Bir adam çıkar ve o adam bir ülkenin kaderini değiştirir. O, ülkeyi ona inanan insanlarla birlikte kurar ve Cumhuriyete kavuşturur. Adı Mustafa Kemal’dir. Sonrasında Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938) olur ve biz ona Atam deriz.
Aradan zaman geçer bir başka adam çıkar emperyalizme karşı verilen bu özgürlük mücadelesini destanlaştırır. O destana önce Kurtuluş Savaşı Destanı deriz. Sonra Kuvayı Milliye Destanı deriz. Onun adı Nazım Hikmet Ran’dır. Onu kitaplarından tanıdım. Onun büyük aşkı Piraye’nin oğlu Mehmet Fuat (Bengü) hocam, torunu Kenan da sınıf arkadaşımdı.
Aradan yine zaman geçer Bursa’da 20 kadın yola çıkar. Hiçbiri sanatçı değildir. Ama o kadınlar O’nun Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin kadınlarıdır. O kadınlar Koza Lions Kulübü başkanı Ayşe Topaloğlu Başan liderliğinde ölümsüz bir dünya liderinin kurduğu Cumhuriyete uzanan yolculukları savaşları anlatan ve yine bir dev şairin kaleme aldığı dizeleri sahneye koyalar. Toplam 19 cesur yürekli, kendileri güzel yürekleri güzel Cumhuriyet kadını sahne alır.
İşte o kadınlar:
“Arzu Uluöz, Aslıhan Şalgam, Ayşe Topaloğlu Başan, Beliz Bilişli, Figen Yılmaz Yıldırım, Hadiye Kamiloğlu, Hatice Biçen Yılmaz, Hülya Karlık, Muazzam Yazıcı, Neşe Yıldırım, Nevin Tuzlacıoğlu, Nuran Şanlı, Nurgül İleritürk, Nükhet Tuzlacıoğlu, Semra Turman, Sümer Çokusuğlu, Tomris Atabey, Volkan Terzioğlu, Yeşim Şenol.”

Ve o destanda Nazım Usta kadınlar için şunları yazar:
“Ve kadınlar,
Birbirlerinden gizleyerek
Bakıyorlardı ayın altında
Geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar,
Bizim kadınlarımız:
Korkunç ve mübarek elleri,
İnce, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
Anamız, avradımız, yârimiz
Ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
Ve soframızdaki yeri
Öküzümüzden sonra gelen
Ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız;
Ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
Ve karasabana koşulan
Ve ağıllarda
Işıltısında yere saplı bıçakların
Oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
Kadınlar,
Bizim kadınlarımız.
Şimdi ayın altında
Kağnıların ve hartuçların peşinde
Harman yerine kehribar başaklı sap çeker gibi
Aynı yürek ferahlığı,
Aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.”
GÜZEL İNSANLARIN, GÜZEL KADINLARIN GÜZEL AMAÇLARI
Bu kadınlar bu oyunu bir amaç için sergilediler. Toplumda sadece yılda bir kez özel günlerinde anımsadığımız, dünyadaki insanların yüzde 10’nunu oluşturan özel çocuklarımıza dokunmak için.
Bursa Koza Lions Kulübü bu özel etkinliğin geliriyle de 2010 yılında Zorlu Ailesi tarafından faaliyete geçirilen ve adı ” Yıldırım Belediyesi Hacı Mehmet Zorlu Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi ve İş Eğitim Merkezi” olan Haziran 2016 Tarihinde ilgili yönetmelik ile ismi Yıldırım Belediyesi Hacı Saide Zorlu Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi (Okulu) olarak değiştirilen okulun mutfak atölyesine hayat verdi.
Bu güzel oyunu okulun öğrencileri ve yöneticileri de izledi. Oyun sonrası Yıldırım Belediyesi Hacı Saide Zorlu Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi (Okulu) Müdürü Ali Çılgın ve öğretmenler kulüp adına Koza Lions Kulübü Başkanı Ayşe Topaloğlu Başan ‘a bir tablo ve öğrenci velilerinin kendi elleriyle yaptıkları bir broş armağan ettiler.

KUVAYI MİLLİYE DESTANI
Türkiye’de Kurtuluş Savaşı Destanı adıyla da tanınan Kuvâyi Milliye Destanı, Nâzım Hikmet’in Kurtuluş Savaşı’nın ve savaşa katılanların anlatısı olarak kurguladığı epik (destansı) bir çalışmasıdır. İlk kez 1965 yılında Yön Yayınları tarafından Kurtuluş Savaşı Destanı adıyla yayımlanır. Daha sonra Kuvâyi Milliye Destanı adıyla ilk baskısı 1968’de Bilgi Yayınları tarafından yapılır.
Bu baskının sonunda “939 İstanbul Tevkifhanesi, 940 Çankırı Hapishanesi, 941 Bursa Hapishanesi” notu yer alır. Bu not nedeniyle eserin 1939-1941 yılları arasında yazıldığı düşünülür. Ancak Erkan Irmak’ın yaptığı çalışmayla metindeki dizelerin yazılış tarihlerinin 1938-1950 yılları arasına yayıldığı anlaşılır.
Kurtuluş Savaşı Destanı dokuz bölümden(başlık/bap) oluşur.
Başlangıç: Onlar.
Birinci Bölüm: Yıl 1918-1919 ve Karayılan Hikâyesi.
İkinci Bölüm: Yıl Yine 1919 ve İstanbul’un Hâli ve Erzurum ve Sivas Kongreleri ve Kambur Kerim’in Hikâyesi.
Üçüncü Bölüm: Yıl 1920 ve Arhaveli İsmail’in Hikayesi.
Dördüncü Bölüm: Nurettin Eşfak’ın Bir Mektubu ve Bir Şiiri.
Beşinci Bölüm: 1920’nin 16 Martı ve Manastırlı Hamdi Efendi ve Reşadiyeli Veli Oğlu Memet’in Hikâyesi.
Altıncı Bölüm: Muharebeler ve Düşman Elinde Kalanlar ve Kartallı Kâzım’ın Hikâyesi.
Yedinci Bölüm: 1922 Ağustos Ayı ve Kadınlarımız ve 6 Ağustos Emri ve Bir Âletle Bir İnsanın Hikayesi.
Sekizinci Bölüm: 26 Ağustos Gecesinde Saatler İki Otuzdan Beş Otuza Kadar ve İzmir Rıhtımından Akdeniz’e Bakan Nefer.
Destan şu dizelerle başlayıp sona ermektedir:
Onlar ki toprakta karınca,
suda balık, havada kuş kadar çokturlar;
korkak, cesur, câhil, hakîm ve çocukturlar
ve kahreden yaratan ki onlardır,
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.”

SON SÖZ
Bu köşeden topluma hizmet veren herkese, bu etkinlik özelinde Koza Lions Kulübü ve Lions camiasına teşekkür ediyorum.
İyi ki varlar.
Hep olsunlar.
Hep İyilik var olsun!
Atam iyi ki vardın. Işıklarda uyu.
Sana sonsuz minnettarız.
Bak kurduğun Cumhuriyetin kadınları senin yolunda ilerliyor.