Akran zorbalığı, akran grubu içinde fiziksel, duygusal ya da sosyal biçimde zarar veren, tekrar tekrar yaşanan saldırgan davranış biçimi olarak tanımlanmaktadır. Okul ortamlarında sıkça karşılaşılan bir durumdur. Akran zorbalığı, bir çocuğun bir veya daha fazla akranı tarafından tekrar tekrar ve kasıtlı biçimde kötü muameleye maruz kaldığı bir istismar türüdür.
Alanın uzmanları bu konunun nedenlerini şöyle özetler:
“Güç dengesizliği yaygın görülen ilk faktördür. Çocuk, kendini güçlü göstermek amacıyla sıklıkla bu yola başvurarak akranlarına baskı oluşturabilir.
Ailevi problemler, çocukların baş etmekte zorlandığı ve öfkelendiği durumlar arasındadır. Çocuk, öfkesini kontrol edemeyerek arkadaşlarına karşı zorba tavırlar oluşturabilir. Çocuklar, sosyal medyada kendilerine bir karakter belirleyebilir. Belirledikleri karakteri, yansıtabilmek adına onun kötü hareket ve davranışlarını da tekrar edebilir. Arkadaş grubu baskısı da sorunun nedenleri arasında yer alır. Okul ya da mahalle içerisinde yer alan baskın grubun kurallarına uymak adına bu yaklaşımlar görülebilir.”
Bu önemli konu ile ilgili olarak Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Birimi geçtiğimiz günlerde bir konferans düzenledi. Bursa Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde düzenlenen etkinlik Merinos Osmangazi Salonu’nda gerçekleştirildi.

Konferansta Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rüçhan Uz, “Okul Güvenliğinde Psikolojik Danışmanın Rolü ve Akran Zorbalığı” konusunda değerli bilgiler paylaştı.
RÜÇHAN UZ NELER DEDİ?
Rüçhan Uz konuşmasında akran zorbalığının “Sözel Zorbalık, Fiziksel Zorbalık, Sosyal Zorbalık, Siber Zorbalık, Eşyasını ve parasını elinden alma, kontür yükletme, Cinsel Zorbalık” gibi türleri olduğuna dikkat çekerek, zorbalık artışının devam ettiğini bunun nedenlerinin de “TV dizileri, Teknolojik araçlarla yaşam, Bilgi teknolojilerinin sınırsız ve denetimsiz kullanımı, Medyanın yaydığı bedene yönelik algı, Gelir düzeyi, Göç ve Hızlı değişim” olduğunu belirtti ve şunları dile getirdi:
“PISA 2018 verilerine göre Türkiye’deki öğrencilerin % 24’ü ayda en az 1 kez akran zorbalığına uğruyor. OECD’nin yayınladığı rapora göre ise Türkiye’de 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin ’u okullarında ayda birkaç kez sözel veya fiziksel şiddete maruz kalıyor. Türkiye’de yapılan araştırmalar da her 3 öğrenciden 1’inin akran zorbalığına uğradığını ortaya koyuyor. Ülkemizdeki lise öğrencileri üzerinde yapılan bir çalışma öğrencilerin %44’nün sözel, %30’unun fiziksel, ‘inin duygusal ve %9’unun cinsel zorbalığa maruz kaldığı saptanmıştır.
Sorun her geçen gün arttığı ve çocukların yaşamını tehdit edecek boyutlara geldiği için MEB tarafından Kasım 2022’de Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’ndeki değişiklikle akran zorbalığı ve siber zorbalık yapan öğrencilere disiplin işlemi uygulaması getirildi. Ayrıca bu konu ‘okul temelli sosyal sorumluluk çalışmaları’ dersi içinde işlenmeye başlandı.
Zorbalığa uğrayan öğrencilerde; okul devamsızlığı; başarıda düşme, içine kapanma, depresyon, mide ağrısı, kusma vb. rahatsızlıklar gözlenebilir. Kaygı oranı artar, zorbadan korkar. Yetişkinlere başlarına geleni anlatamaz çünkü tehdit edilmektedir. Alay edileceklerini, beceriksiz bulunacaklarını düşünecekleri için kimseye anlatamaz. Yapılan araştırmalar mağdurların öğretmen ve rehber öğretmen yerine daha çok arkadaş ve anne babalarından yardım istediklerini göstermektedir.”

AKRAN ZORBALIĞINA KARŞI NE YAPILABİLİR?
Bu sorunun önlenmesi noktasında da Rüçhan Uz şunları söyledi:
“Yapılan çalışmalar, okullarda şiddeti önlemenin sadece emniyet görevlileri, kanunlar ve disiplin cezaları gibi yöntemlerle önlenemeyeceğini göstermiştir. Öğretmen zorbalığın ne olduğunu ve zorbalığı nasıl kontrol edeceğini bilmeli, bunu rehberlikle iş birliği halinde götürmelidir. Zorba, kurban ve seyirci bu üç grup için ayrı bir psikolojik danışmanlık ve rehberlik (PDR) sürecinin yürütülmesi gerektiği belirtilmektedir. Okulda zorbalığı önleme programları ile bütüncül bir yaklaşım sergilenmelidir.
Zorba ve mağdurlar için bireysel ya da grupla psikolojik danışma. Okulda her yıl hazırlanan şiddeti önleme planını uygulamaya geçirme. Öğrenci velilerini ve öğretmenleri bilgilendirici seminerler düzenleme. Şiddete maruz kalan veya şiddet sergileyen öğrenci velileri ile görüşme ve yapılması gerekenleri bildirme. Zorba öğrenciler öfke kontrolü eğitimleri. Zorbalığa uğrayanlara çatışma çözme becerileri eğitimi. Hem zorba hem kurbanlar için ayrı gruplar halinde sosyal beceri öğretimi.
Seyirciler için empati, arkadaşlık, yardım, dayanışma v.b kavramlar ile ilgili etkinlikler düzenleyerek eyleme geçmesini sağlama. Öğretmenlerle ile ilgili işbirliği yaparak risk altındaki öğrencileri belirleyip olay ortaya çıkmadan önleme çalışmaları yapma.
Okulda zorbalığı önleme programının uygulanabilmesi için destek verme, öğretmen ve yöneticileri konu ile ilgili bilgilendirme. Zorbalık eylemlerinde bilişsel davranışçı yaklaşımların etkili olduğu, destek sağlayıcı ya da sezgi yönelimli psikoterapi yaklaşımlarının genellikle etkili olmadığından özyeterlik ve benlik algısını geliştirme çalışmaları ile zorbalığı önleme. Riskli alanları denetim altında tutmak için okul yönetimini bilgilendirme. Sınıf düzeyinde zorbalığı önlemeye yönelik rehberlik çalışmaları yapma.”

SON SÖZ
Bir biçimde bu ülkede eğitim gören nerede ise herkes bu ve benzeri zorbalıklarla karşılaştı veya tanık oldu. Bu konu çok önemli bir konu. Konuyu ülkemizdeki bu saçma sapan suni gündemler içine eğitim alanında gerçek bir gündem olarak getirdiği için Milli Eğitim Müdürlüğü’nü kutlarken, değerli bilgileri paylaşan BUÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rüçhan Uz’a da teşekkür ederim.


