Her yörenin ozanı vardır. Onlar yaşam sürelerince ve sonrasında yörelerine, ülkelerine izler bırakır. Bizim kuşağın da Bursa’da ozanı İlhan İrem’di. O çok yönlü bir insandı. Yazan, çizen, söyleyen, düşünen bir derinliğe sahipti. Aynı mahallede ayrı sokaklarda oturduk. O sahnede ve ben izleyici koltuğunun dışında hiç karşı karşıya gelmedik. Aynı gazetede köşe yazıları yazdık. Ama hiç karşı karşıya gelmedik.
Bu kentte ve bu ülkede yaşayan bizim kuşağımıza dokunan bir insandı. Onun şarkıları ile onunla beraber büyüdük. Beraber aşık olduk, beraber sevdik, beraber ayrıldık. Beraber güldük ve beraber ağladık. O şarkılarında, şiirlerinde bizim söylemek istediklerimizi bizim adımıza söylüyordu. Onun için ne kadar uzakta olursa olsun, bizim İlhan’dı. Ve hep öyle kalacak.
Bu öyle bir beraberlikti ki aynı mekanda, aynı anda olmak gerekmiyordu. Yaşadıklarını yaşıyorduk/Yaşadığımızı yaşıyordu, duygularımızı/duygularını, o şiirsel bir dille ifade ediyordu.

Daha 16 yaşındayken üst sınıf okul arkadaşlarıyla Meltemler Orkestrasının solisti olarak Çelik Palas ve Uludağ’da sahne alıyordu. Artık başkalarının şarkılarını söylemekten sıkılmıştı. Kendisi dört şarkı yazdı ve besteledi. Onları kendine göre kayıt etti. Biriktirdiği para ve babasının desteği ile 4 bin lirayla soluğu İstanbul Beyoğlu’nda aldı. Otele yerleşti. Ertesi sabah Topkapı Plakçılar Çarşısı’nda kapı kapı gezdi. Her kapıdan “Hayır” yanıtını aldı. Ertesi gün devam etti. Yine devam etti. Artık vazgeçme aşamasındayken son gün Diskotür firmasının sahibi Antuan Şöriz ona -ücretini alarak- ilk 45’liğini yaptı. “Birleşsin bütün eller – Bazen neşe bazen keder” şarkıları vardı, 45’likte. Bu 45’lik sadece 96 adet sattı. Bir hayal kırıklığıydı.
Kısa bir süre sonra Antuan Şöriz ona bu sefer kendisi maliyetini karşılayarak o İstanbul’a götürdüğü 4 şarkıdan kalan ikisini 45’lik yaptı. “Yazık oldu yarınlara – Haydi sil gözlerini” içinde olan 45’lik onu popülerliğe -Bir buçuk milyonun üzerinde sattı- taşıdı. İlk Altın Plak o 45’lik ile geldi. Yaşamı boyunca 7 Altın Plak kazandı.
1976 yılında yayınladığı dördüncü 45’liğinde Tanrı’yı sorguladığı “Kuklacı Amca” 45’liği şirketi tarafından piyasadan toplatıldı. Aynı yıl ilk LP/Longplay/Uzun çalar çalışması olan “İlhan İrem 1973-1976” yayınlandı.
“Üzülme Dostum”, “Havalar Nasıl”, “Ayrılık Akşamı”, “Sensiz de Yaşanıyor”, “Bal Ağızlım” gibi her yaptığı 45’lik liste başı oldu 1973-1981 yılları arasında toplam 10 adet 45’liği yayınladı.
1979 yılında yayınladığı senfonik yapıdaki “Sevgiliye” LP si ile ilk defa akademik bir çalışmayla müzik yaşamında yeni bir yola saptı. “Sevgiliye” albümünde ilk defa kendi yazdığı sözler dışında bir Nazım Hikmet şiiri “Hoş Geldin”i besteledi ve seslendirdi.
Sadece müzikle yetinmedi. Bıraktığı liseyi açıktan bitirdi. (Atatürk Lisesi’nde yapılan bu dışardan bitirme sınavlarında beden eğitimi sınavını Güler Buğday yapar. O bu anısını kısa bir süre önce paylaştı.) Kitaplar yazdı. Köşe yazıları yazdı. (1999 kasımında yazdığı Mektup isimli köşe yazısı Fetö’ye o dönemler yazılan ağır yazılardan biriydi. Ne enteresan değil mi? Altı üstü şarkıcı diye küçümsenen bir kişi o tehdidi görebiliyor ve bunu yüreklice kaleme alabiliyor.) Soyut resim çalışmaları yaptı. Bursa, Ankara, Antalya, Kuşadası, Dikili, İstanbul, Gölcük ve İzmir‘de kişisel resim sergileri açtı.
İLHAM İREM VE ÇALIŞMALARI
İlhan İrem’in yıllara göre yaptığı albümler şöyle:
“İlhan İrem(1973-1976/1976) ; Sevgiliye(1979 ); Bezgin(1981); Pencere(1983); Köprü(1985); Ve Ötesi(1987); Dünden Yarına(1988); Uçun Kuşlar Uçun(1989); Pencere… Köprü… Ve Ötesi…(1990); İlhan-ı Aşk(1992) ; Koridor(1994); Romans(1994) ; Sevgililer Günü The Best Of İlhan İrem 1.(1995) ; Aşk İksiri & Cadı Ağacı The Best Of İlhan İrem 2.81997) ; 1998 – Hayat Öpücüğü The Best Of İlhan İrem / 3. ; 2000 – Bezginin Gizli Mektupları; 2000 – Uçuk Mavi Pencere; 2000 – Bulutlara Köprü; 2000 – Düşler ve Ötesi; 2001 – Seni Seviyorum; 2003 – Bir Meleğe Aşık Oldum / The Best Of İlhan İrem/ 4.; 2004 – Işık ve Sevgiyle 30 Yıl, ; 2006 – Cennet İlahileri ; 2008 – Tozpembe/Progressive Çocuk Şarkıları.”
Aynı zamanda 6 kitabı olan İlhan İrem, şunları yazdı:
“Pencere… Köprü… Ve Ötesi… (Öykü/1985) ; Uzaklarda Biri Var (Denemeler/1987) ; Katastrof (Şiirler/1990 ) ; Delirium (Denemeler/1994) ; Millenium / Sanalizasyon Fareleri, Yarasalar ve Diğerleri (Denemeler/1998) ; Siyah Kuğunun Şarkısı (Senfonik Şiir/2007); Güneş Ülkesinin Karanlık İnsanları (Denemeler / 2014)”

SON SÖZ
Evet, lafı fazla uzatmadan “Sevgili İlhan ışıklarda uyu” diyorum.
O her zaman dik duran bir adam oldu. Hiç kimseye, hiçbir siyasi partiye yaranma ihtiyacı duymadan yaşadı.
Onun Ayın Dudakları dizeleri ile “iyi haftalar” diliyorum.
“Laciverte
Kirli-beyaz karışıyor
Uludağın bi yerinde…
Yavaşça sararıyor gecenin kirpikleri…
Çapaklı bi Mayıs akşamında
Gümüş bir gözbebeği…
Birşeyin habercisi
Bu baykuş..Bu ay..
Şu kayan yıldız!..?..
Işıklar..Temenyeri…
Gecekondu mahalleleri
Birşeyler anlatıyor
Yarın için…”


