Ülkemizde İçişleri Bakanlığı verilerine(2021) göre 113 bin 378 faal dernek bulunmakta. Marmara Bölgesinde 41 bin 593 dernek var. Bursa’da ise yine bakanlık verilerine göre 4 bin 835 dernek faaliyet gösteriyor. Bu derneklerde yaklaşık 890 kişi istihdam edilmekte.

SİAD’lar tam açılımı ile Sanayici ve İşadamları/İşinsanları Dernekleri. Ülkemiz ilk SİAD’la 1971 yılında TÜSİAD olarak tanıştı. Anadolu’daki ilk SİAD ve Türkiye’nin ikinci SİAD’ı BUSİAD 1978 yılında kuruldu.

Bursa’daki BUSİAD yapılanması Anadolu’da da bu yapıların oluşabileceği örneğiyle, ülkemizde birçok ile örnek oldu. Daha sonra bir SİAD patlaması yaşandı. Her alanda olduğu gibi niteliğe değil de, niceliğe takılan ve büyüklük sendromundaki toplumumuzda bir araya gelelim, sinerji yaratalım, etkinliğimiz artsın yerine; benim olsun küçük olsun mantığı hakim kılındı. Ve sonuçta bu anlayış Bursa’da şu anda 112 SİAD’ı hayata geçirdi.

Her alanda yaşanan – medya da dahil olmak üzere – anlamsız, plansız, niteliksiz sözde büyüme bu alanda da görüldü.

Size bir örnek vermek istiyorum. Ülkemizin ilk Organize Sanayi Bölgesi bilindiği gibi 1961-1966 yılları arasında Bursa’da kurulan Bursa OSB’dir. Burada önce bir Sanayi Bölgesi olacak alan belirlenmiş, devlet ve yerel yönetimce tahsis edilmiş, onun üzerine oluşturulan mütevelli heyeti ile bölgenin altyapısı oluşturulmuş, parseller ortaya çıkmış ve bu parseller satılarak sanayi bölgesi oluşturulmuştur.

Bursa’nın önünde böyle bir örnek varken, biz ne yapmışız? Doğru örneği uygulamamışız. Çeşitli alanlarda bugün Bursa’da 17 Organize Sanayi Bölgesi bulunmakta. Bu sanayi bölgelerinin birkaçı dışında diğer hepsi adeta tersten doğumu zorlarcasına doğmuştur.

Nasıl mı? Şöyle.

Organize Sanayi Bölgesi’ne fabrika kurmak yerine sanayicimizin bazıları sanayi özelliği olmayan, kimisi tarım arazisi, kimisi farklı arazi hüviyetine sahip yerlerde arsalar alıp, buraya fabrikalar kurmuş. Herkes kendi elektriğini kendisi diktiği direklerle getirmeye çalışmış. Cep telefonlarının olmadığı dönemde herkes kendi telefon hatlarını kendileri çekmiş. Çamur içindeki yollardan fabrikalarına ulaşmaya çalışmış.

Sonra ne olmuş?

Artık olay ve sıkıntılar fabrikaların tek başlarına çözmeyecekleri boyutlara gelince bu sefer bir araya gelme zorunluluğu doğmuş. Sorunlardan kurtuluşun OSB olmak olduğu fark edilmiş. Önce bir SİAD oluşturulmuş. ….SİAD. Bu SİAD ile resmi ve siyasi girişimlerde artık bireysel noktadan çıkıp, bir kurumsal havaya bürünülmüş. Yıllarca uğraşılmış ve ….OSB kimliği kazanılmış. Ve OSB’nin kendi yönetimi oluşmuş. Bursa’da böyle 10’un üzerinde örnek var.

Kuruluşundaki temel misyonu OSB kurmak olan birçok SİAD, misyonunu tamamladıktan sonra kapanmamış ve varlığını sürdürmüştür. Şu andaki fonksiyonları nelerdir? OSB yönetimlerinin yapamadığı neleri yapıyorlar? OSB’deki sanayicilere katkıları nelerdir? Bunlar bana göre tartışma konusu değil ama konuşulabilinir.

Burada hiçbir SİAD’ın ismini geçirmiyorum. Bu yazıyı da hiçbir SİAD’ı hedef alarak yazmıyorum. Acizane benim fikrimce misyonunu tamamlamış olan SİAD’lar olgunlukla zaten esas işi yapan OSB varken kendini feshetmeli.

SON SÖZ

Bu yazıya birçok dostum, büyüğüm veya kardeşim kırılacak. Ama ben böyle düşünüyorum.

Bir fabrikanın sahibi olmak, istihdam yaratmak, ekmek kapısı olmak, ihracat yapmak zaten yeterince büyük ve zor bir şey. Bu konumdaki insanlar neden hala bir şeyin başkanı veya yönetim kurulu üyesi olmayı kovalar?

Bunu anlamıyorum.

Çünkü zaten yaptığınız iş ve konumunuz ile yeterince büyüksünüz.

Yeterince katma değer yaratıyorsunuz.

Size başkan denilse ne olur? Denilmese ne olur?

Kuşkusuz eğer bu yolculuğunuzda başka bir hesabınız var ise ona da saygı duyarım.

Kırılanlar affetsin. Bu yazıyı 24 Temmuz pazar günü “Sansürün kaldırıldığı” günün yıldönümünde yazdım. Siz bunu bugün okuyorsunuz.

Sansürün en büyüğü bir yazarın kendi uyguladığı otosansürdür. Bu otosansürsüz bir yazı oldu. Sözüm misyonunu tamamlamış olanlara.

Üreten, istihdam yaratan, ihracat yapan ve özetle bu ülkeye katma değer sağlayan her sanayici ve işadamına saygıyla.