Skip to main content

Fotoğraf makinası ile ilk tanışmam babamın 1952 model körüklü Frank marka fotoğraf makinası ile oldu. O makinanın üzerine takılan tek ampullü flashları da unutamam. Bir de küçük telemetre vardı, mesafeyi ölçmek için.
Aynı zamanda İstanbul’da daha televizyon çıkmadan babam hafta sonları Sirkeci’den 8 mm’lik filmler alır ve mahalle çocukları toplanır, 8 mm’lik normal Ricoh film makinasında Lorel Hardy, About Castello, Şarlo sessiz filmlerini seyrederdik. Cumartesi günleri evimiz sinema gibi olurdu.
Daha sonra Bursa’ya geldiğimizde ve gazeteciliğe başladığımda refleks makine diye tabir ettiğimiz Zenit fotoğraf makinam olmuştu. Gazetecilikte o dönemler daha digitale geçilmediği için çektiğimiz fotoğrafların filmlerini karanlık odada yıkar, sonra da agrandisörde karta basardık. Bunları hep usta çırak ilişkisi içinde öğrendik. Sonra Asahi Pentax seti almış ve onu çaldırma başarısı göstermişimdir. Hala içim acır.
Anadilinin dışında çok dil konuşabilen birkaç kişiyi tanıdım. Mutlaka çok sayıda insan varır ama benim tanıdıklarım bunların içinde bir elin parmakları kadar. Hep çok dil konuşan insanlara saygı duymuşumdur. Bu isimlerden biri de Türk fotoğraf sanatının büyük isimlerinden İzzet Keribar’dır. Kendisi Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca ve Yunanca olmak üzere 7 dil konuşabiliyor.
Kendisi ile 2000’li yılların başında sevgili Coşkun Teziç aracılığıyla tanışmıştım. İzzet Bey, Bursa’ya gelmişti. Bursa’yı gezmek ve bir Mevlevi tekkesi olan Karabaş Veli Tekkesi’ndeki (Halvetiyye-Şâbâniyye tarikatının Karabaşiyye kolunun kurucusu) bir Mevlevi Sema gösterisini görüntülemek istemişti. Ben kendisine yardımcı olmuştum. O gün beraber oraya gitmiştik.
Kendisi beni mahcup etmiş ve Terra Magica isimli değerli eserini imzalayarak bana vermişti.
Daha sonra da Bursa Büyükşehir Belediyesi için yaptığı bir çalışmada da Timsah Arena’da karşılaşmıştık.

NİNECİM’DE GEÇMİŞİN IŞIĞI VE ZAMANIN GÖLGELERİ SERGİSİ
Cumartesi günü Türk fotoğraf sanatının önemli aktörlerinden biri olan İzzet Keribar Bursa’daydı. Bildiğiniz gibi kentimizin ve ülkemizin otomotiv tedarik sanayindeki global aktörü Orhan Holding kentimize Balat’ta Ninecim Sanat Galerisi’ni kazandırdı. Bu galeride açıldığından beri Orhan Holding’in Uluslararası Fotoğraf Yarışması’nın da ödül törenleri yapılıyor. Ayrıca çeşitli sanat alanlarında etkinliklere ev sahipliği yapmakta. Bunun mimarı da Orhan Holding’in kurucusu İbrahim Orhan’ın eşi aynı zamanda bir fotoğraf sanatçısı olan Necla Orhan.
Ninecim’deki son sergi büyük üstat İzzet Keribar’ın “Geçmişin Işığı ve Zamanın Gölgeleri” isimli sergisi.
Bu sergiye çok gitmek istedim ama aynı gün benimle Bursa dışından görüşmek için gelen iki dostumuzun ziyaretleri vardı. Gidemedim. Serginin küratörlüğünü H. Mehmet Balcı yapmış.
İzzet Keribar son olarak Kahire’deydi. Orada 2 gün boyunca 6’şar saatlik Giza Platosu’nda yer alan Büyük Mısır Müzesi’nde ve çevresinde çekimler yaptı.
Bu sergide hem eski İstanbul fotoğrafları hem de Mısır fotoğrafları yer alıyor. Toplamda 43 fotoğraf var. Bunun 19’u siyah beyaz İstanbul fotoğrafları geriye kalan Mısır fotoğrafları.

İZZET KERİBAR KİMDİR?
İzzet Keribar 1936 yılında İstanbul’da doğdu. Fotoğrafa olan ilgisi, ağabeyi Leon’un fotoğrafa olan ilgisiyle 1952 yılında başladı. 17 yaşında, haftalıklarından biriktirdiği para ile ilk fotoğraf makinesini aldı. Alman yapımı bir Regula‘dan bir yıl sonra Leica III F sahibi oldu.
İzzet Keribar, 1953 yılında Saint Michel Fransız Lisesi’den mezun oldu. 1957’de askerlik için Güney Kore’ye gitti. Kişisel teknik stilini, Türk Tugayında birçok fotoğraf çekerek Kore’de geliştirdi.
Ancak Türkiye‘ye döndükten sonra çok uzun bir süre fotoğrafla fazla ilgilenmedi. O yıllarda, eski İsviçre pulları koleksiyonculuğu, antika Meissen ve Viyana porselenleri, klasik batı müziği ve iç dekorasyon çok sevdiği ve ilgilendiği konular oldu. Ancak 1980 yılından itibaren ciddi olarak tekrar fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Ayrıca bir iş insanı olarak 1997’ye kadar bir dönem tekstil işini yürüttü. Sirkeci civarında oldukça başarılı bir iş insanı idi. Ancak ekonomik krizde tekstilin artık eskisi gibi yürümeyeceğini düşünerek kendini tamamen profesyonel fotoğrafçılığa adadı.

1952 yılında fotoğrafçılığa başlamış olan Keribar, 1980 yılını fotoğrafçılığın ikinci doğuşu olarak belirtir. 1982 yılından beri yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda fotoğraf sergisi ve dia gösterisi gerçekleştirir. Ulusal ve Uluslararası fotoğraf yarışmalarının jürilerine sık sık katılır. Son olarak Orhan Holding Uluslararası Fotoğraf Yarışmasının jürisinde de yer alır.
Sanatçının pek çok prestijli ödülü bulunmaktadır. Uluslararası Fotoğraf federasyonu tarafından verilen 1985 yılında A. FIAP (Sanatçı), 1988 yılında da E.FIAP (Ekselans) unvanlarına sahiptir. Aynı zamanda Fransız Kültür Bakanlığı‘nca Legion d’Honneur nişanı (Akademik Başarılar Şövalyelik unvanı) sahibidir. Diğer ödülleri arasında National Geographic Traveler’da aldığı 2.lik ve Fuji Avrupa Basın Ödüllerinde değişik kereler aldığı 1.lik.ler ve de 2011 Kültür ve Turizm Bakanlığı Büyük Sanat ödülü bulunur.
Sanatçı, İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) onur üyesidir. Birçok kuruluşta hâlen fotoğraf dersleri vermektedir.
Ayrıca ülkemiz sanat belleğine kazandırdığı 22 kitabı bulunaktadır.

SON SÖZ
Tarih boyunca insanoğlu simyacılar aracılığıyla ölümsüzlük iksirinin peşinde koştu. Onu hala arıyor ama fotoğraf makinası bulunduğundan beri zamanın anlarını ölümsüzleştirebiliyor.
Ben değerli büyüğüm İzzet Keribar’ı bu ülkenin fotoğraf sanatına koyduğu katkılardan ötürü kutluyor ve ona sağlıklı günler diliyorum.
Orhan Ailesi’ne sanata verdiği destek için teşekkür ediyorum.
Büyük Usta, Bursa‘ya hoşgeldin.