16 Mayıs 1919, Beyoğlu Caddesi öğle saatleri. Tokatlıyan Oteli’ne lacivert kostümlü, koyu renk bir boyunbağı takmış Mustafa Kemal girdi. 1909’da hizmete giren Tokatlıyan Oteli, o dönemde Avrupa ve Ortadoğu’nun en lüks otellerinden birisi ve İstanbul’un Pera Palas’tan sonra en büyük oteliydi. Mustafa Kemal, Tokatlıyan’ın lokanta tarafına geçti. Köşedeki masaya oturdu. Ve her zaman buraya gelişinde kendisine hizmet eden şef garson Karabet’e seslendi:
“Karabet, bana bir şiş kebap… Ondan sonra pilav ama üzerinde fasulye olsun ve elma kompostosu…”
Şef garson, istenilen yemekleri getirdi. Bir aralık, sarışın adam, şef garsonun yüzüne baktı, ona “Karabet… Karadeniz’de gemilerin mi battı? Niçin böyle dertli duruyorsun?” dedi.
Karabet “Paşam! Memlekette düşmanlar gezinip duruyor. Cemal paşa filan hep kaçtılar. Onu düşünüyorum.”
Mustafa Kemal “Düşünme. Onlar kaçtı ise, ötekiler de, düşmanlar da buradan gidecekler. Sen şimdi bana hesabı getir” dedi (Hikmet Feridun Es’in anlatımından)
Oradan çıktı, Beşiktaş iskelesinden motora bindi ve Bandırma vapuruna geçti.
***
Aradan 8 sene geçti. 1927’de Mustafa Kemal, İstanbul’a geldi. Tokatlıyan’dan içeri girdi, Anadolu’ya gideceği gün oturduğu masaya oturdu. Garson Karabet’i çağırdı. 1919’da verdiği “düşmanlar da buradan gidecekler” sözünü yerine getirmenin huzuru ile 1919’da yediği yemeğin aynısını sipariş verirken Karabet’e sordu:
-“Karabet ! On yıl evvel ben nerede oturmuştum?”
-“Yine bu masada Paşam.”
-“Sana ne demiştim?”
-“Bir gün memleketteki yabancılar gidecek demiştiniz.”
-“Peki, ne yemiştim o gün?”
-“Şiş kebabı, elma kompostosu Paşam…”
-“Pilavı unuttun!” der ve siparişini verir:
“Karabet, bana bir şiş kebap… Ondan sonra pilav ama üzerinde fasulye olsun ve elma kompostosu…”
BANDIRMA VAPURU, İSMAİL HAKKI KAPTAN VE ATATÜRK
Bu gemi 1878’de İskoçya’nın Glasgow limanında inşa edildi. Ağırlığı 192 ton, boyu 47,7 metre olan bir yük gemisiydi. Gemi (1878-1883) Britanya bandırası ile Torocarderto adıyla 5 yıl, daha sonra Yunanistan bandırası ile (1883-1894) Kymi adıyla 9 yıl çalıştırıldı. Kymi gemisi 1894’de o zamanki Deniz Yolları İşletmesi anlamına gelen Osmanlı İdare-i Mahsusa’sına devredildi ve Türk bayrağı çekilerek, adı Panderma olarak değiştirildi. Gemi Panderma adıyla 16 yıl Marmara Denizi kıyılarında, Tekirdağ, Mürefte, Şarköy, Kara Biga, Erdek arasında yük ve yolcu seferleri yaptı. İdare-i Mahsusa’nın statü değiştirerek 28 Ekim 1910 yılında Osmanlı Seyrüsefain İdaresi adını almasıyla, geminin adı Bandırma olarak değiştirildi. Posta vapuru haline getirildi. Ama bu posta vapurunun bir ülkenin kaderini etkileyeceğinden haberi yoktur. Posta taşımaya devam etti.
Atatürk seyahat öncesi, Şişli’deki evinde yol hazırlıkları ile meşgul olurken bir taraftan da güvendiği arkadaşları ile görüşmelerini sürdürüyordu. I. Cihan Harbi ardından Osmanlı donanması ağır hasar almıştı. Mevcut ve onarıma muhtaç olan gemiler de Almanya’ya bakım amaçlı gönderilmişti. Bu bakımdan Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarını Samsun’a götürmek için eldeki olanaklara uyularak Bandırma Vapuru ayrıldı. Geminin süvariliğine de 01.05.1919 tarihinde İsmail Hakkı Kaptan atandı.
O tarihte 41 yaşında olan Bandırma vapuru sürekli olarak Marmara Denizi kıyılarında çalışmış, Karadeniz’e pek çıkmamıştı. Karadeniz’in hırçın dalgalarına dayanma gücü ve direnci az olan bu gemi ancak Marmara’da çalışabiliyordu. Gemi Karadeniz’e pek çıkmamıştı ama geminin süvarisi İsmail Hakkı (Durusu) kaptan iyi bir birikim sahibi ve Karadeniz’i çok iyi tanıyan bir kaptandı. 21 yıllık kaptanlık sürecinde 5 yılını bil fiil Karadeniz’de çalışmış, Hindistan ve Uzak Doğuya kadar gitmişti.
İsmail Hakkı Kaptan, Mustafa Kemal Paşa tarafından Şişli’deki evine çağrıldı. Kaptan eve vardığında Paşa tarafından nazik bir şekilde karşılanarak, üzerinde haritalar bulunan bir masaya oturması işaret edildi. Paşa kaptandan gemi hakkında bilgi istedi. Beraber gidiş rotasını saptadılar. Kaptan önce geminin özelliklerini anlattı, geminin 41 yaşında olduğunu, ama kısa bir hazırlık döneminden sonra bu yolculuğa hazırlıklı hale getirilebileceğini söyledi. Mustafa Kemal Paşa, anlatılanları sessizce dinledi, sonra da isteklerini söyledi. Yol boyunca gemi mümkün olduğu kadar kıyıya yakın bir rota izleyecekti. Bundan amaç düşman savaş gemilerinin muhtemel saldırılarından korunup en hızlı yoldan karaya geçmekti. Yolculuk Samsun’da noktalanacaktı. Muhtemel bir tehlike anında Sinop’a çıkabilirlerdi. Her şey gelişmelere bağlı idi.
Kaptan izin isteyerek Paşa’nın yanından ayrılırken kafasında tek bir düşünce vardı. Bu değerli adamı ve arkadaşlarını sağ salim Samsun’a ulaştırmak. Bandırma vapurunun hazırlığı 16 gün sürdü.
Bandırma Vapuru 1924 yılında Türkiye Seyrüsefain İdaresi tarafından hizmet dışı bırakıldı. Tarihimizde iz bırakan Nusret, Yavuz da olduğu gibi Bandırma Vapuru da parçalanmaktan kurtulamadı. 1925 yılında gemi Bozmacı İlhami isimli Türk armatöre satıldı ve aynı armatör tarafından dört ay içinde hurda olarak parçalandı. 1999 yılında Samsun’da vapurun birebir benzerinin inşa edilmesi projesi başlatıldı, 2001 yılında inşası tamamlanan vapur 18 Mayıs 2003 tarihinde müze olarak hizmete açıldı.
BANDIRMA VAPURUNDA KİMLER VARDI?
16 Mayıs 1919’da bizim posta vapuru Bandırma, İstanbul’dan yola çıktığında bakın kimleri taşıyordu?
Mustafa Kemal Paşa, Kurmayları ve Silah Arkadaşları:
“9. Ordu Müfettişi Mirliva (Tuğgeneral) Mustafa Kemal Paşa (Atatürk); 3. Kolordu Komutanı Erkan-ı Harp Mir Alayı (Kurmay Albay) Refet (Bele Paşa); Müfettişlik Kurmayı Başkanı Erkan-ı Harp Mir Alayı Manastırlı Kazım (Dirik Paşa); Müfettişlik Sağlık Daire Başkanı Tabip Miralay İbrahim Tali (Öngören);
Kurmay Başkan Yardımcısı Erkan-ı Harp Kaymakamı (Kurmay Yarbay) Mehmet Arif Bey (Ayıcı); Karargâh Erkan-ı Harbi ve İstihbarat ve Siyasi şube Müdürü Erkan-ı Harp Binbaşısı Hüsrev Gerede; Müfettişlik Topçu komutanı Topçu Bin Başı Kemal Bey (Doğan); Müfettişlik Sağlık Daire Başkan Yardımcısı Tabip Bin Başı Refik Bey (Saydam); Müfettişlik Baş Yaveri Yüz Başı Cevat Abbas Bey (Gürer); Dr. Yüzbaşı Behçet Efendi; Kurmay Mülhakı Mümtaz (Tunay); Kurmay Mülhakı Yüz Başı İsmail Hakkı (Ede); Müfettişlik Emir Subayı Yüz Başı Ali Şevket (Öndersev); Karargâh Komutanı Yüz başı Mustafa Vasfi (Süsoy); Mülhak Yüzbaşı Rauf; Yüzbaşı Hersekli Ahmet Efendi; Kurmay Başkanı Emniyet Subayı Üsteğmen Hayati; Kurmay Mülhakı 3. Kolordu Komutan Yaveri Üsteğmen Arif Hikmet (Gerçekçi); İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah (Kunt); Mülhak Teğmen Zebur; Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer (Kılıç); Emir Subayı Teğmen Ruhsat; Adli Müşavir Ali Rıza Efendi; Tabur Hesap Memuru Rahmi Efendi;
Tabur Hesap Memuru Ahmet Nuri Efendi; 1. Sınıf Kâtip Faik Efendi (Aybars); 4. Sınıf Kâtip Memduh Bey (Atasev); Zabit Vekili Tahir Efendi; Alay Kâtibi Yahya Efendi; Tabur Kâtibi Süleyman Fehmi Efendi; Hesap Memuru Şükrü Efendi; Kıdemli Çavuş Osman Nuri Oğlu Ali Faik; Kıdemsiz Çavuş İbrahim İzzet Oğlu Atıf; Çavuş Mustafa Oğlu Kemal; Çavuş Kemal Oğlu Mustafa; Onbaşı Tevfik Oğlu Âdem; Onbaşı Ali Oğlu Refet; Onbaşı Abdullah Oğlu Ali; Nefer Hüseyin Oğlu Mehmet; Nefer Ahmet Oğlu Emin; Nefer Mustafa Oğlu İsmail; Nefer İbrahim Oğlu Ömer; Nefer Kerem Oğlu Mehmet; Nefer Mehmet Oğlu Mehmet; Nefer Hasan Oğlu Elvan; Nefer Mehmet Oğlu Durmuş; Nefer Mehmet Oğlu Ali; Nefer Şakir Oğlu Nuri; Nefer Hasan Oğlu Hüseyin; Nefer Abdullah Oğlu Musa; Nefer Abdullah Oğlu Mehmet; Nefer Mehmet Oğlu Hasan; Nefer Bekir Oğlu Mahmut; Nefer İhsan Oğlu Mehmet Lütfi; Nefer Ali Oğlu Musa”
Bandırma Vapurunun bu kutsal seferinde görev alan mürettebatın isim listesi:
“Gemi süvarisi İsmail Hakkı Durusu, (1871 Kayseri doğumlu 22 Aralık 1940 İstanbul’da vefat etmiştir); İkinci Kaptan Üsküdarlı Tahsin Kaptan; Çarkçı Başı Mehmet Ağa Oğlu Hacı Süleyman; Gemi Kâtibi İsmail; Lostromo Hasan Reis; Serdümen Görele’den Ali Oğlu Basri; Ambarcı Rizeli Süleyman Oğlu Mahmut; Ambarcı Silivrili Hasan Oğlu Mehmet; Tayfa Süleyman Oğlu Cemil; Tayfa Hüseyin Oğlu Rahmi; Tayfa Mesut Oğlu Temel; 1. Kamarot Muharrem Oğlu Hacı Tevfik (Ulusu) (1875 yılında doğdu. 1 Ağustos 1900′ de 200 kuruş aylıkla Plevne Vapurunda kamarot olarak çalışmaya başlamış, 1 Ekim 1914′ de Bandırma Vapurunun 1. Kamarotu olarak görevlendirilmişti); Kamarot İbrahim Oğlu Mehmet; Kamarot Yamağı Mustafa Oğlu Halit; Ateşçi Koyun Hisar’dan Yusuf Oğlu Halit; Ateşçi Rizeli Arif Oğlu Mansur; Ateşçi Osman Oğlu Hacı Hamdi; Kömürcü Hasan Oğlu Mehmet; Kömürcü Mehmet Ali Oğlu Ömer Faik; Vinçci İsmail Hakkı; Vinçci Ali Oğlu Galip.”
Toplam olarak gemide; Atatürk ve Karargâhı 22, Er ve erbaşlar 25, Müşavir ve kâtipler 8, Gemi personeli 21 olmak üzere toplam 76 kişi bulunmaktaydı.
KAZIM DİRİK VE BURSALI MEHMET TAHİR BEY
Bandırma vapurunda Atatürk’ten sonra en yüksek rütbeli subay olan Kurmay Albay Kazım (Dirik)’ti. 1879’da Manastır’da doğan Kazım Dirik, gençlik yıllarının tamamını Bursalı Mehmet Tahir Efendi’nin himayesinde geçirmişti.
Bursalı Mehmet Tahir Bey, 1861’de Bursa’da doğdu. Kendisi özellikle “Osmanlı Müellifleri” isimli ansiklopedik çalışması ile tanındı. 1908-1912 yılları arasındaki Osmanlı Mebusan Meclisi’nde Bursa mebusu olarak bulundu. Çeşitli askeri okullarda, öğretmenlik yaptı. Askeri mahkemede hakimlik yaptı.
SON SÖZ
Bir tarih 16 Mayıs 1919… Bir vakit öğle üzeri… Bir iskele, Beşiktaş iskelesi… Bir askeri motor adı yok… Bir yer Kız Kulesi açıkları… Bir 41 yaşında posta vapuru adı Bandırma… Bir kaptan İsmail Hakkı (Durusu)… Bir rota Samsun… Bir lider adı Mustafa Kemal… Bir tarih 19 Mayıs 1919… Bir vakit pazartesi 08.15… Bir iskele açıkları, Dil İskelesi… Bir taka…
(Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları, bugünkü Samsun Büyük Oteli ve Yaşar Doğu Spor Salonu arasında bulunan ilk adım anıtının olduğu yerdeki Fransızlar’dan kalma Dil (Reji) İskelesi’nden karaya ayak basar…)
O ayak basış ile bir yeni rota verilir: Özgürlük ve Cumhuriyet.
19 Mayıs 1919 bu ülkeyi emperyalist güçlerin elinden kurtaran Kurtuluş Savaşımızın lideri ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal (Atatürk)’ün Samsun’a ayak bastığı gün.
Bugün, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramımız kutlu olsun. Büyük Atamıza, onun silah arkadaşlarına ve tüm şehitlerimiz ve gazilerimize minnettarız.
19 Mayıs 2025’de kendinize bir jest yapın:
“Bir şiş kebap, pilav üstü kuru fasülye ve elma kompostusu söyleyin.”


