Skip to main content

Mart 2024’de 2011 yılından beri yayınlanmakta olan İnsan ve Toplum Dergisi’nde bir akademik makale yayınlandı. Aralık 2023’de kaleme alınan makalenin başlığı “Türkiye’de Gençlerin Sosyo-Politik Tutumları”ydı.

Bu çalışma daha önceden Bursa Uludağ Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan şimdi İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Bozkurt, Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Nihal Demir ve Ahmet Arıboğan tarafından kaleme alınmıştı.

Çalışmanın özetini size aktarmak istedim. Seçim sonrası belki değerlendirmek, not düşmek istersiniz.

Çalışma Türkiye’de gençlerin siyasi ilgi, dini bağlılık, sosyal uyum, özerklik, ulusal teknolojilere destek, medya ve kamu kurumlarına güven gibi konulardaki tutumlarının yaş, cinsiyet, eğitim, sosyal sınıf ve medeni durum gibi demografik faktörlere göre farklılıklarını incelemeyi amaçlıyordu. Veriler, Türkiye’de 15-29 yaş arası 812 gence uygulanan bir kamuoyu araştırması aracılığıyla toplandı.

Çalışmada vatanseverlik, aileden özerklik, devlete/kurumlara güven, siyasi ilgi, dini bağlılık, sosyal uyum ve medyaya güven olmak üzere yedi faktör belirlendi.

Bulgularda, gençler arasında yerli/ulusal teknolojilere ilişkin güçlü bir vatanseverlik tutumuna işaret edildi. Ancak devlete/kurumlara ve medyaya güven düşük düzeydeydi. Gençlerin toplumsal uyum ve dini bağlılık konusunda pozitif bir tutuma sahip olduğu görüldü. Ayrıca gençlerin yarısından fazlası aileden özerklik arayışını destekliyordu.

Veriler, gençlerin ülkelerine duygusal bir bağlılık duyduklarını, ancak özellikle kurumlara olan güven eksikliği ve daha iyi bir yaşam arayışı nedeniyle yurtdışına taşınmak istediklerini gösteriyordu.

DERS ÇIKARMAK

Genelde “Durumdan ders çıkarmak” diye bir deyimimiz vardır. Bu deyim içinde bulunulan şartları değerlendirerek yanlış adım atmamak anlamına gelir.

Genelde normal insanların başarısızlıklarından ders çıkarması beklenir. Akıllı insanlar ise başkalarının başarısızlıklarından da ders çıkarma becerisine sahiptir.

Gerek bireysel süreçlerde gerekse toplumsal süreçlerde hedefinize (iş hayatında, sosyal hayatınızda, ikili ilişkilerde, hayalinizi gerçekleştirmeye çalışırken) ulaşmaya çalışırken hatalar ve planlanmayan durumlar yaşamın vazgeçilmesidir. Önemli olan tüm bunlara “olumsuzluk” olarak bakmamak ve yaşanılan her şeyden bugün ve gelecek için bir ders çıkarmaktır.

Burada unutulmaması gereken şey gerek bireysel gelişim gerekse toplumsal gelişim süreçlerinde yapılan ve yaşanan olumsuzlukların geçici; çıkarılacak derslerin ise kalıcı olduğudur.

Bu konu bu kadar somut iken insanlar ve toplumlar özellikle toplumları yöneten liderler bu kadar somut ve basit verilerden çoğu zaman ders çıkarmazlar.

Kimi zaman şişkinlik düzeyi tavan yapmış egolar; kimi zaman hayata geçirmek istedikleri (gizligündemleri) çoğunlukla toplumun yararına olmayacak hayalleri ve de dogmaya olan tutkuları, kadercilik anlayışındaki yanlış bakışları onları engeller.

Ülkemiz ve dünya tarihi bunun örnekleri ile doludur. Ve bu örneklerin yaratıkları sonuçlar tarihin tozlu sayfalarına not olarak düşmüştür.

SON SÖZ

Alanın uzmanları Egomuza yönelik duygusal meydan okumanın ötesinde, başarısızlık aynı zamanda bilişsel bir meydan okuma da sunar, yani başarısızlık sonrası gelen bilgilerin işlenmesi başarılı olduğumuz deneyimlerden daha zor olabilir.” düşüncesindeler.

Bu arada kritik soru şudur:

“Başarısızlığı kendimize mi saklamalıyız yoksa başkaları için bir derse mi çevirmeliyiz?”

Bu soru kulağa korkutucu gelebilir, ancak Amerikalı psikolog Lauren Eskreis-Winkler ve sosyal psikolog Ayelet Fishbach’ın iddia ettiği gibi “Hatalarda saklı olan bilgi kamunun yararınadır. Paylaşıldığında toplum adına yarar sağlar.” çıkarımı unutulmamalıdır.

Eğer devletten, toplumdan, kamudan söz ediyorsak öncelememiz gereken hepimizin ortak arzusu  “kamu yararı” olmalıdır.

Mevlana diyor ki:

“Asla geçmişte yaşama. Ama geçmişten ders al!”

Lütfen unutmayın insanın başına bir olumsuzluk geldiğinde önünde iki seçeneği vardır:

“Ya kurban olmak, ya da ders çıkarmak.”

Hepimiz bir olumsuzluk için suçlu bulmak yerine ders çıkarmayı unutmayalım.