temeli Haline Getirmek
6. Dünya nüfusunun neredeyse yarısı sosyal korumaya erişemiyor ve dışlananların çoğu aynı zamanda iklim değişikliğinin etkilerine en çok maruz kalanlar. Sosyal koruma sistemleri, en güçlü olmaları gereken yerlerde, yani yoksulluk, açlık ve iklim değişikliğine yüksek oranda maruz kalan topluluklarda en zayıf durumda.
7. Değişen ihtiyaçlara uyum sağlayabilen, gelecekteki risklere hazırlıklı olabilen ve krizler sırasında hızlı tepki verebilen kapsayıcı sosyal koruma sistemlerinin, dayanıklılık oluşturmak, kırılganlığı azaltmak ve insan hayatını ve onurunu korumak için en verimli ve etkili stratejilerden biri olduğunun farkındayız.
8. Şunlar için çalışacağız:
(i) İklime duyarlı sosyal koruma ve acil durum yardım sistemlerini genişletmek.
(ii) Sosyal koruma sistemlerini erken uyarı, afet hazırlığı, öngörülü eylem, kayıp ve hasar müdahalesinin yanı sıra doğal kaynak ve çevre sektörleriyle entegre etmek. (iii) Sosyal korumayı, olumsuz iklim etkilerine karşı uzun vadeli dayanıklılığı ve uyumu teşvik etmek için beslenme, okul beslenmesi, geçim kaynakları, sağlık, tarımsal yayım ve eğitim hizmetleri ve diğer müdahalelerle ilişkilendirmek;
(iv) Gelir desteğini beceri geliştirme ve insana yakışır işe erişimle ilişkilendirerek adil geçişleri desteklemek ve geçiş politikalarından kaynaklanan olumsuz sosyal ve ekonomik etkileri ele almak için sosyal korumayı kullanmak;
(v) Adil bir geçiş için temel bir politika alanı olarak sosyal korumada araştırmayı teşvik etmek, kanıt oluşturmak ve yeniliği teşvik etmek, kapsayıcı uyumu, azaltmayı ve kayıp ve hasar müdahalesini mümkün kılmak.
II. Küçük Ölçekli Gıda Üreticilerini Dayanıklılık Aracıları Olarak Destekleyin
9. Küçük çiftçiler ve aile çiftçileri, balıkçılar, çobanlar, Yerli Halklar ve yerel topluluklar, kırsal işçiler ve geçim kaynakları doğal kaynaklara dayanan diğer gruplar, iklim değişikliğine karşı en savunmasız olanlar arasındadır; ancak aynı zamanda uygun yatırım, finansmana erişim ve adil bir geçiş yaklaşımı altında dayanıklılığı, uyum kapasitesini ve iklim riski yönetimini destekleyen hedefli politikalarla uygun şekilde desteklendiklerinde sürdürülebilir gıda sistemleri, su kullanımı, ekosistem yönetimi, ekonomik kalkınma ve sosyal istikrar için de kilit öneme sahiptirler.
10. Dayanıklılıklarını artırmak için şu şekilde çalışarak yatırım yapacağız:
(i) Kırsal alanlardaki iklime duyarlı hanelerin ve küçük ölçekli üreticilerin iklim risklerini yönetmelerini, dayanıklılıklarını artırmalarını ve kırılganlıkları azaltmalarını sağlayan çözümleri ölçeklendirmek;sigorta, garantiler, risk azaltma mekanizmaları, üretime bağlı sosyal koruma ve kayıp ve hasarı önlemek, en aza indirmek ve ele almak için finansman dahil;
(ii) Kırsal alanlardaki en savunmasız insanların, güvenli ve dayanıklı su, sanitasyon ve hijyen, akıllı ve verimli sulama, kuraklık ve sel yönetimi suyu, sürdürülebilir enerji, yeterli finansal araçlar, beceriler, piyasa bilgileri, araçlar ve kırsal danışmanlık ve yayım hizmetleri dahil olmak üzere iklime dayanıklı altyapı ve hizmetlere erişimini genişletmek;
(iii) Küçük ölçekli gıda üreticilerinin, uyumu, dayanıklılığı ve besleyici beslenmeyi geliştirmek ve emisyonları azaltarak ve karbon sekestrasyonunun artırılmasına katkıda bulunarak iklime dayanıklı ve sürdürülebilir uygulamaları benimsemelerini desteklemek.
(iv) Sürdürülebilir geçim kaynaklarını, gıda güvenliğini ve beslenmeyi ve iklime dayanıklı gıda sistemlerinin dönüşümünü sağlamak için yerel, bölgesel ve küresel pazarlardan yararlanmak.
(v) Sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerini ve küçük ölçekli üreticilerin dayanıklılığını teşvik eden politikaları ve kamu desteğini yeniden yönlendirmeyi teşvik etmek.
III. Orman ve Hassas Ekosistem bölgelerindeki halklar için Adil Geçişleri Etkinleştirmek
11. Yüksek orman örtüsüne sahip alanlar ve diğer ekolojik açıdan kritik bölgeler, ormansızlaşma ve bozulmanın yoğun baskısı altındadır. Ormanların önemli ekosistem hizmetleri nedeniyle, orman örtüsünün sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi ve genişletilmesi, iklim değişikliğinin azaltılması ve biyolojik çeşitliliğin yanı sıra tarım için de kritik öneme sahiptir ve aynı zamanda adaptasyona da katkıda bulunur.
12. Bu bölgelerde yaşayan halklar için canlı ve sürdürülebilir sosyal ve ekonomik kalkınma ve geçim alternatiflerini adil bir geçişin kritik bir bileşeni olarak aktif olarak teşvik etmeden ormansızlaşmayla mücadele etmenin kalıcı bir yolu yoktur.
13. Bu nedenle şunları yapmak için çalışacağız:
(i) Yerel halk, özellikle de en yoksul ve en savunmasız olanlar için insana yakışır işler ve sürdürülebilir geçim kaynakları yaratan, çeşitlendirilmiş tarımsal ormancılık modelleri de dahil olmak üzere kapsayıcı ve sürdürülebilir çözümleri pilot olarak uygulamak, uygulamaya koymak ve ölçeklendirmek; aynı zamanda biyoçeşitliliğin, toprakların ve suyun sürdürülebilir yönetimini teşvik etmek ve iklim adaptasyonuna ve azaltımına katkıda bulunmak.
(ii) Biyoekonomi, tarımsal ormancılık, kırsal hizmetler, ekoturizm ve arazi ve ekosistem restorasyonu ve korunması yoluyla sürdürülebilir geçim kaynağı alternatiflerini genişletmek.
(iii) Tropikal Orman Sonsuza Dek Tesisi’nin (TFFF) gelişimini desteklemek ve diğer küresel, bölgesel ve bölgesel iklim değişikliği projeleri aracılığıyla iklim eylemi ve iklim finansmanı projelerini teşvik etmek.
UYGULAMA ARAÇLARI
I. İnsan Odaklı İklim Eylemi için Ölçekli ve Adil Finansman Sağlama
14. Küresel bir çabanın parçası olarak, tüm Tarafları, Bakü’deki COP29’da kararlaştırılan iklim finansmanı konusundaki Yeni Toplu Nicel Hedef’e, 2035 yılına kadar gelişmiş ülke Taraflarının öncülüğünde, gelişmekte olan ülke Tarafları için yılda en az 300 milyar ABD doları seferber ederek ve tüm aktörlerin, gelişmekte olan ülkelere iklim eylemi için kamu ve özel kaynaklardan sağlanan finansmanın 2035 yılına kadar yılda en az 1,3 trilyon ABD dolarına çıkarılmasını sağlamak için birlikte çalışma yönündeki ortak çabalarının bir parçası olarak ulaşmaya çağırıyoruz. NCQG’nin etkili bir şekilde uygulanmasının, Paris Anlaşması doğrultusunda gıda güvenliğinin korunması ve açlığın sona erdirilmesinin temel önceliğini kabul etmesi gerektiğini ileri sürüyoruz.
15. Bu nedenle, iklime duyarlı sosyal koruma sistemlerine, küçük ölçekli gıda üreticilerinin dayanıklılığına ve yüksek orman örtüsüne sahip bölgelerdeki ve diğer hassas ekosistemlerdeki halklar için kapsayıcı, sürdürülebilir geçim çözümlerine sürdürülebilir yatırımların ölçeğinin artırılmasını teşvik etmek için çalışacağız. Bu kapsamda, iklim finansmanı, kalkınma bankaları, çok taraflı iklim fonları, ikili ve çok taraflı kalkınma ortakları, yerel kaynaklar ve özel sektörün sağlanması ve harekete geçirilmesinden yararlanacağız. Bu kapsamda:
(i) Çok taraflı iklim ve doğa fonlarını ve diğer finansal kuruluşları, bu mekanizmaları kapsayıcı iklim eylemi için temel bir araç olarak kullanan daha fazla finansman teklifine olanak sağlamaya ve uzun vadeli kapasite geliştirme ve kurumsal güçlendirmeyi sağlamaya teşvik etmek.
(ii) Bu tür stratejiler için iklim finansmanına verimli bir şekilde erişim ve kullanım için ülke düzeyinde ve yerel kapasiteleri güçlendirmek. (iii) Ulusal sosyal koruma sistemlerini, önleyici eylem ve erken müdahale sistemlerini, gelişen kayıp ve hasar finansmanı ortamı ve finansman araçlarının yanı sıra Sendai Çerçevesi kapsamındaki afet riski azaltma mekanizmalarına bağlamak.
(iv) Küçük çiftçiler ve aile çiftçileri, balıkçılar, ormancılar, çobanlar, Yerli Halklar, Afrika kökenli insanlar ve yerel topluluklar ile iklim finansmanı yatırımlarında yeterince temsil edilmeyen küçük ölçekli gıda üretim sektöründe çalışan diğer kişiler için iklim finansmanına eşit erişimi artırmak.
(v) Gelişmekte olan ülke taraflarının iklim eylemlerinin finansmanında karşılaştıkları yüksek sermaye maliyetleri, sınırlı mali alan, sürdürülemez borç seviyeleri, yüksek işlem maliyetleri ve iklim finansmanına erişim koşulları gibi engellerin kaldırılması ve “engellileştirici faktörlerin” ele alınması.
II. İnsan Odaklı Eylemin Ulusal Stratejilere Entegre Edilmesi
16. Ülkeleri, ulusal iklim taahhütlerini, özellikle Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkılar’da (NDC’ler) ve strateji veya planlarında, özellikle Ulusal Uyum Planları’nda (NAP’ler), Uzun Vadeli Stratejiler’de (LTS), Çölleşmeyle Mücadele Ulusal Eylem Programları’nda, Kayıp ve Zarara Programatik Yaklaşımlar’da ve Ulusal Biyoçeşitlilik Stratejileri ve Eylem Planları’nda (NBSAP’ler) gözden geçirirken, en savunmasız kesimlere odaklanan insan odaklı iklim eylem stratejileri için açık ve net bir şekilde tanımlanmış bir rol yerleştirmeyi değerlendirmeye teşvik ediyoruz.
17. Bu insan odaklı iklim eylem stratejileri, diğerlerinin yanı sıra, daha önce vurgulanan şu alanları içermektedir: a) özellikle iklim etkilerine karşı en savunmasız kesimlere hizmet eden sosyal koruma sistemleri ve programları; b) küçük ölçekli gıda üreticilerinin uyumunu ve dayanıklılığını teşvik etme stratejileri; c) ormanları ve ekosistemleri korumak ve adil bir geçişi desteklemek için kapsayıcı, sürdürülebilir geçim çözümleri.
III. Kırılgan Durumlarda ve Uzun Süren Krizlerde İnsan Odaklı İklim Eylemi
18. 2030 yılına kadar, projeksiyonlar dünyadaki aşırı yoksulların yaklaşık %60’ının, yani yaklaşık 435 milyon insanın, çatışma veya istikrarsızlıktan etkilenen ekonomilerde yaşayacağını göstermektedir. Açlık, gıda güvensizliği, yetersiz beslenme ve yoksulluk, iklim değişikliğinin etkileri ve buna bağlı çevresel bozulma tarafından tetiklenmekte veya ağırlaştırılmaktadır. İklim ve insani yardım eylemleri, kalkınma yardımı ve sosyal koruma sistemleriyle sinerji içinde, krizler ortaya çıkmadan önce öngörülü yaklaşımlara ve hazırlıklara yatırım yaparak, aşırı hava olayları ve diğer iklimle ilgili etkiler sırasında etkili müdahaleyi mümkün kılarak ve dayanıklılık oluşturma, toparlanma ve uzun vadeli uyumu destekleyerek ulusal ve yerel kapasiteleri güçlendirmelidir.
19. İklim, insani yardım ve kalkınma ortaklarını, kırılgan durumlardaki veya uzun süren krizlerdeki ülkelerde insani yardım, iklim ve kalkınma eylemleri arasında acilen daha iyi bir koordinasyon sağlamaya ve mümkün olduğunda ulusal sistemler, programlar ve politikalarla birlikte çalışarak, hükümet öncülüğünde ve yerel olarak yönetilen kalkınma için koşulların yaratılması ve iklim değişikliğinin yeniden inşası için daha etkili bir şekilde birlikte hareket etmeye çağırıyoruz.
İLERLEMENİN TAKİBİ
20. Hesap verebilirlik ve kararlı eyleme bağlı kalarak, aşağıdaki ölçülebilir hedefleri destekleyeceğiz:
(i) Kalkınma Finansmanı Üzerine Dördüncü Uluslararası Konferans (“Compromiso de Sevilla”) ve Sosyal Kalkınma İçin İkinci Dünya Zirvesi 2025’in, gelişmekte olan ülkelerin sosyal koruma kapsamını, bunu hedefleyenler de dahil olmak üzere, yılda en az yüzde 2 oranında genişletmelerini desteklemeye yönelik sonuçlarını dikkate alarak, bunu en yüksek öncelik ve hızla, yüksek yoksulluk, açlık ve iklim değişikliği etkilerine maruz kalma düzeyleriyle öne çıkan ve sosyal koruma kapsamında en az yer alan ülkelerde yapmaya çalışacağız.
(ii) Sosyal koruma iklim hazırlığı: İklim etkilerine karşı en savunmasız olanlar arasında, kısa ve uzun vadeli etkilere karşı iklimsel kırılganlığı değerlendirme ve öngörme konusunda ulusal ve yerel kapasiteye sahip ve sosyal koruma sistemlerini şokların ve uzun vadeli iklim stresörlerinin etkilerini ele alacak şekilde uyarlamış ülkelerin sayısını artırmak için çalışacağız.
(iii) Sosyal koruma için iklim finansmanı: Ülke ihtiyaçlarına yanıt vererek, ulusal sosyal koruma sistemlerini güçlendirmek, iklim risklerine uyum sağlama kapasitelerini ve kapsayıcı iklim eylemine ve adil geçiş yollarına katkıda bulunma kabiliyetlerini artırmak için tüm kaynaklardan daha fazla iklim finansmanı seferber etmek için çalışacağız.
(iv) Küçük ölçekli tarım iklim finansmanı: Tüm kaynaklardan iklim finansmanının payını, birincil üretim, yerli gıda ve biyo-bazlı ürün işleme ve ticaretinde yer alan küçük ölçekli çiftçilere, küçük ölçekli tarımsal gıda işletmelerine, kooperatiflere, balıkçılara, işçi derneklerine ve diğer küçük ölçekli üreticilere doğrudan ulaşacak şekilde artırmak için çalışacağız.
(v) Adil geçişler için sürdürülebilir geçim kaynakları: Yüksek orman örtüsüne sahip ve hassas ekosistemlerin bulunduğu bölgelerdeki yoksul ve savunmasız insanlar için sürdürülebilir ve insana yakışır işler ve geçim fırsatları yaratmayı amaçlayan projeleri teşvik ederek tüm kaynaklardan iklim finansmanını seferber etmek için çalışacağız.
(vi) İklim stratejisi: NDC’lerinde, Ulusal İklim Planlarında/Stratejilerinde, Doğa Stratejilerinde ve/veya NAP’larında sosyal koruma, dayanıklı tarım-gıda sistemleri ve sürdürülebilir geçim kaynaklarının ve adil geçişlerin teşviki alanlarında belirli eylemler içeren ülkelerin sayısını artırmak için çalışacağız.
(vii) Araştırma: İnsan odaklı iklim eylemiyle ilgili alanlarda araştırma, veri ve kanıt toplama, analiz etme ve yayma konusunda tüm kaynaklardan yatırımı artırmak için çalışacağız.
21. CGIAR, FAO, IFAD, ILO, OECD, UNDP, UNEP, UNFCCC, UNHCR, UNICEF, UNIDO, WFP, WHO, WMO, Dünya Bankası ve diğer ilgili uluslararası kuruluşları, sosyal kalkınma, gıda güvenliği ve beslenme ile iklim eylem alanlarında, yukarıdaki yedi hedef alanda ilgili temel çizgileri koordine etmeye, belirlemeye ve ilerlemeyi izlemeye çağırıyoruz. Bu amaçla, 2030 yılına kadar bir durum değerlendirmesi yapılacak ve ara ilerleme 2028 yılına kadar değerlendirilecektir.
22. Açlık ve Yoksullukla Mücadele Küresel İttifakı’nı, bu alanlarda ülke liderliğindeki program düzeyinde uygulamaya yapılandırılmış destek, paylaşımlı öğrenme ve daha iyi entegre edilmiş finansman sağlamaya yardımcı olabilecek esnek, eylem odaklı bir girişim olarak görüyor ve destekliyoruz. Bu girişim, diğer birçok girişimle sinerji içindedir.
23. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Paris Anlaşması doğrultusunda, insan odaklı bir iklim müdahalesine ve iklim değişikliğinin eşitsiz etkilerini ele alma ihtiyacına yönelik güçlendirilmiş bağlılığımızı yerine getirirken, 2030 yılındaki ortak ilerlememizi gözden geçireceğiz ve bu arada uluslararası kalkınma iş birliğini, finansmanını ve iklim finansmanını destekleyenleri, daha etkili bir şekilde birlikte çalışmaya, deneyimlerini paylaşmaya ve ülkelerimizin bu Bildirge’nin hedeflerine ulaşmasını desteklemek için ulusal ve iş birlikçi eylemleri hızlandırmaya çağıracağız. Onaylayan Kuruluşlar (onay sırasına göre):
1. Brezilya
2. Saint Kitts ve Nevis
3. Kolombiya
4. Sudan
5. Belarus
6. Slovenya
7. Gine-Bissau
8. Kuzey Kore
9. Ekvador
10. Uruguay
11. Kongo Cumhuriyeti
12. Almanya
13. Myanmar
14. Ruanda
15. Slovakya
16. Avusturya
17. İspanya
18. Portekiz
19. Çin
20. Danimarka
21. Cape Verde
22. Kırgız Cumhuriyeti
23. Zimbabve
24. Şili
25. Seyşeller
26. Dominik Cumhuriyeti
27. Moritanya
28. Gine Cumhuriyeti
29. Panama
30. Birleşik Krallık
31. Hollanda
32. Küba
33. Mozambik
34. Kazakistan
35. Haiti
36. Avrupa Birliği
37. Norveç
38. Meksika
39. Malezya
40. Zambiya
41. Etiyopya
42. Endonezya
43. Peru
44. Fransa

