Skip to main content

Orkestra Şefliği nedir ki? (!) Elinde bir kısa sopa (baton) ileri geri – sağa sola salla. Bu kadar basit bir şeydir (!) diye düşünebilirsiniz veya düşünülebilir.
Bakın size örnekler vereyim. (!) Borusan Kocabıyık Vakfı’nın verdiği müzik bursunun ayrılmaz bir parçası ve kaynağı olan Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın (BİFO) “Özel Konser”lerin ilki 2006 yılında gerçekleşti. 9 Şubat 2006 tarihinde gerçekleşen “Özel Konser”in ilk şefi, bağış yaparak bu görevi üstlenen Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkanı A. Ahmet Kocabıyık oldu. 2007 yılındaki ikinci konseri Konuk Şef olarak Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç yönetti. 2008 yılının Konuk Şefi ise Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı oldu.
Ama 2010 yılı hem konuk şef hem de projenin yapısı açısından farklıydı. Cem Yılmaz’ın yönettiği konserin biletleri ilk kez satışa çıkarıldı ve böylece bu misyona sanatseverlerin de katkıda bulunması sağlandı. Büyük ilgi gören konserden elde edilen gelir burs fonuna aktarıldı. Cem Yılmaz 2011 yılında tekrar BİFO’nun konuk şefi olarak konserin bilinirliğinin artmasında önemli bir rol oynadı. (İkisini de defalarca izlemiştim ve hala izlerim)
2012 yılının konuk şefi, usta tiyatrocu Ali Poyrazoğlu, konserde Bizet’nin Carmen’inden bölümler yönetirken işin içine tiyatroculuğunu da katarak konuklara neşe dolu dakikalar yaşattı. Poyrazoğlu da Cem Yılmaz gibi ikinci kez yönettiği “Özel Konser”de bu defa Küçük Prens operasında bölümler ve renkli şovuyla projeye katkıda bulundu.
Özetle baktığınızda çok paranız var ise şef oluyorsunuz.(!). Veya çok popüler/yetenekli iseniz yine şef oluyorsunuz. (!) Gereken iki kısa çubuk. (!)

PARASIZ PULSUZ DA ŞEF OLUNUYOR
Evet, parasız pulsuz da şef olunuyor. Ben bu konuyu araştırdım. Bakın size Eskişehir’de doğmuş sıradan bir Türk ailesinin nasıl şef olduğunun öyküsünü anlatayım:
(Kuşkusuz bu öykü benzer başarı öykülerinden sadece birisi)
Adı Gürer Aykal. 22 Mayıs 1942’de Eskişehir Mahmudiye’de doğdu. Babası, Çifteler Köy Enstitüsü müzik öğretmeni Tevfik Aykal‘dı. Müziğe babasının verdiği derslerle başlayan Aykal, 1953 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı‘na girdi. Necdet Remzi Atak’ın öğrencisi olarak keman bölümünü bitirdikten sonra kompozisyon bölümüne geçti ve Adnan Saygun’un sınıfından mezun oldu.
Şeflik öğrenimini yurt dışında yapan Aykal, 1969’da kompozisyon bölümünü bitirip orkestra yönetim uzmanlığı için devlet bursu ile İngiltere’ye gönderildi. Londra’da Guildhall Müzik Okulu yüksek yöneticilik sınıfında (birincilikle mezun oldu) ve Royal Academy’de; İtalya’da Academia Chiciana ve Roma’daki Santa Cecilia’da (onur derecesiyle mezun oldu) çalışmalarını tamamladı. Orkestra şefliği alanında tecrübelerinden yararlandığı isimler arasında George Hurst, Andre Previn ve Franco Ferrara gibi ünlü şefler vardı.
İngiltere’de Royal Academy’yi bitirdiğinde, bu diplomayı 21 yıl içinde almayı başaran ilk kişiydi. Sanatçı, 1973 yılında yurda döndü ve kazandığı başarılarla Devlet Sanatçısı unvanıyla onurlandırıldı (1981). Türkiye’de yasal olarak atanan ilk orkestra şefi oldu ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şef yardımcılığına atandı.
1999’da kendi isteğiyle Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’ndan ayrıldı. Bu dönem Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nı kurdu. 2000–2004 yılları arasında Antalya Senfoni Orkestrası’nı kurup geliştirdi. ABD’de toplam 16 yıl şeflik ve genel müzik direktörlüğü yaptı. Aykal, 1991–2003 yılları arasında El Paso Teksas Senfoni Orkestrası Daimi Şefliği’ni ve Genel Müzik Direktörlüğü’nü yürüttü ve ayrıca “Profesör Emeritus” ünvanı aldı. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın daimi şefi Gürer Aykal, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi‘ne (MSGSÜ) kadrolu profesör olarak atandı (2006). Aynı zamanda konservatuvarın ‘Kompozisyon ve Orkestra Şefliği Ana Sanat Dalı Başkanlığı’ görevini de üstlendi. Gürer Aykal, Borusan İstanbul Filarmoni‘nin Daimi Şefliği görevini ve Genel Müzik Direktörlüğünü de yürüttü.
ABD’de Indiana (Bloomington) Üniversitesi, Teksas Tech ve UTEP Üniversiteleri’nde ileri orkestra şefliği dersleri verdi.
Gürer Aykal, Türk bestecilerinin bazı yapıtlarının dünyada ilk seslendirilişini de gerçekleştirdi. Bu yapıtlar arasında Adnan Saygun’un 4. Senfoni’si, Atatürk’e ve Anadolu’ya Destan’ı, Conserto da Camera’sı, 2. Piyano Konçertosu, Orkestra çeşitlemeleri; Necip Kazım Akses’in 2. Senfoni’si, “Bir Divandan Gazel”i; Ferit Tüzün’ün Çayda Çıra Bale Suiti; İstemihan Taviloğlu’nun “Klarnet Konçertosu”; Muammer Sun’un “Hıdırellez” bale müziği ve “Kurtuluş” filminin müziği bulunuyor.

GÜRER AYKAL VE BEN

Öğrencilik hayatım boyunca güzel sanatlarda bir şeyler yapmak istedim. Ama iki paralel çizgiyi alt alta çizme becerim ve de flütü üfleme becerim olmadığı için maalesef başaramadım. Gençlik ve öğrencilik yıllarımda yazdığım şiirleri hep sakladım. Bir defter dolusuydu. Yıllar sonra onları sevgili Banu Demirağ’a gösterdim. O okuduktan sonra bana şöyle dedi:

“Murat bunlar şiir değil.”

Çocukluğumdan beri piyano çalmayı arzuladım. 50 yaşından sonra ders almaya niyetlendim, yine Banu karşıma çıktı “Saçmalama Murat bu yaştan sonra piyano mu çalınır?” dedi.

Özetle benim güzel sanatlara merakımın ve ilgimin temelinde bu beceriksizlikler yatar. Onun için güzel sanatları takip etmeye çalışırım. Zaten eğer bir alanın uzmanı değilseniz, bir konseri, bir futbol maçını, bir resim-heykel sergisini, bir sanatçının performansını neden izlersiniz? Yanıtı basittir. İnsanlar yapamadıklarını izlerler. Onun için o performanslar showdur/gösteridir.

Benim gençliğimden beri Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası dendiğinde aklıma gelen ilk isim Gürer Aykal’dır. Kendisinin yönettiği orkestraları defalarca kez izleme fırsatım oldu. Bursa Festivali’ni de onurlandırmıştı. Ama tanışma fırsatını yıllar sonra yakaladım.

BUSİAD ve Kal Der’in ortaklaşa organize ettiği 17. Kalite ve Başarı Sempozyumu 14-15 Nisan 2019’daydı. O sempozyumda belgeselci Coşkun Aral ve dünya çapındaki orkestra şefimiz Gürer Aykal konuk konuşmacılardı.

Gürer Hoca bizlere 1963 ve 1968 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın her yıl Bursa ve Eskişehir’e konser vermeye gittiğini, anlatmıştı. Daha sonra yanlış anımsamıyorsam konuyu araştırınca (Canan Şener ablama teşekkür ediyorum) önce
BEL’den müzik hocam Ethem Zelyüt’ün şefliğini yaptığı Bursa Yaylı Sazlar Orkestrası ve de Yücelen Kuartet’in 21 Mart 1966’da Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu’nda Bursa Türk Filarmoni Derneği ile Ankara Türk Filarmoni Derneği’nin ortak organizasyonunda verdiği konserin belgelerine ulaştım. Bakın size oradan küçük bir bilgi aktarayım. Bursa Türk Filarmoni Derneği Yaylı Sazlar Orkestrası Üyeleri: Şef Ethem Zelyüt (BEL’den müzik öğretmenim), I. Keman Şefik Sel, Reşat Özek (Dr. Taner Özek ve Sezen Özek’in babası), Mesude Eker (Eker’in kurucusu Altan ve Yusuf Eker’in annesi), II. Keman: Hikmet Aktalay, Ali Yavuz, Canan Güçlü (Galeri Metin’in kurucusu köy enstitüsü mezunu öğretmen Salim Güçlü’nün kızı, ÇEK eski YKÜ. şu anda soyadı Şener), Hüseyin Çiftçi, Viola: Nezir Şener (Müzik öğretmeni ve Aydan Şener’in babası), Meral Çiloğlu, Violonsel: Nuran Zelyüt (Ethem Hocanın eşi), Kontrbas: Erol Akartürk (CSO üyesi).
Sonra ise Gürer Aykal Hoca’nın sözünü ettiği 22-23 Aralık 1963’te Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Bursa Konserleri kapsamında Şef Prof. Gotthold E. Lessing ve solistler Suna Kan ile Gülay Uğurata’nın (Son olarak BİFO’daydı ve 1995’de aramızdan ayrıldı) konserinin tanıtım broşürünü buldum. Bunlar beni çok mutlu etti. Broşüre baktığımda BBDSO’nun değerli sanatçılarından Burç Balcı’nın kayınpederi ve eşi Pınar Dalaysel Balcı’nın babası Oktay Dalaysel’in I. Keman grubu içinde olduğunu gördüm. Ayrıca BUÜ Devlet Konservatuarı’nın kuruluş sürecini yürüten Prof. Koral Çalgan hoca da o broşürde viyola çalanlar arasındaydı.
Neyse konuyu fazla uzattım.
Kalite ve Başarı Sempozyumu’nun olduğu 14 Nisan 2019’nun akşamı da Bursa’da bir özel konser vardı.
Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Gençlik Senfoni Orkestrası ve İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı iş birliğiyle ve de Osmangazi Belediyesi desteğiyle Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, Mozart’ın “Don Giovanni” operası Alper Kazancıoğlu tarafından sahneye taşınmıştı.
Bursa Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuarı Kurucu hocalarından sevgili Prof. İsmail Göğüş, Gürer Aykal hocayı bu konsere davet etmiş ve hoca konseri izlemişti. Konser çıkışı İsmail Göğüş hoca aracılığıyla Gürer Hocayla tanışma ve ayaküstü de olsa sohbet etme imkanı bulmuştum. O günün anısına bir fotoğraf çektirmiştik. Gürer Aykal hoca, Prof. Dr. Müfit Parlak, eşim Prof. Dr. Füsun Öztürk Kuter, Prof. İsmail Gögüş ve ben bir arada.

GÜRER HOCA YENİDEN BURSA’DA
Bursa Filarmoni Derneği Başkanı Dr. Mehdi Kamruz’un gönderdiği bilgi notundan Gürer Aykal hocanın Bursa’ya geleceğini öğrendim. Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası’nı (BBDSO), 19 Şubat Perşembe akşamı müzik dünyasının yaşayan efsanelerinden, Devlet Sanatçısı Şef Gürer Aykal yönetecek. Gecenin solisti ise bas Zafer Erdaş. Gecenin spornsorluğunu ise Dr. Mehdi Kamruz‘un firması Minyatür yapıyor.
Rahmetli Prof. Dr. Ayhan Kızıl (dönemin UÜ Rektörü), Erdem Saker (Dönemin BBŞB) ve rahmetli Prof. Hikmet Şimşek hocanın (Kuşkusuz bu ana aktör 3 erkin dışında sürece katkı koyan ve katalizörlük görevi üstlenen isimleri de anıyorum) Bursa’ya kazandırdığı Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası, bu hafta Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde müzikseverleri seçkin bir repertuvarla buluşturacak. Gürer Aykal’ın batonu altında gerçekleşecek konserde, hem yerel hem de evrensel klasik müziğin en nadide eserleri yankılanacak.
Konserin solisti, İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçısı, “3BASSES” grubuyla tanınan ve türkülere getirdiği özgün yorumla dünya müzik çevrelerinin dikkatini çeken değerli bas Zafer Erdaş olacak. Erdaş, Türk beşlerinin öncüsü Ulvi Cemal Erkin’in halk ezgilerini modern bir dille yoğurduğu “Yedi Halk Türküsü” eserini Bursalı sanatseverler için seslendirecek.
İngiliz romantizminden, Şostakoviç’in ironisine uzanan konser programı, klasik müzik tarihinin farklı dönemlerine ışık tutan üç dev eserden oluşuyor:
“E. Elgar – Yaylı Çalgılar Serenatı: Bestecinin en sevdiği eserlerinden biri olan, hüzün ve neşeyi bir bahar havasında birleştiren romantik bir açılış.
U. C. Erkin – Yedi Halk Türküsü: Anadolu’nun kadim ezgilerinin Batı formlarıyla buluştuğu yerli ve milli bir şölen.
D. Şostakoviç – Senfoni No. 9: Stalin döneminin beklentilerine “ironik bir yanıt” olarak bestelenen, oda müziği zarafetinde ve neşeli karakteriyle dikkat çeken aykırı bir şaheser.”
Bu konser 4 Ocak 2026’da kaybettiğimiz opera sanatçısı ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi‘nin geçmiş dönem Müdür ve Sanat Yönetmeni olan bariton, akademisyen Prof. Mesut İktu anısına düzenleniyor.

SON SÖZ
Bu yazıyı biraz uzattığım için affedin. Gürer Aykal hocanın adını duyunca hissettiklerimi kaleme almaya çalıştım. Biraz özel bir yazı oldu. Özellikle yazının girişinde yapmaya çalıştığım ironilerin dozu aştıysa tüm şeflerden ve değerli isimlerden özür diliyorum.
Gürer Aykal hocayı bir kez daha izlemek benim için onur olacak.
Şimdiden hoş geliyorsunuz hocam diyorum. Keşke bir ortam olsa da sohbetinizin olduğu bir ortamda sizi dinleyebilsem. Saygılarımla.