Spor ve sanatın ortaya çıkardığı görsellik ürünlerinin bir temel özelliği vardır. Ortaya çıkan hiçbir performans tekrarlanamaz. Ortaya çıkartıldığı anda tükenir. Ne demek mi istiyorum?
Atılan bir golün, yapılan bir bloğun, yapılan bir tuşun tekrarı olmadığı gibi yapılan bir tablonun, yapılan bir heykelin, seslendirilen bir şarkının ve çalınan bir eserin hiçbir zaman aynısı tekrarlanamaz. O nedenle sanat ve spor ürünleri üretildiği anda tüketilir. Aynısı tekrarlanamaz. Aynı beste, aynı orkestra ve aynı şefle bir daha çalınsa bile hiçbir zaman –bizler fark edemesek de– aynı performans sergilenmez.
Zaten sanat ve sporun güzelliği bundadır. Onun için show/gösteridir. İnsanlar yapamadıklarını/yapmak istediklerini görmek için spor müsabakalarına, sergilere ve konserlere giderler.
Spor ve sanat kendi içinde iki temel kategoriye ayrılır. Bireysel ve takım olmak üzere. Takım sporları ve orkestralar bir ekip çalışması ortaya koyarken; bireysel sporlar ve bireysel sanatsal etkinlikler kişisel performansları sergiler.
Her iki kategorinin de kendine özel zorlukları vardır. Ama bir takım/ekip halinde ortaya konulan performansların da ayrı zorlukları olduğu unutulmamalıdır.
Sizler orada farklı yaşlarda, farklı eğitimler görmüş, farklı hayalleri olan insanları bir ortak ürünü üretmek için bir araya getiriyorsunuz.
İşte burada antrenör/şef devreye girer. Neyse konuyu fazla uzatmayayım…
SES VE IŞIK ERKİ
Doğanın iki temel erki ses ve ışıktır. Işık farklı frekanslarla görmemizi sağlarken, ses farklı basınç değişiklikleri ile duymamızı sağlar. Göz ve kulak bunların sağlanabildiği organlarıdır.
Işık doğada üç temel renkten sayısız rengin doğmasına neden olurken doğa sayısız sesin kaynağıdır.
3 temel rengin-sarı/kırmızı/mavi- oluşturduğu sayısız renk kombinasyonu resimde hayat bulurken; müzikte de 7 temel nota -do/re/mi/fa/sol/la/si- sayısız ses uyumunu ortaya çıkarır. Hatta bazen doğa da duyamayacağımız seslerin çıkmasına -bazı enstrümanlarla- neden olur.

İşte bir besteci bu yedi temel nota ile bir sesler ahengi oluştururken, bazı bestecilerin oluşturduğu bu ahenk yüzyıllar boyunca yaşamaya devam eder.
Evet orkestra, şef ve besteci zaman zaman böyle ölümsüz eserlerin doğmasına, onların sahnelenmesine, uygarlığın ve tarihin sayfaları arasında yer almasına neden olur.
İşte sanat ve spor böyle iki evrensel dili oluşturur. Onların ortak ve temel özelliği de üçüncü evrensel dil olan matematiktir.
ORKESTRA/SENFONİ ORKESTRASI
Evet bildiğiniz gibi her enstrümandan birden çok sayıda bulunan üflemeli, yaylı ve vurmalı enstrüman gruplarından oluşan büyük orkestralara, senfoni orkestrası adı verilir. Bunlar uzun ve çeşitli bölümleri olan klasik müzik parçalarını çalmak için düzenlenir.
İtalyanca orchestra/orkestra “müzisyenler grubu” veya Fransızca orchéstre/orkestra ” Tiyatroda müzisyenlere ayrılan yer. Ayrıca müzisyenler grubu” sözcüğünden alıntılanmıştır.
Bu sözcük Eski Yunanca orχéstra ορχέστρα “dans alanı, tiyatroda koroya ayrılan yer” sözcüğünden alınmıştır. Yunanca sözcük Eski Yunanca orχéomai ορχέομαι “raksetmek, horon tepmek, tepinmek” fiilinden türetilir.
Yunanca fiil Hintavrupa anadilinde yazılı örneği bulunmayan *orgh-i- biçiminden evrilir. Bu biçim Hintavrupa anadilinde yazılı örneği bulunmayan *ergh- “(cinsel anlamda) azmak, husye” kökünden türetilmiştir.
Özetle senfoni orkestrası ses ve ışık ile görsel ve duysal bağlamda bir dönemlerin sibernetiği gibi mekaniğin ve organizmanın mükemmel bir uyumudur.
BBDSO, KIZIL VE SAKER
İşte kentimizde yıllar önce vizyon sahibi iki lider dönemin Uludağ Üniversitesi Rektörü rahmetli Prof. Dr Ayhan Kızıl ve dönemin Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı-Allah uzun ve sağlıklı ömürler versin- Erdem Saker büyüklerimiz ülkemizin ilk Bölge Devlet Senfoni Orkestrası’nı hayata geçirmişti.

Bu iki sanat ve spor dostu büyüğümüzün hayata geçirdiği orkestramız Perşembe günü yeni sezonun ilk konserinde Bursalılar ile buluşacak. Sezon açılış konserinde Şef Naci Özgüç yönetiminde, piyanoda Gülsin Onay solistliğinde orkestramız Hasan Uçarsu’nun ”100. Yıl Türküsü” (Dünya’da ilk seslendiriliş), Utar Artun’un ”Yüz Yılın Yıldızı ” (Dünya’da ilk seslendiriliş), Ahmet Adnan Saygun’un “1. Piyano Konçertosu”nu, Hasan Ferit Alnar ‘ın “Prelüd ve İki Dans”ını, Ferit Tüzün’ün “Anadolu Orkestra Süiti”ni ve de Ferit Tüzün’ün “Türk Kapriçyosu”nu seslendirecek. Soloda Görkem Ezgi Yıldırım olacak.
Konserin ana destekçisi her zaman ki gibi Uludağ Premium.
Evet, değerli solistimiz piyanist Gülsin Onay’a bu köşeden de bir kez daha başsağlığı dilerken kentimize hoş geldiniz diyorum. Şef Naci Özgüç’e hoş geldiniz derken uzun kalmalar diliyorum.


