Osmangazi Belediyesi ve Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Bursa Şubesi’nin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte Türk eğitim ve kültür hayatına önemli katkılarda bulunan Hasan Ali Yücel anıldı.
Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesinin gezilmesiyle başlayan etkinlik ardından Osmangazi Gösteri Merkezi fuayesindeki bulunan Hasan Ali Yücel Fotoğrafları sergisi ile devam etti.
Sonrasında Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Bursa Şubesi Başkanı Jülide Akköprü, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın birer konuşma yaptı. Konuşmalarda Hasan Ali Yücel’in Türk milli eğitim sistemine kazandırdıkları ve Köy Enstitülerinin öneminden söz edildi.
BAŞKANLAR NE DEDİ?
Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Bursa Şube Başkanı Jülide Akköprü, Köy Enstitüleri’nin aydınlanma mirasının önemine dikkat çekti. Her kürsüye çıktığında büyük bir heyecan duyduğunu ifade eden Akköprü, derneğin Bursa’daki çalışmalarına da değindi. Ayrıca Mandolin Grubu’nun kuruluş öyküsünü anlattı.
Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren şunları söyledi:
“Bugün medeni ülkelere baktığımızda, örneğin Japonya’ya ya da Almanya’ya… Almanya, İkinci Dünya Savaşı’nda milyonlarca insanını kaybetti, ikiye bölündü. Buna rağmen yeniden ayağa kalkabildi. Çünkü kaynaklarını planlı biçimde eğitime yönlendirdi. Eğitim, kalkınmanın merkezine yerleştirildi. Bilimin ışığında, temelden başlayan bir eğitim anlayışı kuramazsak yaptığımız her yatırım eksik kalır.
Çocuklarımıza ahlakı veremezsek, yalnızca bilgi yüklemek yeterli olmaz. Bilgi, karakterle birleşmediğinde yönünü şaşırabilir. Ahlak, insanın iç pusulasıdır. O pusula sağlam değilse, donanımın bir anlamı kalmaz. Toplumun doğru istikamete evrilmesi, küçük yaşta verilen değer eğitimiyle mümkündür. Bu uğurda emek veren, hayatını eğitime adayan kıymetli büyüklerimize teşekkür ediyorum. Yeni Nesil Köy Enstitüleri Derneği’nin çabaları da bu bakımdan önemlidir. Biz bu yolda yanınızdayız. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. “
Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ise şöyle dedi:
“Yücel, Milli Eğitim Bakanlığı döneminde dünya klasiklerini Türkçeye kazandırarak genç kuşakların düşünce dünyasını genişletti. Bu adım, sadece kitap yayımlamak değil; bir zihniyet inşa etmekti. 1931’de Atatürk’le birlikte katıldığı yurt gezilerinden birinde geçen bir anekdot anlatılır. Atatürk, çevresindekilere “Türkiye Cumhuriyeti ne zaman kurtulmuştur?” diye sorar. Rivayet edilir ki en çarpıcı yanıt Hasan Âli Yücel’den gelir: “Ne zaman bir kurtarıcıya ihtiyaç duyulmazsa, o zaman kurtulmuştur.” Bu söz, kurtuluşu bir kişiye değil; akla, bilime ve güçlü kurumlara bağlayan bir anlayışı ifade eder. Bugün de görüyoruz ki kalıcı bağımsızlık, ancak eğitimle, bilimle ve ahlaklı nesiller yetiştirmekle mümkündür. Aydınlık yarınlara giden yol eğitimden başlar. Teşekkür ediyorum.”
Sahneyi daha sonra iki genç aldı ve Hasan Ali Yücel’i bizlere anlattılar.
Sonrasında Şef Dilek Sevüktekin Görgülü’nün yönetimindeki Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Bursa Şubesi (YKKED) Mandolin Grubu’nun konserine geçildi.
Konser sonrası program kapsamında Dr. Alper Akçam’ın (Bir dönemler Bursa SSK Hastanesi’nde genel cerrahtı) katılımıyla bir söyleşi de gerçekleştirildi.
Akçam söyleşisinde Hasan Âli Yücel’in eğitim, kültür ve düşünce dünyasına bıraktığı mirası ele aldığı bir konuşma geçekleştirdi.
Daha sonrasında da Dr. Alper Akçam kitaplarını okuyucuları için imzaladı.
SON SÖZ
Evet, Türk milli eğitiminin tartışılmaz devi Hasan Ali Yücel cumartesi günü Osmangazi’de anıldı. Toplantıya katılanlar arasında CHP Osmangazi ilçe Başkanı Raşit Gürbüz ve Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir de vardı.
Ben bu güzel toplantı için Osmangazi Belediyesi ve Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Bursa Şubesi’ni kutluyorum.
Bu değerli bilim ve eğitim insanı “Üniversite reformu (Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nin kurulması, Yüksek Mühendislik Okulu’nun İTÜ’ye dönüştürülmesi ve Ankara Tıp Fakültesi’nin kurulması), Köy Enstitüleri’nin kurulması, dünya klasiklerinin Türkçeye tercüme edilmesi ve ilk resmî ve telifli Türkçe ansiklopedi olan İnönü Ansiklopedisi’nin ön çalışmaları, Devlet Konservatuarlarının kurulması (20 Mayıs 1940), Türkiye’nin UNESCO’ya girişi (protokoldaki imza onundur), dört yıllık çabaları sonucunda 25 Haziran 1946’da Üniversiteler Yasası çıkartılması” gibi eğitimimize dokunan bir çok değerli olaya imza attı.
Işıklar içinde uyusun.

