Karagöz ve Hacivat diye kültürümüzün içinde yoğurulan bu gölge oyunun tarihsel geçmişine göz attığımızda şunları buluruz:
Dünyada gölge oyunları; bir ışık kaynağı yardımıyla yarı saydam bir perde arkasına yerleştirilmiş şekillerin (kuklaların) yansıtılmasına dayanan 2 bin 200 yıllık bir gösteri sanatıdır. Oyunun temelleri ilk olarak M.Ö. 2. yüzyılda Çin‘de atılan bu sanat, tarihi İpek Yolu üzerinden tüccarlar ve göçlerle Güney Asya‘ya, ardından Orta Doğu’ya ve nihayetinde Avrupa‘ya kadar uzanır.
Tarihsel kayıtlara göre gölge tiyatrosu ilk kez Çin‘de Han Hanedanlığı döneminde (M.Ö. 206 – M.S. 220) ortaya çıkar. Efsaneye göre İmparator Wu, kaybettiği eşinin yasını tutarken bir saray büyücüsünün ipek perdenin arkasında oynattığı imparatoriçenin gölgesiyle teselli bulur. Çin‘de “Pi YING” olarak bilinen bu sanat; Endonezya‘da “Wayang Kulit” adını alarak gölge kuklalarının en gelişmiş, en mistik ve en estetik formlarından birine dönüşür.
Gölge oyunlarının bir diğer beşiği Hindistan‘dır. Hindistan‘daki “Tholu Bommalata” gibi deri gölge oyunlarının, Pers (İran) üzerinden Orta Doğu‘ya yayıldığı bilinir. İran‘da “Hayâl-i Bâz” olarak bilinen bu oyunlar, zamanla İslam coğrafyasının en popüler eğlence ve hiciv aracı haline gelir.
İslam ülkelerinde görülen gölge oyununun kökleri Cava ve Hindistan‘a dayansa da, Osmanlı‘ya geçişi Mısır üzerinden olur. 16. yüzyılda Yavuz Sultan Selim’in Mısır‘ı fethiyle (1517) İstanbul‘a getirildiği kabul edilir. Osmanlı topraklarında bu sanat; tasavvufi figürlerle harmanlanarak 17. yüzyılda tamamen kendine has bir kimliğe bürünür; halkın sesi, eleştirisi ve eğlencesi olan Karagöz ve Hacivat kültürünü doğurur.
Gölge oyunu Doğu’dan Batı’ya 18. yüzyılda tüccarlar ve misyonerler aracılığıyla taşınır. Avrupa‘da “Ombres Chinoises” (Çin gölgeleri) olarak anılan bu sanat özellikle Fransa‘da büyük bir popülarite kazanır; kukla tiyatrolarına ve modern sinema tekniklerine ilham verir.

OYUN HAKKINDA
İlk başlarda 28 farklı oyundan oluşan Karagöz Hacivat oyunları zamanla türetilir. Ramazan ayında Kadir Gecesi hariç her akşam bir oyun oynanırdı. Farklı yörelere ait insanlar, Zenne, Karagöz‘ün karısı, vb. kişiler oyunda yer alırdı. Piri Şeyh Küşteri olarak bilinir. Öyle ki oyunun oynandığı perdeye Küşteri Meydanı da denilirdi.
Bu oyun Mukaddime (giriş), Muhavere (atışma), Fasıl (asıl amacın, oyunun sergilendiği bölüm), Bitiş (yapılan hatalar için özür dilenilen ve bir sonraki oyun hakkında bilgi verilen bölüm) olmak üzere 4 bölümden oluşur.
Kültürümüzün bir parçası olan oyun 2009 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi‘ne dahil edilir.
BURSA VE KARAGÖZ-HACİVAT
Kuşkusuz özellikle belirli bir kuşakta Karagöz-Hacivat oyunu izlemeyen sayısı sınırlıdır. Şimdi Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Karagöz ve Kukla Oyunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (KARAKUM), geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli yapı taşlarından biri olan Karagöz‘ü genç nesillere aktarmak ve uluslararası alanda tanıtmak amacıyla çeşitli çalışmalar yapıyor.
Son olarak KARAKUM, düzenlediği “Karagöz Yaz Şenliği” ile anlamlı bir etkinliğe imza attı. Şenlik, 12 Haziran Cuma günü, Prof. Dr. M. Mete Cengiz Kültür Merkezi‘nde gerçekleştirildi.

ÖZTAHTALI NE DEDİ?
KARAKUM Müdürü Doç. Dr. İbrahim Öztahtalı etkinliğin açılışında yaptığı konuşmasında, Karagöz’ün köklü tarihine ve evrensel değerine vurgu yaptı. Bu sanatın 2009 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi‘ne girmesiyle öneminin tescillendiğini hatırlatan Öztahtalı, 2020 yılında kurulan KARAKUM ile Karagöz‘ü bilimsel araştırmalara ve akademik tezlere konu olan bir bilim alanına dönüştürmeyi hedeflediklerini belirtti. Bu süreçte EBA TV aracılığıyla 18 milyon öğrenciye ulaşmaktan, pandemi döneminde bilgilendirici oyunlar sergilemeye ve deprem bölgesindeki çocuklara moral vermeye kadar pek çok önemli projeye imza attıklarını anlattı. Öztahtalı, Karagöz‘ün Anadolu insanının sağduyusu olduğunu söyleyerek, sertifika alan öğrencilerin artık birer “Karagöz Elçisi” olarak bu sanatı dünyanın her yerine taşıyacaklarına inandığını ifade etti.
“PERDENİN ARKASINDAKİ TEK KİŞİLİK DEV KADRO”
Hayali Nevzat Çiftçi ise konuşmasında, geleneksel hayalîlik zanaatının zorluklarına ve bu kadim sanatın inceliklerine değindi. Nevzat Çiftçi, perde arkasında performans sergilemenin, bir televizyon dizisinde düzinelerce insanın üstlendiği kolektif üretimi tek başına omuzlamak anlamına geldiğini vurguladı. Tasvirlerin sesi, hareketi ve sahnenin genel enerjisi gibi tüm dinamiklerin doğrudan hayalînin maharetine bağlı olduğunu belirten Çiftçi, öğrencilerin atölye çalışmalarında bu sanatı bizzat deneyimlemelerinin ve mutfağındaki zorlukları kavramalarının kültürel mirasın geleceği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Konuşmasında bu süreçte emeği geçen herkese şükranlarını sunan Çiftçi, öğrencilerin gösterdiği gayretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

KARAGÖZ ELÇİSİ MÜHENDİS ADAYIMIZ
“Karagöz Elçisi” sertifikasını almaya hak kazanan Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Numan Epçin, “Oyunculuğa Giriş” dersi kapsamındaki deneyimlerini paylaştı. Küçüklüğünde izlediği bu sanatı perdenin arkasına geçerek bizzat tecrübe etmenin çok kıymetli olduğunu belirten Epçin, geleneksel metinleri yalnızca okumak ile sahnede canlandırmak arasında büyük bir fark bulunduğunu vurguladı. Ustaların perde arkasındaki yüksek performansına hayran kaldığını ifade eden Epçin, Karagöz‘ün usta-çırak ilişkisiyle yoğrulmuş yoğun bir enerji ve birden fazla uzmanlık gerektirdiğini derinlemesine kavradığını dile getirdi. Kendilerine bu kültürel imkânı sunan hocalarına teşekkür eden Epçin, bu sevgiyi gelecek nesillere aktaracağını sözlerine ekledi.
Konuşmaların ardından Hayali Nevzat Çiftçi‘nin sergilediği Karagöz-Hacivat gölge oyunu izleyicilerden büyük beğeni topladı. Gösteri sonrasında eğitimlerini başarıyla tamamlayan öğrencilere “Karagöz Elçisi” sertifikaları takdim edildi.
SON SÖZ
Üniversitelerin temel işlevlerinden biri de her alandaki kültürel birikimimizi gelecek kuşaklara taşımaktır. Bu noktada Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Karagöz ve Kukla Oyunları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (KARAKUM) çalışmalarını değerli buluyorum.
KARAKUM Müdürü Doç. Dr. İbrahim Öztahtalı ve çalışma arkadaşlarını kutluyorum