Kurt nasıl avlanmak için puslu havayı severse, olumsuzluk yapmak, olumsuz ortamı yaratmak, olumsuzluklardan yararlanarak yönetimi (her bazda) ele geçirmek isteyenler kişi ve yapılar da tekinsizliği sever.
Tekinsizlik üzerine yazılmış makaleler içerisinde en önemlilerinden biri de Freud’un eseridir. Sigmund Freud(1856-1939)1919 yılında Imago dergisinde yayınlanan “The uncanny/Tekinsiz” başlıklı makalesinde, E.T.A. Hofmann’ın “Kum Adam” adlı hikâyesi bağlamında, tekinsizlik halini açıklamaya, tekinsizlik hissinin oluşum koşullarını deşifre etmeye girişir. Freud öyküyü “Kum Adam bütünüyle tekinsiz bir öykü” diye tanımlar.
Ernst Theodor Amadeus Hoffmann, Alman besteci, müzik eleştirmeni, romantizm döneminde fantezi ve korku hikâyeleri yazarı, jüri üyesi, çizer ve karikatüristtir. E. T. A. Hoffmann(1776-1822), Alman gotik edebiyatının en önemli isimlerinden; belki de en önemlisidir. İki asırdan fazladır okurlara musallat öyküsü “Kum Adam” ise kâbus ve gerçek arasındaki ince çizgide duran ürkütücü bir eserdir. Öykü kısaca şöyledir:
“Gece olunca gelip çocukların gözlerini çaldığı söylenen, çocukken babasının ölümüyle alakalı olduğunu düşündüğü Kum Adam’ı hiçbir zaman unutamayan Nathanael’in hayatı, eğitim gördüğü şehre Coppola isminde bir satıcının gelmesiyle altüst olur. Coppola’nın Kum Adam’la olan ilişkisini çözmeye çalışan Nathanael, Profesör Spallanzani’nin “tuhaf” kızı Olimpia’yla tanışınca işler iyice çetrefil bir hal alır.”
Tekinsizin işleyiş şekli bastırılmış olanın geri dönmesi, tanıdık olanın yabancı hale gelmesi, onun farklı tezahürlerle kendisini göstermesidir.
Freud’a göre tekinsizliği mümkün kılan iki temel faktör vardır. Birinci faktör, Freud’un eksik bir tanım olduğunu ifade ettiği, “zihinsel belirsizlik”, “yabancılık hissi”, “ait hissetmeme” faktörü biçiminde açıklanabilir.
İkinci faktör ise tekinsizlik, sadece, zaten bilindiği varsayılan bir şeyin kazandığı yeni kavrayışla ortaya çıkan yabancılık niteliğinden doğan bir yeniden algılanış değil; aynı zamanda, bilinçaltında bastırılanların geri dönmesiyle yüzeye çıkan korku ve kaygıdır.
Bir dip not bazı akademik çalışmalarda tekinsizlik ortamının askeri darbelere bile zemin hazırladığı dile getirilir.

DEKİN/TEKİN
Yukarıdaki bu akademik giriş sonrası Dekin/Tekin ve de Tekinsizlik kavramını biraz açmak istiyorum.
Dekin/Tekin kelimesi karşımıza ilk kez eski Türkçe yazılmış metinlerde 10. yüzyılda Dekin olarak çıkar. Anlamı uğurlu, yan anlamı ise aydınlık ve ferah anlamındadır. Bu kelimenin yakın anlamlı olan sözcükleri arasında “Kutlu, Güvenli, Ferah, Şanslı, Hayırlı ve Talihli” kelimeleri vardır.
TDK‘ya göre tekin kelimesi, kötü ruhlardan ve olumsuz enerjilerden özgür olan, uğurlu ve uygun anlamına gelir.
Kelimenin olumsuzu tekinsiz ise halk arasında cin ve peri gibi doğaüstü varlıkların bulunduğuna inanılan yerler, tekinsiz olarak nitelendirilir. Güvenli olmayan, daha önce suç işlenen yerlere de tekinsiz denir. Uğursuz da bir biçimde bu anlamda kullanılır.

TEKİNSİZLİK SERGİSİ METEOR BALAT’TA
Nilüfer Belediyesi’nin yakın zamanda hizmete giren Meteor Balat Kültürevi bugün saat 16.00’da Tekinsizlik adını taşıyan farklı bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yapıyor.
Bu sergide Ateş Alpar, Silva Bingaz, Sinem Dişli, Umut Erbaş, Metehan Özcan, Erkan Özgen, Yusuf Sevinçli, Serkan Taycan, Cengiz Tekin’in eserleri var. Bu dokuz fotoğraf sanatçısı tekinsizlik kavramını manzara fotoğrafları üzerinden ele alıyor.
Bu sergi şu dizelerle tanımlanmış:
“Dünya üzerinde yaşam artık ‘tekinsiz’.
Belirsizlik yer etmiş, uçsuz bucaksız.
Karşısında beliren binbir his, ağır, yoğun.
Âdem elmamın üstünde düğümlenen nefesim.”
SON SÖZ
Öncelikle Tekinsizlik sergisinin, tekin bir ortamda geçmesini diliyorum.
Ülkemizde de tekin günler ve yıllarımızın bol olmasını, tekinsizliğin bizden uzak durmasını diliyorum.


