Üveys Bin Amir-i Karenî (Veysel Karani), bir gün develeri otlatırken buruşuk meyvelerden birisini ısırır. Tadı acıdır. “Allah her bir nimeti fayda için yaratır.” diyerek acı bulduğu o meyvelerden birazını ateşin üzerine atıp, kavurur. Çiğnediğinde acılıkları kalmadığını görür. Bir saat sonra Üveys’in adeta aklı ve ruhu bir olur. Daha sonra iyi düşünmeye, kendisine güvenmeye başlar. Üveys derhal yakışan ismi söyler. “Madem ki yiyeni keyiflendiriyor (keyfe) olmalıdır.” der. Günümüzde Keyfe adı kahve olarak anılır.
***
Kentimizde sanayi dünyasının nev-i şahsına münhasır insanlarından biri de Özkan İrman’dır. Bu çok yönlü, renkli kişilik aynı zamanda deneyimlerini yazarak, anlatarak hatta filmleştirerek paylaşarak topluma bir katma değer de yaratır.
Özkan İrman, Türk sanayici, girişimci, yazar, yayıncı ve yapımcı. Bursa’da 1994’ten beri üretim yapan Minteks Şirketler Grubu’nun kurucusu. İrman, iş dünyasındaki deneyimlerini ve yaşam gözlemlerini yazıya dökerek şiir, deneme, roman, hikâye ve anı türlerinde otuza yakın basılı eser verdi.
Sevgili Özkan İrman, dün menkıbelerde kahveyi bulan kişi olarak da bilinen Veysel Kara’nin adını taşıyan Veysel Karani Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileriyle bir araya geldi. İrman hayat yolculuğunun dönüm noktalarını anlattığı bu söyleşide, deneyimlerini gençlerle paylaştı.
(Yine bir başka menkıbede Veysel Karani’nin Hz. Muhammed’i görmek için Medine’ye gittiği, evine gittiği, Hz. Ayşe ile karşılaştığı Hz. Muhammed’i göremeyip, Yemen’e döndüğü anlatılır. Sonrasında Hz. Muhammed eve geldiğinde buraya kim geldi, diye sorup “benden sonra hırkamı bu kişiye veriniz” dediği rivayet edilir.)
Veysel Karani Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Okul Müdürü Gündüz Korucu, Müdür Yardımcısı Leyla Pervin Taşdemir ve İhsan Dağlı, Özkan İrman’a ev sahipliği yaptı.
Kendisi de Tophane Endüstri Meslek Lisesi mezunu olan Özkan İrman, öğrencilik günlerini anımsadı.
Bu toplantı sonrası sosyal medya paylaşımından şöyle dedi:
“Bugün Veysel Karani Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileriyle bir his yolculuğunda buluştuk.
Hayat yolculuğumun dönüm noktalarını anlattığım bu söyleşide, deneyimlerimi gençlerle paylaşmak benim için tarifsiz bir mutluluktu.
Nazik davetleri ve sıcak ev sahiplikleri için Okul Müdürü Gündüz Korucu’ya, Müdür Yardımcısı Leyla Pervin Taşdemir ve İhsan Dağlı’ya ve emeği geçen herkese gönülden teşekkür ederim.
Renkli, dinamik ve zaman zaman duygusal bir buluşmaydı…
Günün anılarını sizlerle de paylaşmak istedim.”

ÖZKAN İRMAN KİMDİR?
1964 yılında Bursa’da doğdu. Henüz okula bile başlamadan tarihi Pirinç Hanı’nda, babasının yanında onun üç tekerlekli arabasında çalışarak iş hayatına başladı. Bulaşık yıkarken, boş toplarken, kuyruklarda beklerken ekmek parası serüveniyle tanıştı.
İlkokula ‘kendi muhitim’ dediği Hamzabey’de başladı. Muradiye Ortaokulu’ndan sonra, Tophane Endüstri Meslek Lisesi günleri başladı ama Pirinç Hanı hep hayatındaydı. Lise bittiğinde Pirinç Hanı’ndan da mezun oldu.
Babası emekli olunca, bir fabrikaya işçi olarak girdi. Hem çalışıp hem de gazete ilavelerinden üniversiteye hazırlandı. Bugünkü adıyla Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İşletme Bölümü’nü kazandı.
Askerlik bitimi 1988 yılında Bursa’ya döndü ve havlu sektöründe satış mümessili olarak çalışma hayatına atıldı.
İş hayatına başladıktan bir yıl sonra, üniversitede tanıştığı ve çok sevdiğim dediği Selvinaz Hanım ile evlendi. Irmak İrman Gazioğlu, İsmail Arda İrman ve Ali Tuna İrman isimlerinde üç çocuğu oldu. Alp Gazioğlu ve Berk Gazioğlu isimli iki de torunu var.
Çalıştığı havlu sektöründe hep kendi markasını yaratmanın hayalini kurdu ve 1994 yılında ufak bir dükkânda başlayan macerası bugün yeniliğe ve kaliteye önem veren büyük bir şirket haline geldi.
Çeşitli kitaplar kaleme aldı. Pirinç Hanı Mezeci Çırağı kitabı senaryolaştırılarak beyazperdeye uyarlandı. Babası Mezeci İsmail Hakkı’ya karşı olan vefa borcunun bir kısmını da bu şekilde ödemiş oldu.

SON SÖZ
Evet, Özkan İrman yaşamı boyunca inandığı doğru yolda ilerleyerek deneyimlerini gelecek kuşaklarla paylaşmaya, onları kayıt altına almaya devam ediyor. Bu çok değerli bir misyondur. Bu bir sosyal sorumluluk değil sosyal zorunluluktur.
Sevgili Özkan İrman’ı kutluyorum.
Kahveyi bizlerle tanıştıran kişinin adını taşıyan okula gitmişsiniz artık bir kahve alacağımız olduğunu da anımsatırım.