BESAŞ yıllık 70 milyon ekmek üretimi ile Türkiye’nin üçüncü büyük ekmek üretim tesisidir. Bu tesis 1977 yılında CHP’den Belediye Başkanı seçilen Mustafa Eroğlu tarafından kentimize kazandırıldı. Tesisin 1979’da temeli atıldı ve 1982 yılında üretime başladı.
BESAŞ dendiğinde aklıma 2013 yılında onlar için yazmış İnsan ve Ekmek kitabının yazımı sırasında anne tarafından büyük dedem uzun Mehmet’in sarayın Ekmekçibaşısı olduğunu öğrendiğim gelir. Bir de Can Aydoğan’ın genel müdür yardımcılığı döneminde arada bir sabahları uğradığımda sıcak ekmek ile yaptığımız peynir keyfinin tadı. BESAŞ tesislerini en son 2013 yılında gezmiştim.
Çocukluk yıllarımda İstanbul’dayken, Mudanya Tekel Müdürü olan rahmetli babamın dayısına yaptığımız ziyaretlerde ilk kez Mudanya’yı tanıdım. O zaman babamın kuzeni ODTÜ eski hocalarından Adnan ağabeyle eski Mudanya yolunda bisikletin arkasında nasıl büyük bir hızla yokuş indiğimiz belleğimde hala.
1970’de Bursa’ya yerleştikten sonra da Mudanya’yı daha yakından tanıdım. 49 yıllık meslek hayatımızda Mudanya dendiğinde aklımızda birkaç belediye başkanı iz bıraktı. Bunlardan biri de tabii ki Ali Narin Demirtaş(1935-1998)’tı. Ayrıca çok sevgili dostlarım ve arkadaşlarım Dr. Sabit Günel ve Dr. Melek Günel’in de babalarıydı. 1973-1980 yılları ve 1989-1994 yılları arasında Mudanya Belediye Başkanlığı yapmıştı. Bir gün Mudanya’da balık yerken bir garson bana onun sahilin doldurulma işini nasıl belediyenin kaynaklarını kullanmadan yaptığının (o dönemin bakanı Kurtcebe Alptemoçin’in de destekleri olmuştu) öyküsünü anlatmıştı. Hiç unutmam.
31 Mart 2024 yerel seçimleri için Ali Narin Demirtaş’ın oğlu İbrahim Alpay Demirtaş CHP’den aday olmuştu. O gösterilmedi, Deniz Dalgıç gösterildi ve kazandı. Toplumumuzda belirli bir yaşa gelen insanlar hala şunun oğlu diye sıfatlandırılırlar. Bundan gocunmamak lazım. 70’lere merdiven dayayan biri olarak ben hala birçok kişi için “Orhan Ağabeyin oğluyum”. Babam ve Ali Narin Demirtaş gibi devlet terbiyesi görmüş güzel insanlar bizlere dünyanın en büyük miraslarından biri olan temiz bir soyadı bıraktılar.
İkisi de ışıklarda uyusun.
Evet, şimdi İbrahim Alpay, BESAŞ Genel Müdürü oldu. Kendisinin ciddi bir kariyeri var. Mülkiye’yi bitirdikten sonra Maliye Bakanlığında yaklaşık 6 yıl hesap uzmanı olarak çalıştı. Yeminli Mali Müşavir kendisi. Yaklaşık 25 yılda Çukurova Holding’te üst düzey yöneticilik yaptı. Digitürk ve Türkcell’in kuruluş süreçlerinde de rol oynadı. Emeklilik döneminde çocukları Bursa’da olduğu için Mudanya’ya yerleşti. Yaklaşık 9 yıldır da kuruculuğunu ve sahipliğini yaptığı Perspektif Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş’de görev yapıyordu.

Ben kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum.
Bir gün denk gelirse kahve altı, sıcak ekmek ve peynire uğrarım.
14.YILMAZ AKKILIÇ BURSA ARAŞTIRMALARI ÖDÜLÜ
Yılmaz Akkılıç’ı gazeteciliğe başladığım yıllarda tanıdım. 1976’da Bursa Hakimiyet’e geçtiğimde o rahmetli Saruhan Ayber ve Ferudun Evrenosoğlu’na sıklıkla uğrardı. Bendeniz o zaman başında kavak yelleri esen, okuyan, araştıran o dönem için kendine göre her şeyi öğrenmiş(!) ve bilen(!) bir gençtim. Macar kökenli Fransız Marksist Georges Politzer’in Felsefenin Temel İlkelerini yeni bitirmişim. Var ya her şeyi çözmüşüm(!) bilmediğim bir şey yok(!). O geldiğinde biz de hemen kenara sandalye çekip, sohbeti dinlemeye başlardık. Arada ukalalık yapıp, “Ama o böyle değil mi?” dediğimizde doğrusunu öğrenirdik.
O günlerden başlayan ağabey kardeş ilişkimiz süreçte dostluğa dönüştü desem yeridir. Evine gidip gelirdik. Evindeki kütüphanesinde araştırma yapardık. Ben köşe yazıları yazmaya başladığımda en büyük eleştirmenim oydu. Sabah arar. Eğer bir yanlışım varsa düzeltir. Zaman zaman beğendiği yazılarım için “Murat yine Türkçe bilmeden güzel yazmışın” derdi. O benim için bir iltifattı. Onun benim yazılarımı okuması bana göre değerliydi. Aramızdan çok erken ayrıldı. Benim bir yazı yazarken danıştığım ve/veya bir bilgi almak başvurduğum bir kaç büyüğümden biriydi. Şimdi, kimse yok. Bazı genç arkadaşlar arada bir şeyler soruyor. Yaşlandım mı diye sorguluyorum.
Neyse…
Yılmaz Ağabey adına 2010 yılında bir Bursa Araştırmaları Ödülleri; BGC ve Nilüfer Belediyesi Akkılıç Kütüphanesi ile Akkılıç Ailesi işbirliğinde başlatılmıştı. Bu yarışmaların ilklerinde bir ödül almak da bana nasip olmuştu. Ödülü elime aldığımda içimden onu anmıştım.
Geçtiğimiz hafta 14. Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülleri sahiplerini buldu. Akademik çalışmalarıyla ödüle değer görülen Alper Can ve Ramazan Buldu’ya ödülleri Akkılıç Kütüphanesi’nde düzenlenen törende verildi.

Törene Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Vekili Mehmet Yıldız, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, BBŞB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Şafak Baba Pala, Nilüfer Belediye Meclisi Üyeleri, Akkılıç ailesi ve çok sayıda davetli katıldı.

Törende Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, BGC Başkanı Nuri Kolaylı, Alper Can , Ramazan Buldu ve Yener Akkılıç birer konuşma yaptılar.
Ayrıca Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülleri Seçici Kurul Başkanı Prof. Dr. Feza Karaer de söz alarak yarışma süreci ve yapılan değerlendirmeler üzerine açıklamalar yaptı. Konuşmaların ardından doktora kategorisinde “Güney Bithynia’da Bir Kent: Prusa Ad Olympum” başlıklı teziyle Alper Can, yüksek lisans kategorisinde de “İklim Değişikliğine Bağlı Deniz Seviyesi Yükselmesinin Kıyı Kırılganlık Analizi: Bursa Örneği” başlıklı teziyle Ramazan Buldu’ya ödüllerini Başkan Şadi Özdemir ile Nuri Kolaylı verdi.
Sevgili Ramazan Buldu’nun ödül alırken ve konuşması sırasındaki heyecanı bana 40 yıl önce Hacettepe Üniversitesi kürsüsünde ilk bildirimi sunarkenki ayaklarımın titremesini anımsattı. Sevgili kardeşim değerli araştırmacı Dr. Alper Can’ı gönülden kutluyorum. Çok değerli çalışmalar yapıyor. Ramazan kardeşime de yolun açık olsun, rehberin ise bilim ve bilgi olsun diyorum.
Ödül töreni sonunda geçen yıl ödül alan ve kitapları basılan akademisyenler Gözde Kırlı Özer ve Sercan Eklemezler, okurlarıyla buluşarak ödüllü kitaplarını imzaladı.
Yılmaz Amca ışıklarda uyu.


