İnsan yaş aldıkça bazı şeyler sanki dünmüş gibi geliyor. İstanbul’dan babamın işi nedeniyle Bursa’ya gelmişiz. Bursa Erkek Lisesi kayıt olmuşuz. Okulun ilk günü ilginç bir şey karşıma çıkıyor. Okulun ana binası içinde birkaç sınıfta Bursa Maarif Koleji yazıyor. Daha sonradan adı Bursa Anadolu Lisesi olacak okulun binası olmadığı için erkekler Bursa Erkek Lisesi’nde kızlar Bursa Kız Lisesi’nde okuyor.
Bu arada da yetenek sınırlı ama basketbol oynamaya çalışıyoruz. Sonra o aralar Mako Spor Kulübü kuruluyor ve o kulübün ilk basketbol takımını BEL ve BAL’dan öğrencilerle oluşturuyoruz. İlginç bir basketbol takımımız vardı. Yıllar sonra ben (gazeteci-spor bilimleri doktoru), Sabri Gezer (Bankacı), Ahmet Cevizci (Felsefe profesörü), Seçkin Yücel (rahmetli iş adamı), Ahmet Utlu(gazeteci), Semih Gemalmaz (Hukuk profesörü), Doğan Yeşilbursa (Psikiyatri profesörü) gibi insanlarla beraberdik. Şimdi imkan olsa da yine bir araya gelebilsek.

Yıllar içerisinde Ahmet, 1978-1982 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nde Lisans eğitimini tamamladı. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe Ana Bilim Dalı’nda, “Sokratik Diyaloglarda Yöntem” (1984) başlıklı tezi ile Yüksek Lisans, “Platon’un Bilgi Kuramı” (1992) başlıklı tezi ile de Doktora derecesini alan Prof.Dr.Ahmet Cevizci, Fransız Hükümeti’nden kazandığı bir burs ile, 1989-1991 yılları arasında Sorbonne Üniversitesi’nde doktora düzeyinde araştırmalarda bulundu.
Prof.Dr.Ahmet Cevizci, 22 kitap, 8 çeviri kitabı, 8 editörlüğünü yaptığı kitap ve ansiklopedi dışında sayısız makaleyi ülkemiz ve dünya bilim tarihinin sayfalarına bıraktı.
Son olarak Bursa Uludağ Üniversitesi’nde dersler veriyordu. Okulda çalışma odasında geçirdiği kalp krizi ile 2 Aralık 2014 günü o kaybettik.
Ahmet ile yollarımız bir süre eğitimlerimiz ve çalışmalarımız nedeniyle ayrıldı. Sonra o Bursa Uludağ Üniversitesi’ne geldi. O zaman diyalog yine başladı. Ben BUSİAD’da iken “BUSİAD Açık Kapı Toplantıları/Felsefe Söyleşileri” başlatıldı. Konuyu yönetim kurulu adına başkan yardımcısı Prof.Dr. Ali Ceylan yürütüyordu. O dönem Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanı rahmetli Prof.Dr.Ahmet Cevizci ile birlikte ilk etkinlik düzenlenmişti. Onu dinlemiştim. Sonrasında yine arada bir buluşmalarımız oldu. Ailemizden çocuklarımızdan söz ettiğimiz sohbetlerimiz boldu. Ayrıca bir başka tutkumuz olan gazetecilikte ise Bursa Hakimiyet’te bir dönemler beraber çalıştık.

3 Aralık 2014 günü Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi önünde düzenlenen törenin ardından, İlahiyat Fakültesi Camisinde dönemin Bursa Müftüsü Prof.Dr.Mehmet Emin Ay’ın kıldırdığı cenaze namazı ardından, Fethiye Mezarlığı’nda toprağa verdik.
Yıllarını verdiği Bursa Uludağ Üniversitesi onu unutmadı. 25 Kasım 2025’te Türk felsefe tarihine önemli katkılar sağlamış merhum Prof. Dr. Ahmet Cevizci’nin adının verildiği kütüphaneyi yeniledi ve seminer salonu olarak hizmete açmıştı.
Açılış törenine BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Fakülte Dekanı Prof. Dr. Bilgen Osman, bölüm yöneticileri, akademik ve idari personelin yanı sıra merhumun yakınları ile çok sayıda öğrenci katılmıştı. Bir öğrencisinin babalığın biyolojik bir şey olmadığını ondan öğrendim sözü dokunaklıydı.
Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, merhum Prof. Dr. Ahmet Cevizci ile sadece meslektaş değil, aynı zamanda yakın dost olduklarını ve kendisini hocanın fiili talebelerinden saydığını ifade etmişti.

AHMET CEVİZCİ YARIN BUÜ’DE ANILIYOR
Ahmet Cevizci Ankara, Bursa ve İstanbul’da anılıyor. 28 Kasım’da İstanbul ODTÜ Park’ta anılacak. 1 Aralık 2026′da BUÜ’de Fen ve Edebiyat Fakültesinde Şehit Polis Memuru İbrahim Akın konferans salonunda saat 11.00’de anılacak. 7 Aralık‘da da Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Muzaffer Göker Salonu’nda saat 14.00’de anılacak.
SON SÖZ
Evet, yaşam ve zaman her zamanki gibi kendi akışı içinde devam ediyor. Ne zaman, kimin çocukları olarak doğacağını, nerede doğacağını, ırkını ve dinini bilmeden bir dünyaya geliyorsun. Onun bir tatil olduğunu bazen fark edenler oluyor. Ne zaman ne şekilde gideceğini bilmeden gidiyorsun. Önemli olan (Asıl adıyla Mahmud Abdülbâkî, 1526–1600), 16. yüzyılda yaşamış, Klasik Türk edebiyatının (Divan edebiyatı) en büyük isimlerinden biri olan Baki’nin beyitindeki gibi…
“Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş”
Özetle ve günümüz Türkçesiyle “Sesini, sözünü ve eserlerini bu dünyaya Hz. Davut gibi gür ve güzel bir şekilde bırak; çünkü bu gök kubbe altında (dünyada) kalıcı olan tek şey, arkandan bırakacağın güzel bir isim, iyilik ve hoş bir tınıdır.”
Sevgili Ahmet sen bırakacağını eserlerinle, evlatlarınla, sözlerinle bıraktın. Yerinde dinlen kardeşim. 12 yıl ne çabuk geçti…