ÇEK Ödül Töreni’nde Eğitime Katkı Ödülü, Beyin ve Hipofiz Cerrahı, İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç’a verildi. 31 yıl önce 23 aydın tarafından kurulan Çağdaş Eğitim Kooperatifi 19 yıldır verdiği ÇEK Ödül Töreni’ni bu yıl ÇEK 3 Mart Eğitim Kurumları Yerleşkesi Konferans Salonunda 15 Mayıs Cuma günü gerçekleştirdi.
ÇEK Ödül Töreni, ÇEK Yönetim Kurulu Başkanı Nihan Alpay’ın ve protokol üyelerinin açılış konuşmasıyla başladı. Protokol konuşmalarının ardından üst üste yaşadığı depremler sonrası afet bölgesine dönüşen Sındırgı’da çok sayıda öğrenciye zor koşullara rağmen eğitim vererek, eğitimde devamlılığı sağlayan Sosyal Etkinlik Merkezine (SIBEM) plaket takdim edildi.
Plaket töreninin ardından Eğitime Katkı Ödülü’nü almaya hak kazanan Prof. Dr. Türker Kılıç ödülünü ÇEK Yönetim Kurulu Başkanı Nihan Alpay’ın elinden aldı. Törenin ardından Prof. Dr. Türker Kılıç’ın sunumuna geçildi.
Gecenin finalinde ise 3 Mart Eğitim Kurumları Dans Ekibi özel gösterisini sundu. Törene renk katan keman sanatçısı Ceylin Akyıldız’ın keman gösterisinin ardından 3 Mart Eğitim Kurumları Çok Sesli Korosu sahne alarak şarkılarını seslendirdi. Tören programı, tüm konukların hep bir ağızdan coşkuyla katıldığı şarkılar eşliğinde sona erdi.

PROF.DR.TÜRKER KILIÇ
1966 Bursa doğumludur. Bursa Anadolu Lisesi mezunudur. 1991 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi‘nden mezun olur. Uzmanlığını Marmara Üniversitesi Nöroşirürji bölümünde tamamlar. Harvard Üniversitesi Brigham and Women’s Hospital & Dana-Farber Cancer Institute’nde Nöroonkoloji üst ihtisasını yapar. Harvard’da yürüttüğü çalışmalarda Glivec (Imatinib) adlı molekülün geliştirilmesine katkıda bulunur. Ayrıca 3.000 örneklik tümör bankası içeren Moleküler Nöroşirürji Laboratuvarı’nı kurar. Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi kurucu dekanlığı yapar. Şu anda İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanıdır.
Türkiye‘de ilk defa 1997 yılında Gamma Knife (ameliyatsız, milimetrik ışın cerrahisi) tedavisini uygulamaya başlar. Bugüne dek binlerce hastanın tedavisini gerçekleştirir.
2021 yılında Dünya Sanat ve Bilim Akademisi (WAAS) üyeliğine seçilir, halen Mütevelli Heyeti üyesidir. Avrupa Bilim ve Sanat Akademisi üyesidir. Aynı zamanda Amerikan Beyin Cerrahisi Derneği (AANS) üyesidir. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) asli üyesidir. Bilim Akademisi Derneği Onursal üyesidir. Türk Nöroşirürji Derneği üyesidir.
Türker Hoca, Hacettepe Üniversitesi Üstün Başarı Ödülü, Uluslararası Tıp Fakülteleri Öğrencileri (MISC) Araştırma Ödülü, Avrupa Nöroşirürji Dernekleri Birliği (EANS) En Değerli Araştırma Ödülü (1999), Amerikan Nöroşirürji Derneği (AANS) Nöroonkoloji Genç Araştırmacı Ödülü (2001), AANS ABD Dışı En Değerli Çalışma Ödülü (2005), TÜBA GEBİP burs programı ödülü (2002–2005), Türkiye Beyin Araştırmaları Derneği Bilimsel Araştırma Ödülü (2000) sahibidir.

BAĞLANTISALLIK VE PROF. DR. TÜRKER KILIÇ
Prof. Dr. Türker Kılıç, klasik tıp pratiğinin ötesinde, beyni ve evreni “bağlantısallık” (connectivity) felsefesiyle açıklamaya çalışan multidisipliner bir yaklaşım benimser. Evrenin ve zihnin ağ (network) yapısına odaklanan bilimsel ve felsefi kitapları bulunur.
200’den fazla bilimsel makalesi, 6000’den fazla atıfı bulunan Kılıç’ın popüler bağlamda okuyabileceğimiz “Yeni Bilim: Bağlantısallık, Yeni Kültür: Yaşamdaşlık (2021), Nasıl Daha İyi ve Güzel Bir Yaşam Kurarız? Beyin Biliminin Yanıtı (2024) ve Beyin Nedir’den Yaşam Nedir’e: Bir Hayat Serüveni (Mert İnan ile söyleşi, 2024)” kitapları da bulunur.
Onun ortaya attığı bağlantısallık (Connectionalism/Connectivity), evrendeki her şeyin birbirinden bağımsız izole parçalar halinde değil, karşılıklı etkileşim ve ilişkiler ağıyla var olduğunu savunan bilimsel ve felsefi bir paradigmadır. Bütünün istikrarını ve işleyişini sağlayan şey parçaların kendisi değil, bu parçaların kurduğu ağsal yapı ve bağlantılardır.
Bu teoriye göre, beynin çalışma prensibi ve evrendeki hücresel sistemler bilgi işlemeye ve ağ kurmaya dayalıdır. Bir şeyin ne olduğu tek başına değil, diğer şeylerle olan ilişkisi bağlamında anlaşılabilir.
Ayrı ayrı incelendiğinde anlaşılamayan sistemlerin, alt bileşenler arasındaki bağlantılar çözüldüğünde anlam kazandığını ifade eder.
Bu teori, tıptan sosyolojiye kadar geniş bir yelpazede; dünyayı doğrusal, mekanik ve parçalara ayrılmış bir makine olarak görmek yerine, her parçanın birbiriyle sürekli iletişim halinde olduğu dinamik bir ağ olarak okumamızı sağlar.

TÜRKER KILIÇ HOCA NE DEDİ?
Prof. Dr. Türker Kılıç ÇEK Ödül Töreni’nde 40 dakikalık bana göre harika bir konuşma yaptı. Konuşmasında verdiği yeni öğrendiğimiz bilgiler dışında bize farklı bir bakış açısı ile dünyaya bakmamız konusunda farkındalığı arttırdı. Türker Hoca’nın konuşmasından bazı notları sizlerle paylaşmak isterim.
“Yapay zekâ basitten karmaşığa, nörobilim de karmaşıktan basite giden bir ortaklık çerçevesinde insanlığın ‘belirsizlik’ ile mücadelesine katkı sağlıyor. İnsanlığın belirsizlik ile mücadelesinde sekiz ayrı dönem olmuş. Son dönem, özellikle pandemi ile artan bağlantısallık ve bu bağlantısallığın bütün ile ilişkisini içeriyor. Parça-bütün ilişkisi ve bunu modellemeye çalıştığımız insan beyni… Daha iyi bir dünya yaratma yolunda bu tavır bize ipuçları veriyor.”
Bilim metodolojisinin bir bütünü inceleme aşaması “parça inceleme” üzerinde ilerler. Artık bu yaklaşım tarihe karışıyor. Sihir, parçalar arası bağlantılarda. Bu zamana kadar bir bütünü incelerken şunu yaptık: Parçalara ayırdıktan sonra teker teker yapı taşlarını çalışıp buradan elde edilen bilgiyi bütüne aktarmak. Ama şu an ortaya çıkan gerçek şu ki; bu yaklaşım doğru değil. Bütünün istikrarını sağlayan ana unsur o bütünü oluşturan parçalar değil, bu parçaların birbiriyle olan ilişkisi. Herhangi bir bilinmeze baktığımızda bize o bilinmezliğin ne olduğunu aktaracak olan esas bilgi parçalarda değil, o parçaların oluşturduğu ağsal yapıda.
Yakın bir tarihe kadar insan beyninin bir bilgisayar gibi çalıştığı kabulüyle ilerlendi ancak insan beyni bilgisayarın çok ötesinde. Biz başlangıçta insan beyninin bir bilgisayar gibi çalıştığını kabullenmiştik. Kısa sürede anladık ki insan beyni bir bilgisayardan çok daha farklı çalışıyor. Bilgisayar sistemleri 0 ya da 1 kuralına göre çalışırken insan beyninde her bir nöron, her karar verişinde 0 ila 1 arasındaki sonsuz seçenekten birini seçiyor. Düşünün, 100 milyar nöron var ve her bir karar verme sürecinde 0 ila 1 arasındaki sonsuz seçenekten birini seçiyor. Bizim ihtiyacımız olan bu modellemeyi çıkaracak bir bilgisayar değil, bir matematikti. Şu an ‘yaşam nedir?’, ‘beyin nasıl işliyor?’ gibi sorulara eskisinden daha yetkin bir modelleme oluşturma aşamasındayız. Bu aynı zamanda yeni bir kültür doğurma potansiyeline sahip. Bu yeni kültürün temel sözcüğü ise ‘bağlantısallık’. Bu sihirli sözcüğün ve onun getirebileceği farklılıkların yaşam denilen kavrama bakışımızı değiştirecek potansiyele sahip olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Sahip olma kültüründen yaşamdaşlık kültürüne, parçaların biliminden bağlantısallık bilime bir geçişten, bir dönüşümden bahsediyoruz.”

SON SÖZ
Ben Türker Kılıç Hocayı, kurduğu Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin bir eğitim yılı açılış konuşmasında ilk kez dinledim. Etkilendiğim konuşması sonrası TEDX, Eczacıbaşı konuşmalarında da takip etme fırsatım oldu.
En son Bursa’da Kal Der’de dinlemiştim. Şimdi hocadan bu kadar bağlantısallık dinledikten sonra Türker Hoca ve benim bu konudaki ilişkimizi şöyle özetleyeceğim:
Türker Hoca, Bursaspor’un efsanevi kaptanı Sedat 3 ile aynı sokakta yaşadı. Sedat 3’ü yaklaşık 50 yıldır tanırım.
Türker Hoca, Bursa Anadolu Lisesi’nden mezundur. Bu okulun ilk erkek mezunları daha okul binası olmadığı için Bursa Erkek Lisesi’nde beraber okuyorduk.
Türker Hoca’nın konuşmasında söz ettiği öğretmeni Mehmet Fehmi Özuslu benim de hocamdır ve ağabeyimdir.

Türker Hoca, TÜBA Asil Üyesidir. TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker hoca lisans eğitimini Bursa Uludağ Üniversitesi’nde yapmıştır. Kendisi ile telefonda da olsa tanışmışlığımız vardır. Bana gönderdiği kitaplar için bir kez daha buradan teşekkür ediyorum.

Yine Türker Hoca’nın konuşmasında söz ettiği aynı okuldan mezun olan okul büyüğü SIAF Direktörü Prof. Dr. Cezmi Akdiş arkadaşımdır. Okul yıllarında hentbol oynarken az fotoğrafını çekmemişimdir. En son 2010 yılında TOFAŞ Kulübü’nün 35 yıllık tarihini anlattığım kitabın tanıtımında, ardından da BUSİAD’dan aldığı ödül günü beraber olmuştuk. Buradan Cezmi’ye, Türker Hoca’nın selamını iletiyorum.

Türker Hoca’nın halef ve selef olduğu İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi eski dekanı sevgili kardeşim Prof. Dr. Ayberk Kurt’u ve ailesini 50 yılı aşkın süredir tanırım.

Türker Hoca’nın ödül aldığı ÇEK’e kurulduğu yıl üye oldum. Eşim Prof. Dr. Füsun Öztürk Kuter 10 yılı aşkın bir süre yönetimlerde görev aldı. Halen Yüksek danışma kurulu ve vakıf yönetim kurulu üyesi.

Türker Hoca’nın ödül ve konuşması sonrası dinlediği ÇEK 3 Mart Çok Sesli Korosu’nda torunumuz Gece Milli’de vardı.

Tüm bunların ötesinde şu anda Amerika’da John Hopkins’te akademisyen olan yenidoğancı kızım Uzm. Dr. Nazlı Kuter, lisans eğitimi sırasında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Türker Hoca’nın öğrencisiydi. Kızımın saygılarını da iletiyorum.

Türker Hocam, bağlantısallık dediğiniz konu bu mudur? Anlamış mıyım?

Burada bu kadar çok şeyi başarmış uluslararası platformda tanınmış bir kişi olarak bana göre yaptığınız en değerli şey birçok fırsatı ve öneriyi geri çevirerek çalışmalarınıza ülkemizde devam etmeniz ve bu konuda genç kuşaklara “Türkiye’de de olabilirmiş” algısını ve farkındalığını göstermektir.

Değerli hocam sizi tanımak benim için onurdu. Sizler gibi değerlerin çoğalması, insanların bilimden korkmaması, insanların abuk sabuk da olsa soru sormadan korkmaması ve refüze edilirim diye yapmak istediklerini yapmaktan vazgeçmemesi, en büyük dileğimdir.

Çocukluğu ve gençliği Bilim Teknik dergileri ile ve de Varlık Yayınları’nın o küçük kitapları ile geçen ucundan köşesinden bilime bulaşmış bir kişi olarak iyi varsınız diyorum.

Saygılarımla…