Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi (Déclaration des droits de la Femme et de la Citoyenne) 14 Eylül 1791‘de Fransız aktivist, feminist ve oyun yazarı Olympe de Gouges tarafından 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ne yanıt olarak yazılır. 1791 Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi, şöyle başlar:
“Biz, anneler, kız çocukları, kız kardeşler, ulusun temsilcileri, Ulusal Meclise alınmayı talep ediyoruz. Toplumun sefaletinin ve siyasal iktidarların ahlaki bozulmuşluğunun başlıca nedenlerinin, kadınların haklarının tanınmaması, unutulması ya da göz ardı edilmesi olduğunu göz önüne alarak, kadınların doğal, devredilemez ve kutsal haklarını bir bildirgeyle ilân etmeye karar verdik.” diye başlar. Bildirge’nin 1. Maddesinde “Kadın özgür doğar ve erkeklerle haklar bakımından eşittir.” sözü yer alır.
Fransız Devrimi’nin ardından ilan edilen 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin savunucuları dahi kadınların hak taleplerini ve başkaldırışlarını ne yazık ki kabul etmez.
Fransa’da Kadın Hakları Bildirgesi’ne önderlik yapan Olympe de Gouges’un 3 Kasım 1793‘de giyotinle idam edilir. Gouges Concorde Meydanında idama giderken şöyle seslenir:
“Titreyin, çağdaş Tiranlar! Mezarımın derinliklerinden duyulacak sesim. Cesaretim, sizin daha barbar davranmanıza neden oluyor.”

Mary Wollstonecraft’ın 1792’de Fransız Devrimi’nin prensiplerine dayanarak yazdığı “Kadın Haklarının Korunması” adlı kitap basılır. Wollstonecraft 1850 ve 1851’de İngiltere’de I. ve II. Ulusal Kadın Hakları Sözleşmesi kongrelerini düzenler.
15 Eylül 1845’te haftalık çalışma gününün 6 güne, günlük çalışma saatinin de 10 saate indirme talebiyle Batı Pensilvanya’daki iplik fabrikasında çalışan 1500 kadın işçi greve gider.
Elizabeth Cady Stanton ve Lucrehia Mott, ABD’de ilk kadın hakları kongresini 1848’de düzenler. ABD Bağımsızlık Deklarasyonu’ndaki “tüm erkekler eşit olarak doğmuş/yaratılmıştır” ifadesinin “tüm kadın ve erkekler eşit olarak doğmuştur” şeklinde değiştirilmesini istenir.
8 Mart 1857’de ABD’nin New York kentinde 40 bin dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlar. Ancak polisin işçilere müdahalesi ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi ile arkasından da çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verir. İşçilerin cenaze törenine 10 bini aşkın kişi katılır.
1900’lü yılların başında yine Amerika’da benzeri bir olay yaşanır.

OSMANLI’DAKİ GELİŞMELER
18. yüzyılın etkileri kısmen de olsa Osmanlı Devleti’nde etkilerini gösterir. “Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan(Kadınlar) Cemiyeti” gibi kadın dernekleriyle “Kadınlar Dünyası” gibi kadın dergileri, kadınların kendilerini ifade edecek, hak taleplerini dile getirecek yerler olur.
1868 yılında çıkarılan Terakki gazetesi, kadınlar lehine yayın yapan, kadın hakları ve seçimden söz eden ilk gazete olur.
1869 yılında ilk kadın dergisi olarak nitelendirilebilecek Terakki-i Muhadderat çıkarılır. Dergide yayımlanan Rabia imzalı mektupta şöyle der:
“Şurasını iyi bilmek gerekir ki ne erkekler kadınlara hizmetkâr, ne de kadınlar erkeklere cariye olmak için yaratılmıştır… El ve ayak, göz, akıl gibi vasıtalarda bizim erkeklerden ne farkımız vardır? Biz de insan değil miyiz? Yalnız cinsimizin ayrı oluşu mu bu halde kalmamıza sebep olmuştur? Bunu hiçbir sağduyu kabul etmez…”
Yayın hayatına 1886’da başlayan Şükûfezar dergisi yalnızca kadınların çıkardığı, sahibi kadın olan ilk kadın dergisidir.
1895’te yayın hayatına başlamış olan ve yayın kadrosunun tümü kadınlardan oluşan “Hanımlara Mahsus Gazete”de yazan Fatma Aliye şöyle der:
“Temeddün eden(uygarlaşan) milletlerin ulûm ü fünûnda (bilimler/ilimler ve teknik) evvela erkekleri terakki eyledikleri ve kadınların onlara peyrev (takipçi) oldukları görülüyor. Erkekler o hazineye girdiklerinin ibtidâsında (başlangıcında) kendilerini takib eden kadınları kıskanıp o hazinenin cevherlerini onlardan sakınmak istiyorlar. Güya ki hakk-ı takaddümü (öncelik hakkı) hod-kamlıkla(kendi istekleriyle) bir hakk-ı tasarruf ve temellük(sahiplenme) yerine koymak istiyorlar. Bu hep böyle olmuş böyle gelmiş şeylerdendir. Ama böyle olmuş dememiz böyle yapmışlardır demektir. Yoksa bu ilm u fazlın (bilgi üstünlük/erdem) sahibi olan cenab-ı feyyaz-ı mutlak (Allah’ın) hazretleri onu kullananların erkeğine dişisine hep birden ihsan buyurmuş olduğundan bunu kadınlardan diriğe erkeklerin iktidarı erişebilir mi?”
Cumhuriyet döneminde 1926′da Medeni Kanun ile erkeğin tek taraflı boşanması ve çok eşlilik kaldırılır; kadınlara boşanma, velayet ve mülkiyet hakkı tanınır. 1930‘da belediye, 1934‘te ise genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı elde edilir.

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
Bu konu 26- 27 Ağustos 1910’da Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonal’e bağlı kadınlar toplantısında gündeme gelir. 1910 yılında Kopenhag’da toplanan Uluslararası Emekçi Kadınlar Konferansı’nda Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirir. Konferansa 17 farklı ülkeden katılan 100 kadın, Clara Zetkin’in bu önerisini oybirliğiyle kabul eder.
Dünya Kadınlar Günü 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde anılmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme gelir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul eder. Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlanır. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri “Dünya Kadınlar Günü” nü kutlar.

RAKAMLARLA TÜRKİYE’DE KADIN
31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle, toplam nüfusun %49,98’ini kadınlar, %50,02’sini ise erkekler oluşturdu.
Genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı ve doğuşta beklenen yaşam süresi farkının 5,2 yıl olduğu görüldü.
Türkiye geneli için 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 2024 yılında Türkiye genelinde 9,5 yıl, kadınlarda 8,8 yıl, erkeklerde 10,2 yıl oldu.
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2024 yılında %25,2 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2024 yılında kadınlarda %23,6, erkeklerde ise %26,8 oldu.
Annesi yükseköğretim mezunu olan 25 yaş ve üzeri nüfusun 2024 yılında %84,4’ünün yükseköğretim mezunu olduğu görüldü.
Hane halkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının %54,2 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda %36,8, erkeklerde ise %72,0 oldu.
Hane halkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının %49,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda %32,5, erkeklerde ise %66,9 oldu.
En yüksek istihdam oranı %54,7 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise %39,5 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) ve TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgelerinde gerçekleşti.
En yüksek kadın istihdam oranı, %39,3 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise %20,9 ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgesinde gerçekleşti.
Hane halkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının %26,9, erkeklerin istihdam oranının ise %90,9 olduğu görüldü.
Dışişleri Bakanlığı verilerine göre kadın büyükelçi oranı 2025 yılında %28,4 oldu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2025 yıl sonu itibarıyla 592 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 118, erkek milletvekili sayısının ise 474 olduğu görüldü.
Yükseköğretim İstatistiklerine göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2024-2025 öğretim yılında %34,9 oldu. Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise, 2024-2025 öğretim yılında %43,3 oldu.
Hane halkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2024 yılında %21,5 oldu.
Borsa İstanbul’da işlem gören en büyük 50 şirketin (BİST 50) yönetim kurulu üyelerine bakıldığında, kadın üye oranı 2025 yılında %18,3 oldu.
Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması sonuçlarına göre, kadın Ar-Ge personel sayısı, 2024 yılında 106 bin 74 kişi ile toplam Ar-Ge personel sayısının %34,2’sini oluşturdu.
Evlenme İstatistiklerine göre resmi olarak ilk evliliğini 2025 yılında yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 26,0 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,5 oldu.
2024 yılında kadınların %38,3’ünün kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının %17,0, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranının ise %43,3 olduğu görüldü.

2025 yılında 391 kadın erkekler tarafından öldürüldü.

SON SÖZ
İbn-i Haldun Mukaddime eserinde, hava ve iklimin insan fiziki yapısı, karakteri ve medeniyet inşası üzerindeki etkilerini incelediği bilinir. Bu ifade, toplumsal yapıların coğrafi şartlarla şekillendiğini anlatır.
“Coğrafya kaderdir” sözü, İbn-i Haldun‘a atfedilen, doğulan yerin (iklim, kaynaklar, konum) kişinin yaşam tarzını, kültürünü ve imkanlarını belirlediğini savunan determinist bir görüştür.
(Determinizm, evrendeki her olayın fiziksel, psikolojik veya çevresel nedenler tarafından önceden belirlendiğini ve aynı koşullar altında aynı sonuçların doğacağını savunan felsefi yaklaşım).
İçinde yaşadığımız coğrafyada dünyadaki örneklere baksak da kadın olmanın zorluğu ortadadır. Bu noktada var olmaya çalışan, yaşamaya çalışan, girişimcilik yapmaya çalışan, evladını okutmaya çalışan her kadınımıza saygıyla diyerek onların Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum.
Her türlü şiddetin ortadan kalması dileği her ne kadar ütopik bir dilekse de evrene yolluyorum. Unutmayın bizleri analarımız yetiştirdi. İyiyi, kötüyü; doğruyu, yanlışı; adaleti, adaletsizliği, dilimizi önce ondan öğrendik.
Saygıyla…