Nazire Hanım, biçki dikiş öğretmenidir. Bir gün rüyasında ak saçlı bilge bakışlı, nur yüzlü bir dede görür. Dede, Nazire Hanımın titreyen ellerini tutar ve ona korkmaması gerektiğini bir oğlu olacağını söyler.
Sevinç gözyaşları ile uyanan Nazire Hanım, rüyasını annesi Meriç Hatun’a anlatır. O da “Sana görünen nur yüzlü dede yüce İslam Bilgini Abdülkadir Geylani olmalı. Oğlun olursa adını Kadir koy.” der.
Ve Nazire Hanım şunu diler:
“Akıllı bir oğlum olursa Avrupalarda okumasını isterdim, olmazsa ise sokakta gülle oynasın.” 10 Şubat 1942’de oğlu olur ve adını Kadri Kaynak koyarlar.
Ama anne o dönemler tedavi edilemeyen verem hastalığına yakalanmıştır. Ne çocuğunu dilediği gibi büyütebilir ne de emzirebilir. Daha oğlu Kadri Kaynak 2 yaşına gelmeden yaşama veda eder.
Kadri Kaynağı anneannesi Meriç Hatun ve teyzesi Sabahat Hanım 4 yaşına kadar büyütür.
Nazire Hanım, göremez ama onun hayali oğlu Kadri Kaynak’ın Tarsus Amerikan Koleji’nde ortaokul ve lise okuması sonrası İtalya’da Napoli Politekniği Gemi İnşaatı ve Makine Mühendisliği bölümünü bitirmesi ile gerçekleşir.
Koç Holding’in değerli yöneticilerinden biri olan Kadri Kaynak Küçükpınar’ı TOFAŞ’ta tanıdım. Kuruluşundan itibaren 23 yıl TOFAŞ’ta üst düzey yöneticilik yaptı. Sonrasında 8 yıl MAKO Genel Müdürlüğü yaptı.
Son olarak da 6 yıl Arçelik’te bağımsız yönetim kurulu üyeliği yaptı.
Evli iki kızı ve dört torunu olan Kaynak Ağabey, İngilizce, İtalyanca ve Almanca biliyor.
BİR ANNENİN SEVGİ ÖYKÜSÜ FATMA ZEHRA
Annesinin vefatının ardından babası Mehmet Ali Bey uzun süren bir sevda yolculuğu sonucu (mektuplaşmalar, şiirlerle dolu bir süreç) Kahramanmaraş Belediyesi’nde görev yapan Fatma Zehra ile evlenir.
Kadri Kaynak 4 yaşında Fatma Zehra ile tanışır. Fatma Zehra onu kucakladığında babası “Annen çok uzun bir yolculuktan döndü ona anne diyebilirsin” der.
Kadri Kaynak doğduğundan beri anne dediği anneannesi Meriç Hatun dışında kendisine sevgiyle sarılan Fatma Zehra’yı annesi olarak bilecek, tüm kişiliğinin ve yaşamının her aşamasını karşılıksız sevgiyle kendisine tüm sevgisini veren annesi Fatma Zehra adeta inşa edecektir.
Evet, son yıllarda Kaynak Ağabey ile çeşitli kitap çalışmalarım sırasında bir araya geldik. O uzunca bir süredir kendisini inşa eden annesi Fatma Zehra ile ilgili bir kitap yazıyordu. Sonunda bu kitap bitti.
Ve ortaya Bir Annenin Sevgi Öyküsü: Fatma Zehra kitabı çıktı.
Kaynak Küçükpınar’ın kaleme aldığı sayfa, metin, resim ve kapak düzenlemesini kardeşi Op.Dr. Tevfik Hadi Küçükpınar’ın yaptığı içerik düzenlemesini ise Yalçın Aksoy’un finallediği kitabı okurken gözlerinizin dolmaması olası değil.
Kaynak Küçükpınar, kitabın önsüzünde annesi Fatma Zehra annesini şöyle anlatıyor:
“Benim canımın bir parçası olan, bana tüm varlığını adayan, yanaklarından öpmeye doyamadığım, annem Fatma Zehra.
Yalnız çocuklarına değil, tüm yakınlarına doğruyu, güzeli, mutluluğu aşılayan, sanki göksel bir varlık, Tanrı’nın yeryüzüne yolladığı Melek Fatma Zehra.”
Rahmetli eniştem BİTİA’nın kurucu hocalarından Prof. Dr. Nihat Edizdoğan tüm sohbetlerimizde “Herkesin hayatı bir romandır” derdi. Buna bir kez daha tanık oldum.
SON SÖZ
Çok uzun yıllardır tanıdığım bir büyüğümün hayatı hakkında son dönemlerde öğrendiklerim ve onun kaleme aldığı Bir Annenin Sevgi Öyküsü: Fatma Zehra kitabı çok değerli. Kitap aynı zamanda Kaynak Ağabey’in yaşamından da kesitleri sunuyor.
Onu gönülden kutlarken yazımı Fatma Zehra Küçükpınar’ın dizeleri ile bitiriyorum:
“Yumak Çocuk
Sen bir yumak çocuktun,
Seni bağrıma bastım.
Sen sokuldun,
Seni Sevdim.
Sen sevildin,
Sen sevdin,
Ben sevildim.”
“Fatma Zehra Anne ışıklar seninle olsun, Kaynak Ağabey/Sema Abla sağlıklı ve uzun yıllarınız olsun.”


