Dünya Gıda Günü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü‘nün (FAO) 16 Ekim 1945‘te kurulmasından ötürü her yıl 16 Ekim tarihinde kutlanan uluslararası bir farkındalık günüdür.
Burada temel amaçlar “Açlıkla mücadele konusunda dünyadaki açlık ve yetersiz beslenme sorunlarına dikkat çekmek”; “Gıda güvenliği noktasında herkesin yeterli, sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimini temel bir insan hakkı olarak savunmak”; “İsrafın önlenmesi için gıda israfı konusunda toplumsal bilinç oluşturmak”; ve de “Sürdürülebilir tarım noktasında gelecek nesiller için doğa dostu ve sürdürülebilir tarım-gıda sistemlerini desteklemek” üzerine kurgulanır.
Dünya Gıda Günü 1979 yılından beri kutlanır. Bu yılın teması “Bugün Yenilik Yap Yarını Besle” olarak belirlenir.Bu özel gün FAO, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) iş birliğinde İzmir Ticaret Odası’nda bugün düzenlenen etkinlikle “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” sloganı ile kutlanıyor. Etkinlik gün boyu devam edecek.
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF); 1999 yılında imzalanan bir protokolle “Gıda Dernekleri Platformu”nun oluşturulması ile başlayan sürecin ardından, 31 Aralık 2003 tarihinde 10 gıda derneğinin bir araya gelmesi ile kuruldu. Bugün 29 sektörel üye derneği ile Türkiye gıda ve içecek sanayisinin üretim, istihdam, ihracat ve ithalatının %95’lik bölümünü kapsayan TGDF, sektörün Türkiye’deki en büyük sivil toplum örgütü olarak faaliyet gösterir.
TGDF, Sağlık Bakanlığı’nın “Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı” kapsamında 9 Şubat 2019 tarihinde kurulan; 9 Bakanlık, 7 sivil toplum kuruluşu, YÖK ve RTÜK temsilcilerinden oluşan Ulusal Beslenme Konseyi’nin üyelerinden biridir ve ilgili Yönetmelikte (Ulusal Beslenme Konseyi Yönetmeliği) ismen yer alır.
TGDF’nun başkan yardımcılığını SÜTAŞ Tarımsal Faaliyetler Başkanı Tarık Tezel yapıyor.

ETKİNLİĞİN PROTOKOL KONUŞMACILARI
Bu etkinliğin açılış konuşmalarını “Kahraman Akdoğan – İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü; Tarık Tezel – TGDF Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı; Dr. Ayşegül Selışık – FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı; Dr. Bülent Kahraman Çolakoğlu – Tarım Ve Orman Bakanlığı Eğitim Ve Yayın Dairesi Başkanı; Mahmut Özgener – İzmir Ticaret Odası Başkanı; Ebubekir Gizligider – T.C.Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı; Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, İzmir Milletvekili; Dr. Süleyman Elban – İzmir Valisi” yaptı. Daha sonra da gün boyunca çeşitli paneller düzenleniyor.
TARIK TEZEL NE DEDİ?
TGDF Başkan Yardımcısı ve SÜTAŞ Tarımsal Faaliyetler Grubu Başkanı Tarık Tezel etkinlikte yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
“Gıda, yalnızca temel bir ihtiyaç değil; aynı zamanda ekonomik kalkınmanın, toplumsal refahın, halk sağlığının ve ülkelerin geleceğe yönelik stratejilerinin merkezinde yer alan bir konudur. Bu nedenle gıdayı değerlendirirken yalnızca üretimi değil, üretimden tüketime
uzanan bütün bir sistemi, bu sistemin sürdürülebilirliğini ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzu birlikte ele almak zorundayız.
Bu yıl Dünya Gıda Günü’nün küresel teması, “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle!”. Bu tema, içinde bulunduğumuz dönemin ihtiyaçlarını ve geleceğe ilişkin önceliklerimizi son derece anlamlı bir şekilde ortaya koyuyor. Çünkü bugün gıda sistemlerinin karşı karşıya olduğu sorunlar, alışılmış yöntemlerle ve birbirinden bağımsız çözümlerle aşılabilecek boyutun ötesine geçmiş durumda.
İklim değişikliği, su kaynakları üzerindeki baskı, tarımsal üretimde yaşanan belirsizlikler, tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ve değişen tüketici beklentileri, gıda sistemlerinin daha dayanıklı ve esnek bir yapıya kavuşmasını zorunlu kılıyor. Bir yandan artan dünya nüfusunun gıda ihtiyacını karşılamak, diğer yandan doğal kaynakları korumak, gıda kayıplarını azaltmak ve güvenilir gıdaya erişimi desteklemek durumundayız. Bütün bu hedefleri birlikte gerçekleştirebilmenin yolu ise bilgiyi, bilimi, teknolojiyi ve yenilikçi yaklaşımları üretimin her aşamasına dâhil etmekten geçiyor. Ancak burada yenilik kavramını yalnızca yeni teknolojiler geliştirmek olarak değerlendirmememiz gerektiğine inanıyorum. Yenilik; bilimsel bilgiyle saha deneyimini, dijital çözümlerle geleneksel bilgi birikimini, araştırmayla uygulamayı bir araya getirebilmektir. Mevcut kaynakları daha verimli kullanmak, üretim süreçlerini iyileştirmek, kayıpları azaltmak ve karşılaştığımız sorunlara daha etkili çözümler geliştirmek de yeniliğin önemli parçalarıdır.
Önemli olan, yeni bir çözüm geliştirmek kadar, o çözümün sahada karşılık bulmasını ve ihtiyaç duyan bütün kesimlere ulaşmasını sağlayabilmektir.
Türkiye, güçlü tarımsal üretim potansiyeli, zengin ürün çeşitliliği, gelişmiş gıda ve içecek sanayisi ve geniş ihracat ağıyla gıda alanında önemli bir birikime sahiptir. Bu birikimi korumak ve geleceğe taşımak, hepimizin ortak sorumluluğudur. Gıda sanayisi, tarımsal hammaddeleri işleyerek katma değere dönüştüren bir sektör olmanın ötesinde, tarımla tüketici arasında güçlü bir bağ kurmaktadır. Üreticiden tedarikçiye, işletmelerden lojistik ve dağıtım kanallarına kadar uzanan geniş bir ekosistemin parçasıdır. Bu ekosistemin verimli işlemesi, yalnızca sektörümüzün rekabet gücünü değil, aynı zamanda ülkemizin gıda arz güvenliğini de doğrudan etkilemektedir. Bu noktada, yenilikçi uygulamaların gıda sanayisinin geleceği açısından taşıdığı önemi özellikle vurgulamak istiyorum.

Dijitalleşme ve veri temelli karar alma süreçleri, üretimde verimliliğin artırılmasına ve tedarik zincirlerinin daha etkin yönetilmesine katkı sağlayabilir. Yapay zekâ ve gelişmiş analiz yöntemleri, kaynak kullanımının iyileştirilmesinden talep tahminine kadar farklı alanlarda yeni imkânlar sunmaktadır. Su ve enerji verimliliğini artıran uygulamalar, sürdürülebilir ambalaj çözümleri, gıda kayıplarını ve israfını azaltan sistemler de bu dönüşümün önemli bileşenleridir. Bununla birlikte, teknolojik gelişmelerin gerçek anlamda değer yaratabilmesi için bu çözümlerin erişilebilir, uygulanabilir ve ekonomik açıdan sürdürülebilir olması gerekir.
Bu nedenle kamu, özel sektör, üniversiteler ve araştırma kuruluşları arasındaki iş birliğinin geliştirilmesini son derece önemli buluyoruz. Bilimsel araştırmaların sektörün ihtiyaçlarıyla buluşması, geliştirilen çözümlerin uygulamaya aktarılması ve yenilikçi girişimlerin desteklenmesi, ülkemizin gıda alanındaki potansiyelini daha ileriye taşıyacaktır.
TGDF olarak bizler de sektörümüzün ortak ihtiyaçlarının ortaya konulması, bilgi paylaşımının geliştirilmesi ve paydaşlar arasında yapıcı bir diyalog kurulması için çalışıyoruz. İnanıyoruz ki sektörün deneyimi ile bilimin rehberliği ve kamunun düzenleyici rolü bir araya geldiğinde, karşılaştığımız sorunlara daha kalıcı ve etkili çözümler üretmek mümkün olacaktır.
Önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca daha fazla üretmek değil; kaynaklarımızı daha verimli kullanarak, yenilikçi çözümleri yaygınlaştırarak ve tedarik zincirinin bütün halkalarını güçlendirerek daha dayanıklı bir gıda sistemi oluşturmaktır.
Dünya Gıda Günü’nün bu yılki teması da tam olarak bu noktada anlam kazanıyor: Bugün atacağımız adımlar, geliştireceğimiz çözümler ve kuracağımız iş birlikleri, yarının gıda sistemlerini şekillendirecek.
Bu sorumluluğun tek bir kurumun, sektörün veya ülkenin çabasıyla yerine getirilemeyeceğinin bilincindeyiz. Kalıcı sonuçlar elde edebilmek için ortak hedefler belirlemeli, bilgi ve deneyimimizi paylaşmalı ve çözüm üretme irademizi güçlendirmeliyiz. Yeniliği yalnızca bir hedef olarak değil, gıda sistemlerinin geleceğini güvence altına alan sürekli bir gelişim süreci olarak görmeliyiz.”
SON SÖZ
Evet, burada “Açlıkla mücadele, Gıda güvenliği, İsrafın önlenmesi ve Sürdürülebilir tarım” ana hedefler. Bu noktada kamudan, özel sektöre; akademi dünyasından, tüketiciye kadar her kesime önemli görevler düşüyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre hane halkının en çok israf ettiği gıdalar arasında taze meyve-sebzeden (%39,7) sonra %32,5 oranıyla ekmek ikinci sırada yer alıyor. Kimileri ekmek alamadan aç kalırken, her gün 6 milyon adet ekmek israf ediliyor.
Evet, Dünya Gıda Günü kutlu olsun. Dünyada aç insan kalmasın.