Rifat Minare, 1889 yılında Yunanistan’ın Laros kasabasında dünyaya gelir. Babası, Laros eşrafından Adem Ağa’dır. Adem Ağa’nın bir uğraşı da turşuculuktur. Rıfat Minare turşu yapmayı babasından ve dedesinden öğrenir.
Birinci Dünya Savaşı’nda Laros’ta Adem Ağa öldürülür. Daha sonra Rifat Minare ağabey ve kardeşleri ile birlikte Gemlik’e, aile yakınlarıyla birlikte mübadil olarak yerleşir.
Gemlik’te erkek kardeşleriyle birlikte “Minarezadeler” adı altında bir firma kurarak
zeytin ve turşu çeşitleri imaline başlar. Bir süre sonra kardeşleri başka işlerle ilgilenince firma Rifat Minare’ye kalır ve Rifat Minare, firmanın yeni ismini “Rifat Minare Konserve Fabrikası” olarak değiştirir. Fabrika Gemlik’in Balıkpazarı Mahallesi’ndedir.
Yenilikçi ve girişimci bir karaktere sahip olan Rifat Minare, o sıralar henüz ülkemizde yetişmeyen bir kısım sebze ve meyvelerin tohum ve fidelerini 1930 yılında şahsi gayretleriyle yurt dışından temin ederek yurdumuza getirir.
Bunların ekim ve dikimleri evvela Rifat Minare Çiftliği’nde yapılır. Bu tohum ve fidelerin yetişmesi sağlanır. Daha sonra, bunları Gemlik’in civar köylerinde, Kurtul’da, Gedelek’te, Bursa Hasanağa ve Minareliçavuş’ta köylülere dağıtıp, üretim için avans da vererek, ticari amaçla bol miktarda yetişmesi sağlanır.
Bu sayede ülke çiftçiliğine ve ülke ekonomisine büyük katkıda bulunur. Bugün Gedelek’in turşu ile ünlenmesinin nedeni Rifat Minare’dir. O yıllarda Gedelek’e verdiği tohum ve fidelerle oluşan ürünlerden yaptığı turşuların ünlenmesi, Gedelek’teki tarımla uğraşanları da turşu üretimine yöneltir.
Kendi tecrübeleriyle 1946 yılında “ilk soyulmuş enginar göbeği konservesini” imal eder. O dönemlerde konserve kutuları da Rifat Minare’nin fabrikasında üretilmektedir. Tam anlamıyla entegre bir tesis halindedir.
Rifat Minare konserveleri 1947 yılında Türkiye’nin dünyaya açılan ilk gıda markası olur. Bu yıllarda Amerika’nın da Rifat Minare Fabrikası ürünlerinin kalitesini takdir etmesi ve kullanması Türkiye ekonomisinin gurur kaynaklarından birini oluşturur.
Talepleri karşılamada yetersiz kalındığında ise, Rifat Minare Çiftliği’nde 1960 yılında daha büyük kapasitede, daha modern bir fabrika inşa edilerek faaliyetler buradan günümüze kadar sürdürülür.
1958 yılında bir trafik kazası sonucu bir kızını kaybeder. Sağlığının müsaadesi nispetinde Ticaret Odası, Okul Aile Birliği, Okul Yardımlaşma Sandığı gibi kuruluşlarda başkanlık yapar. Rahatsızlığı nedeniyle 22 Ocak 1972 yılında vefat eden Rifat Minare, sağlığında düzenlediği vasiyetname ile kurduğu firmasını oğulları; Adem Nevzat Minare ve Ayhan Nurettin Minare’ye bırakır.
Firma bir süre Rifat Minare Oğulları; Adem ve Ayhan Minare Kollektifi Şirketi adı altında faaliyetlerine devam eder. Şu anda Rifat Minare Konserve Fabrikası, Adem Minare ve iki oğlu (Hakan İlhan Minare ve Hikmet Rifat Minare) tarafından ticari hayatına devam ediyordu.
Rifat Minare Konserve Fabrikası, yenileme ve modernizasyon sürecinden sonra ürünlerini, asırlık tecrübesi ile Türkiye’nin yaşayan en eski konserve fabrikası olarak dünya piyasasının beğenisine sunar.Rifat Minare’den sonra işi devralan oğullarından Adem Minare gıda mühendisi olduktan sonra Fransa’ya Sorbonne’a ihtisas yapmak için gider. Adem Minare dedesi Adem Ağa’nın adını taşır. Kendisi Türkiye’ye döndükten sora ülkemizdeki gıda alanındaki birçok yasanın çıkmasına katkı sağlar. Ülkemizi uluslararası bazı kuruluşlarda ve hakem heyetlerinde temsil eder.
SON SÖZ
Evet, Adem Minare aramızda ayrıldı. Gemlik eşrafı önemli bir ismini kaybederken ülkemiz gıda sektörü bir duayenini kaybetti. Adem Minare, gıda sektörü içindeki birçok yönetmeliğin yazılmasına, sektörün kurallarının oluşmasına önemli katkılar sağladı.
Kendisi ile yaklaşık 8-9 sene önce Gemlik’teki fabrikalarında oğulları Hakan Minare ve Hikmet Minare aracılığıyla tanışmıştım. Ondan o dönemki anılarını dinlemiştim. Sohbeti çok keyifli bir büyüğümüzdü. Kendisi aynı zamanda milli sporcumuz Dr. Alp Kızılsu’nun ve Bursa’nın yakından tanıdığı Dr. Kemal Mataracı’nın da kayınpederiydi.
Geç haberim oldu ne yazık ki cenazesine katılamadım.
Evet, başta Minare Ailesi’ne, Bursa gıda sektörüne ve kısa sürede olsa tanışıp, sohbet ettiğimiz ve beni fabrikalarında ağırlayan Hakan ve Hikmet Minare kardeşlerime başsağlığı diliyorum.


