Lozan mübadelesine ilişkin sözleşme ve protokol 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanır. Nüfus değişimi süreci ise genel olarak 1923-1930 yılları arasında gerçekleşir. Bu mübadele ile Selanik’in Drama kazasından Celaleddin Yılmaz önce Aydın’a sonra da Karacabey’in Kirmikir (Harmanlı) köyüne gelir. Köyde önce ihtiyar heyetine girer sonra 17 yıl muhtarlık yapar.
Celaleddin Yılmaz toprak ve hayvancılık ile uğraşır. 1958 yılında dostu olan aynı zamanda da mandıralarına süt verdikleri bir arkadaşının ricasıyla Karacabey Harasında onun adına süt ihalesine girer ve ihaleyi kazanır. Arkadaşı sonradan bu sütü almaktan vazgeçince ‘Ben Kirmikirli Celaleddin’im arkadaş, sözümden dönmem’ diyerek o sütün parasını ödeyip, alır. Bir arkadaşının kapalı olan mandırasını açtırır, kiralar, ustaları getirir. O dönem ağız tadı koyun peyniridir. İhale koşulu olarak da Karacabey Harasından her gün 4 ton inek sütü çekmek zorundadır. Celaleddin Yılmaz düşünür ve kaşar peyniri yapmaya karar verir. Böylece SÜTAŞ’ın genetik kodlarındaki ilk süt ürünü bu koşullarda doğar. Türkiye’de ilk kiloluk kaşar bu tesislerde üretilir.1961’de İstanbul’da, Beşiktaş ve Aksaray pazarlarında, önce “CY Kaşarları/ sonra SY Kaşarları” adıyla satış yapılır. Türkiye’de Migros’a ilk kaşar satışı da gerçekleşir. Laf aramızda ben de o tarihlerde İstanbul Beşiktaş’tayım ve bir tane Migros var. Alışverişimizi oradan yapıyoruz. Mutlaka almışımdır.
Celaleddin Yılmaz’ın büyük oğlu Sadık Yılmaz, 1968 yılında şimdiki SÜTAŞ Fabrikalarının olduğu yeri alıp, imalathaneye çevirir.
Sadık Yılmaz o sıralarda Karacabey Ticaret Borsası’nın yönetimindedir. O vesileyle tanıştığı borsa komiseri Metin Bey, bir anonim şirket kurmak için onu cesaretlendirir. Bu hevesle şirketi kurar. Adını da SÜTAŞ koyar. Hedefi sütçü olmak, en iyisi olmaktır.
O yıllarda heyecan yüksek, mali imkânlar sınırlı, sanayi ve teknoloji konusunda ise tecrübe yok denecek kadar azdır. Ancak her şeye rağmen mevcut kaşar peyniri mandırasının yanına, büyük heyecanla, özenle ve zamanın Atatürk Orman Çiftliği süt fabrikası yöneticilerinin tecrübesiyle 25 ton/gün kapasiteli bir fabrika tasarlar.
Mimarisi süt güğümü şeklinde olan bir fabrika binası yapılır, yeni makinalar gelir, 1975 yılına gelindiğinde banttan çıkan ilk süt şişesiyle SÜTAŞ AŞ faaliyete başlar. SÜTAŞ Bursa ve Havalisi Pastörize Süt ve Süt Mamulleri Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin kısaca doğuş öyküsü böyledir.

SÜTAŞ‘ın şu anda yönetim kurulu başkanlığını Muharrem Yılmaz yapıyor.

BUGÜN SÜTAŞ
SÜTAŞ bugün Marmara’da Karacabey, Orta Anadolu’da Aksaray, Ege-Akdeniz’de Tire ve Doğu-Güneydoğu’da Bingöl olmak üzere dört entegre tesisiyle faaliyet gösteriyor. Ayrıca, Pakistan’da (Nishat Grup ile ortaklardı. Bu ay bu ortaklık sona erdi. Tüm hisseleri SÜTAŞ aldı) MilkFields ve Makedonya’da kurdukları ‘Balkanska Mlekara’ şirketleri ile Swedmilk markalarıyla üretim yaptığı fabrikaları var.
SÜTAŞ 8 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. 20 bin üretici aileden süt tedarik ediyor.
Ürünlerini 171 bin satış noktasında tüketicilerle buluşturuyor. Türkiye’de her 10 sofranın 9’unda Sütaş ürünü bulunuyor. Günde 7 milyon paket süt ürünü üretiyor. 84 bin dekar alanda sözleşmeli kaba yem üretimi gerçekleştiriyor. Yılda 617 bin ton karma yem üretiyor. Elektrik ihtiyacının %100’ünü çiftlik gübrelerinden ve organik atıklardan karşılıyor. Yılda 755 bin ton organik gübre üretiyor.

VE BİNGÖL SÜTAŞ
SÜTAŞ’ın Bingöl entegre tesis projesi ilk kez 2012 yılında proje fikri olarak ortaya çıkar. Resmi olarak 2018 yılında Doğu-Güneydoğu Anadolu Sütçülük Projesi kapsamında Çeltiksuyu köyü bölgesinde çalışmalarına başlar. Tesis bünyesindeki süt fabrikası ve çiftliklerde deneme üretimi ile hayvan alımları 2020 başında ve 2021 bahar aylarında yoğunlaşır, yem ve süt üretimi bu dönemde fiilen başlar.
1 Şubat 2021’de aynı zamanda Bingöllü olan Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı -şu andaki Cumhurbaşkanı Yardımcısı- Cevdet Yılmaz şöyle diyordu:
“Bingöl’e SÜTAŞ yatırımı tam bir kalkınma projesi. Buraya uzay üssü kurulsa bu kadar etkisi olmaz.”
SÜTAŞ’ın Bingöl Entegre Tesisleri’nde çalışanların yüzde 94’ü Bingöl ve komşu illerden oluşuyor. Sütaş’ın “Çiftlikten Sofralara” entegre iş modelinin son örneği olan Bingöl Entegre Tesislerinde, damızlık süt sığırı çiftlikleri, karma yem fabrikası, rasyon hazırlama merkezi, süt ürünleri fabrikası, biyogaz ve elektrik üretim tesisi, organik gübre tesisi ve süt hayvancılığı araştırma ve geliştirme merkezi bulunuyor. SÜTAŞ’ın Bingöl’de bugüne kadar gerçekleşen toplam yatırımı 202,5 milyon dolara ulaştı.
SÜTAŞ Bingöl Entegre Tesisleri, Bingöl’de bir rekor kırarak 1006 çalışana ulaştı ve Bingöl’ün en büyük istihdam sağlayan özel kuruluşu oldu.
Henüz tam kapasiteye ulaşılmamış dönemde bile ekosistem sayesinde bölgede 7.816 kişiye dolaylı istihdam kapısı açıldı.
Sadece 2025 yılı boyunca Bingöl ve çevre illerdeki yerel üreticilerden toplam 62 bin 917 ton süt toplandı.
2025 yılı verilerine göre yem ve süt alımları karşılığında bölge üreticisine tam 1,8 milyar TL nakit kaynak aktarıldı.
Sağlanan ekonomik istikrar sayesinde büyük şehirlere olan göç durma noktasına geldi ve İstanbul gibi metropollerden Bingöl’e doğru tersine göç başladı.
2033 yılı hedeflerinde bölgesel kalkınma modelinin tam kapasiteye ulaşmasıyla, Bingöl genel ekonomisinin %61,5‘inin SÜTAŞ‘ın yarattığı ekonomik faaliyetlerle büyümesi hedefleniyor. Bu müthiş bir şey.
Bunun dışında “Hayvan Sağlığı Teşhis ve Analiz Laboratuvarı” kuruldu. Orada çiftliklerdeki hayvanların periyodik sağlık kontrollerinin gerektirdiği testlerin yapılarak sürü sağlığının, bağışıklığının ve verimliliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor.
Süt Hayvancılığı Ar-Ge merkezi de bölgedeki hayvancılığın geliştirilmesine destek olmak üzere, nesil ıslahı çalışmaları ile yüksek verimli hayvanların belirlenmesi ve hastalıklara karşı direnci yüksek sığır ırklarının yetiştirilmesine yönelik projeler yürütüyor. Bu amaçla embriyo transferi ve sperma üretimi gibi çalışmalar başlatıldı.

SON SÖZ
Kaybolma aşamasındaki tarım ve hayvancılığımızın içinde böyle mucizelere tanık olmak heyecan verici. Hele hele bölgesel kalkınmaya model olacak bir projenin hayata geçirilmesi, onun olumlu verilerinin ortaya çıkması, yarattığı katma değerin farkındalığı ve onun tersine göçe neden olması güzelin de ötesinde.
Bana “altı üstü 1000 kişilik istihdam çok mu?” diyeceksiniz. Bursa’dan İstanbul’dan Kocaeli’den baktığınızda orta ölçekli bir fabrika. Ama doğu ve güneydoğuya kafanızı kaldırdığınızda, oralara gittiğinizde ve bölgesel kalkınmaya yönelik ortaya koyduğu ekonomik verilere baktığınızda, biraz şapka çıkarmak gerekmiyor mu?
Teşekkürler SÜTAŞ.
Umarım bu proje, alanında ve benzer alanlarda model olur.