Sürdürülebilirlik özünde kaynakların sömürülmesi, yatırımların yönü, teknolojik gelişmenin yönlendirilmesi ve kurumsal değişimin uyum içinde olduğu ve insan ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılayabilme potansiyelinin hem günümüzde hem de gelecek için korunduğu dengeli bir ortamda değişimin sağlanmasıdır.

Özetle sürdürülebilirlik daimi olabilme yeteneğidir. Kuşkusuz bu yetenek birbirine bağlı bir çok alanı içine alır.

Carolyn Merchant’a(1936-ABD) göre üç tip çevre etiğinden söz edilir. Bunlar: bireyi merkeze alan Egosentrik etik; toplumu merkeze alan Homosentrik etik ve evreni merkeze alan Ekosentrik çevre etikleridir.

Temsilcileri arasında Thomas Hobbes (1588-1679 İngiltere), John Locke (1632-1704 İngiltere), Thomas Robert Malthus (1766-1834 İngiltere) gibi isimlerin bulunduğu egosentrikler, temel olarak, bireysel faydanın maksimizasyonu savunur. Bu düşünceye göre, birey için iyi olan toplum için de iyidir.

Toplumun merkeze alındığı Homosentrik etiğin temsilcilerine göre, en iyinin ölçüsü en fazla insan için iyi olandır. Bu etiğin temsilcileri arasında Stuart Mill (1806-1873 İngiltere), Jeremy Bentham (1748-1832 İngiltere), Barry Commoner (1917- 2012 ABD) ve Murray Bookchin (1921-2006 ABD) sayılabilir.

Evrenin temel etik değer olarak merkeze alındığı Ekosentrik etik anlayışı, ekolojinin kurallarına dayalı bir sistemden yanadır. Buna göre ekosistemin birliği, istikrarı, çeşitliliği ve ahengi korunmalıdır. Ekosentrik görüşün Fritjof Capra(1939 Avusturya) dışındaki diğer temsilcileri, Leopold, Carlson, Biyolojik kontrol yanlıları ve Derin ekolojistlerdir.

Ekosentrik etiğin önemli temsilcilerinden olan Capra’ya göre, yeni bir dünya görüşüne geçilmesi gerekir. Yeni bir dünya görüşüne geçilmesi, rasyonel ve sezgisel; indirgemeci ve holistik, analitik ve sentetik görüşler arasındaki dengeyi kuracak olan bir değer dönüşümüyle olacaktır. Bu etki alanları çevre, ekonomik ve sosyaldir. Bunlar Fritjof Capra’ya göre Sistemsel Düşüncenin prensiplerine dayanmaktadır. Sürdürülebilir gelişmenin alt etki alanları kültürel, teknolojik ve politik olarak kabul edilir.

ROBİN’İN 7 R ÇÖZÜMÜ

Şubat 2023’e kadar kendisine Rob Greenfield adını veren Robin Greenfield (1986 ABD), Amerikalı bir çevre aktivisti ve maceracıdır. Çoğunlukla dikkat çekici taktikler yoluyla sürdürülebilirlik konularında farkındalık yaratmasıyla tanınır. Greenfield aynı zamanda bir yazar, konuşmacı ve insancıldır.

Robin Greenfield geçenlerde 30 gün boyunca üzerinde taşıdığı çöplerle dikkat çeken bir aktivite gerçekleştirdi. 30 gün sonunda tam 60 kg atık üretti. Bir Amerikalının günlük ortalama 2.2 kg çöp ürettiği düşünülürse, bu veriler daha da anlam kazanıyor.

Robin’in kendi özelinde önerdiği çözüm 7R stratejisiyle evde atık miktarını azaltabiliriz, tezine dayanıyor. Bunlar şunlar:
“1️. Yeniden Düşün (Rethink); 2. Reddet (Refuse); 3. Azalt (Reduce),; 4. Yeniden Kullan (Reuse),; 5. Tamir Et (Repair); 6. Yeniden Amaçlandır (Repurpose) ve 7. Kompostla (Rot) ve de sonrasında Geri Dönüştür (Recycle).”

Elbetteki sonundaki hedef sıfır atık.

SIFIR ATIK VE TÜRKİYE

Sıfır atık, atık önlemeye odaklanan ve tüm ürünlerin yeniden kullanılmasına teşvik eden bir dizi ilkedir. Bu ilkelerin amacı çöplüklere, okyanusa veya çöp yakma fırınlarına çöp gönderilmesini engellemektir. Şu anda, dünyada plastiklerin sadece %9’u geri dönüştürülmektedir. Bu sistemde bir malzeme optimum tüketim seviyesine kadar yeniden kullanılır.

Sıfır Atık Uluslararası İttifakı (ZWIA) tarafından kabul edilen tanım şöyledir:

“Tüm ürün, ambalaj ve malzemelerin sorumlu bir şekilde üretilmesi, tüketilmesi, yeniden kullanılması ve geri kazanılması yoluyla tüm kaynakların yakılmadan, çevreye veya insan sağlığını tehdit eden toprağa, suya veya havaya deşarj edilmeden korunmasıdır.”

Ülkemizde bu alanda çalışmalar organize biçimde 2017 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan öncülüğünde başlatıldı. 2018 yılında Entegre Çevre Bilgi Sistemi yani Sıfır Atık Bilgi Sistemi kuruldu. Aynı yıl çıkartılan Çevre Kanunu’nda “Plastik poşetlerin ücretlendirilmesi. Geri kazanım katılım payı uygulaması. Sıfır atık yönetim sistemlerinin yaygınlaştırılması. Depozito-iade sistemine yönelik düzenlemeler” yapıldı.

2019 yılında Sıfır Atık Yönetmeliği yayımlandı. Yine aynı yıl 2019’da 11. Kalkınma Planı ile sıfır atık ülke Politikası haline geldi. 2019 Sıfır Atık Yönetim Sistemi Uygulama Kılavuzları yayınlandı. 2020’de Türkiye Çevre Ajansı kuruldu.

2021’de Paris İklim Değişikliği Antlaşması onaylandı. 2021’de Türkiye Yeşil Mutabakat Eylem Planı hazırlandı. 2021 yılında Atık Getirme Merkezlerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Sıfır Atık Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar yayınlandı.

2022 yılında Orta ve Uzun Vadeli Programa sıfır atık dahil edildi. Aynı yıl İklim Değişikliği Başkanlığı kuruldu. 2022 yılında ayrıca Atık Toplayıcıları Genelgesi yayımlandı. 2022 yılında Sıfır Atık Projesinin dünyada yaygınlaştırılması için iyi niyet beyanı imzalandı. 2022 yılında ayrıca BM Genel Kurulu, aldığı kararla 30 Mart’ı “Uluslararası Sıfır Atık Günü” olarak ilan etti.

2023 yılında 13 kişiden oluşan Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Danışma Kurulu kuruldu. Bu kurulda Emine Erdoğan’da yer aldı.

SON SÖZ

Ülkemizde seversiniz, sevmezsiniz bilemem ama Emine Erdoğan’ın Sıfır Atık konusunda vermiş olduğu mücadeleye saygı duymak gerekir. İnsanları ve yaptıklarını değerlendirirken kim olduğu veya kimin yaptığına değil, ne söylediği ve ne yaptığına bakmak gerektiğini düşünüyorum.

O bu konuya homosentrik bir bakışla “Ben merkezli anlayıştan, insan merkezli anlayışa geçmezsek her şey için çok geç olacak. İşte bu nedenle, sizleri çevre sorunlarının çözümünde rol almaya davet ediyorum.” söylemi ile bakıyor.

Onun çabasını gerek AK Partili, gerekse diğer partili yerel yönetimler ne kadar algıladı ve hayata geçirdi, onun rakamsal verilerine sahip değilim. Ama Robin’in yaptığı etkinliği görünce aklıma bu konular geldi ve bunları yazma ihtiyacını duydum.

Unutmayalım Charles Darwin (1809-1892 İngiltere) diyor ki, çevresine(doğaya) ayak uyduran türünü devam ettirir; uyduramayan yok olur gider. Tercih sizin.