“Turizm Haftası” ülkemizde 26.07.1976 tarih ve 1893 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Tebliğler Dergisinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve 1977 yılından itibaren Mart ayının ikinci pazartesi günü olarak kutlanmaya başlanan bir haftadır. Bu hafta 1983 yılından itibaren havaların soğuk olması ve turizm sezonunun açılışı gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığı’nın da görüşü alınarak Makam Onayı ile 15-22 Nisan tarihleri arasında kutlanmasına karar verildi.
Bu hafta önceleri turizm sezonun açılışı olarak kutlanılırdı. Günümüzde anlamını da değiştirdi. Turizmin bütün bir yıla yaygınlaştırılması, alternatif turizm türleri ve bu konuda Bakanlıkça yapılan çalışmalar, projeler hafta boyunca çeşitli etkinliklerle gençlere ve halka anlatılıyor. Sonuç olarak bu hafta turizmden en yüksek geliri sağlamada yapılması gerekenler ile tarihsel ve kültürel mirasımıza sahip çıkma konusunda halkımız bilinçlendirmeyi amaçlar.
EKER’İN VERDİĞİ MESAJI
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Genel Başkan Yardımcısı Hasan Eker, dünya genelinde Turizm Haftası ile ilgili bir mesaj yayınladı. Eker, mesajında, sektör ile ilgili çeşitli konu başlıklarına değinerek mesajlar verdi. Eker’in bazı mesajları şöyle:
“Turizmci, iyi eğitim almış, dünya insanları ile iletişim halinde, global düşünen, hoşgörülü ve barışçıl, aynı zamanda istihdama ve yurt dışından döviz getirmesi nedeni ile ülke ekonomisine önemli katkı sağlayan, ulvi bir iş yapan, elindeki çantada taşıdığı broşürler ile dünyanın her bir noktasında önce ülkesini sonra firmasını tanıtan bir kişidir.

Dünyada yıllık ticaret 7,7 katrilyon dolar düzeyindedir. Global anlamda turizm hacmi de 700 milyar dolar. Türkiye’nin turizm gelirini 60 milyar dolar olarak düşünürsek, dünya ticaretinden yaklaşık yüzde 1, turizm gelirlerinden de yaklaşık yüzde 10 pay almaktayız. Bu önemli bir rakamdır. Türkiye’de hiç bir sektör bu kadar başarılı değildir. Ayrıca turizm gelirlerimizin yüzde 90’ı net olarak ülkemize kalmaktadır. Bu başarıda payı olan başta turizmciler olmak üzere, katkı koyan herkesi kutlarım.
Turizmin ham maddesi doğa, arkeoloji, tarihi eserler, kültür ve gastronomidir. Bu değerlerimizi korumalıyız. Bir bölgede sınırsız turizm olamaz. Turizm bölgelerinde belli bir oranın üzerinde yapılaşma olamaz, aksi takdirde turizm bölgesi olmaktan çıkar, sürdürülebilir turizm yapılamaz. Bakanlıklarımızın ve turizm bölgelerindeki belediye başkanlarımızın bu konulara azami dikkat etmesi gerekmektedir.
Turizmin 12 aya ve 81 ile yayılması gerekmektedir. Turizm payının büyük bir bölümünü İstanbul ve Antalya almaktadır. Turizmin ülke geneline yayılması gerekmektedir. Bunu sağlamak için de ülke turizmi yerelden ve yerinden yönetilmelidir. Yerelde kurulacak resmi turizm yönetim yapısı ile kamu ve özel sektör temsilcileri aynı masada toplanmalı, kararları almalı, belli bütçeler ve uzman personel ile turizmi koordine etmelidir.

Ülkemizde sanayiciler ve esnaf kesimine önemli teşvikler ve destekler verilmektedir. Bu teşvikler ve desteklerden en az pay alan ise turizmcilerdir. Turizmcilere özel otel yatırım teşviği dışında önemli bir teşvik olmadığı gibi, ihracatçıların faydalandığı statüden de yararlanılamamaktadır. Ayrıca cirodan alınan yüzde 2 konaklama vergisi ve TGA payı ek yük olarak karşımıza çıkmaktadır. Böylesine önemli bir sektöre ve özellikle seyahat acentelerine ciddi teşvikler verilmelidir.”
TÜRSAB AKTİF OLARAK ÇALIŞMAKTADIR
Hasan Eker, başkan yardımcılığını yaptığı TÜRSAB ile ilgili olarak da şunları söyledi:
“Türkiye Seyahat Acentaları Birliği, 37 il başkanlığı ve Genel Merkezi ile birlikte aktif olarak çalışıyor. TÜRSAB, kaynaklarını verimli kullanan, üyelerine hizmet odaklı çalışmalarıyla örnek bir kurumdur. Birliğimiz, ‘Turizm Yüzyılı’ projesi ile turizmi 12 aya ve 81 ile yaymak için çalışmalarına devam etmektedir. TÜRSAB, 2018 yılında düştüğü yok olma noktasından, uygulamış olduğu mali disiplin ve kurumsal yönetim ilkesi ile geleceğe umut ile bakan bir kurum haline gelmiştir. Birlik bütünlük içerisinde daha uzun yıllar ülkemize hizmet edecektir. Bölünme ile ilgili yasa taslağının tekrar Meclis’e gelmeyeceğine inanıyorum”
Eker sözlerini bir üniversite hocasının deyişi ile bitirdi:
“Turizmci soyulmuş bir elma dilimini ihraç eden, nakliyesini de müşteriye ödeten bir kişidir.”
SON SÖZ
Üzerinde yaşadığımız topraklar medeniyetin doğduğu topraklar. Bu kadar zengin ve farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış bu topraklarda turizm enstrümanımızı daha güçlü kullanmak zorundayız. Bunun için belirtildiği gibi hammaddemiz dünya rezervlerinin üzerinde. İş tanıtmak, anlatmak, güven ortamı sağlamak ve bunu satmak.
Özellikle bu noktada yerel bazda yerel yönetimlere de büyük görevler düşüyor. Bu noktada Mustafa Bozbey’in konuya sıcak bakıp, Bursa’nın turizm potansiyelinin yeterince kullanılması noktasında Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tüm olanaklarını zorlayacağı düşüncesindeyim.

